Zekâ
zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneği
Zekâ, psikolojide anlak olarak da adlandırılan, zihnin öğrenme, öğrenilen bilgileri kullanma, yeni koşullara uyum sağlama ve özgün çözümler üretme yeteneğidir. Bu yetenek, algılama, bellek, düşünme, uslama ve öğrenme gibi çeşitli zihinsel işlevlerin uyumlu bir arada çalışmasıyla ortaya çıkar; bu bakımdan genel bir zihin gücü olarak da tanımlanabilir. Psikologlar, zekâyı yaratıcılık, kişilik, bilgi ve akıl gibi farklı boyutlarda sınıflandırarak daha ayrıntılı incelemeler yaparlar. Araştırmacıların odak noktası çoğunlukla insan olmakla birlikte, hayvanların da öğrenme ve anlama kapasiteleri üzerine çalışmalar yürütülmektedir.
Zekâ kelimesi, Arapçadaki “ذكاء” (parıltı, zihin ışığı) sözcüğünden Türkçeye geçmiştir; bazen “ateşin harlanması” anlamıyla da kullanılır. Öte yandan anlak, “anla-” kökünden türeyen öz Türkçe bir sözcük olup, temel anlamıyla algılama ve anlama yeteneğini ifade eder.
Zekânın tanımı üzerine farklı düşünürlerin görüşleri şu şekilde özetlenebilir: Binet, zekâyı iyi akıl yürütme, doğru hüküm verme ve kendini aşma kapasitesi olarak tanımlarken, Davis bu yeteneği edinilen bilgilerden yararlanarak sorunları çözme olarak görür. Terman, zekâyı soyut düşünme becerisiyle ilişkilendirir; Thorndike ise mekanik, sosyal ve soyut zekâ olmak üzere üç ayrı başlıkta incelenmesi gerektiğini savunur. Wesler ise zekâyı, bireyin amaçlı davranma, mantıklı düşünme ve çevresiyle etkili ilişkiler kurma bütünlüğü olarak tanımlar.
Zekâyı şekillendiren üç temel faktör vardır. Birincisi kalıtım; yapılan araştırmalar, çocuğun zekâ düzeyi ile anne ve babanın ortalama zekâ puanları arasında yüksek bir korelasyon olduğunu gösterir. İkincisi doğum öncesi ve doğum koşulları; anne adayının beslenmesi, beyin kan akışı ve oksijen temini gibi faktörler, doğum sırasında olası solunum sıkıntıları veya doğum sonrası beyin yaralanmalarının zekâ potansiyelini olumsuz etkileyebileceğini ortaya koyar. Üçüncüsü çevredir; çocuğun doğuştan getirdiği zihinsel potansiyeli geliştirebilmesi için uyarıcı bir ortam gerekir. Ailelerin eğitim seviyesinin düşük olması, çocuğun erken dönemdeki zekâ gelişimini yavaşlatabilir; genel olarak zekânın %75’i ilk dört yılda şekillenir ve 20 yaşına kadar devam eder.
Zekâ ölçümüne yönelik testler, bireylerin bu karmaşık yeteneklerini sayısal olarak değerlendirmeye çalışır; ancak ölçümlerin kesinliği ve kapsamı hâlâ tartışma konusudur.