Uzay
Gök cisimleri arasındaki boşluk
Uzay, yani dış uzay, Dünya atmosferinin ötesinde ve gök cisimleri arasındaki geniş boşluktur. Bu bölge tamamen bomboş değildir; içinde çok düşük yoğunlukta parçacıklar bulunur. Çoğunluğu hidrojen, helyum ve plazmadan oluşur; aynı zamanda elektromanyetik radyasyon, manyetik alanlar, nötrinolar, kozmik toz ve kozmik ışınlar da mevcuttur ve neredeyse mükemmel bir vakum yaratır.
Kelimenin kökeni, Türkçe “uz-” kökünden türetilmiştir ve ilk kez Atatürk’ün 1937 yılında yayımlanan Geometri adlı eserinde görülür. Bu sözcüğün Atatürk tarafından uydurulduğu düşüncesi yaygındır; aynı yıl Dil Komisyonu çalışmalarına katılan Akil Muhtar Özden’in not defterinde de bu kelimeye rastlanır. Başlangıçta bir geometri kavramı olarak ortaya çıkan terim, zamanla astronomide gök boşluğunu tanımlamak için benimsenmiş ve gündelik dilde de kullanılmaya başlanmıştır.
“Uzay” kelimesinin “Dünya göğünün ötesindeki bölge” anlamındaki ilk kaydı, John Milton’ın 1667’de yayımlanan Kayıp Cennet adlı eserindedir. “Dış uzay” ifadesi ise İngiliz şair Emmeline Stuart‑Wortley’in 1842 tarihli şiirinde yer alsa da, astronomide bu terimi ilk defa 1845’te Alexander von Humboldt kullanmıştır. 1901’den sonra H. G. Wells’in eserleriyle yaygınlaşan bu kavram, Theodore von Kármán’ın “serbest uzay” (free space) tanımıyla da yasal bir alan olarak tanımlanmıştır.
Uzayın temel sıcaklığı, Büyük Patlama’dan kalan kozmik fon radyasyonu sayesinde 2,7 K (yaklaşık –270,45 °C) olarak ölçülür. Galaksiler arası plazma, evrendeki baryonik maddenin yaklaşık yarısını oluşturur ve metreküp başına bir hidrojen atomundan daha az yoğunlukta, milyonlarca Kelvin sıcaklıkta bulunur. Büyük Patlama sonrası maddeler yıldız ve galaksi oluşumları için yoğunlaşmış, gözlemler ise evrendeki kütlenin %90’ının karanlık madde, geri kalanının ise karanlık enerji şeklinde bir vakum enerjisi olduğunu göstermektedir.