Türkiye'nin nükleer enerji vizyonuna özel sektörün de güçlü bir adım atması, TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nda Selçuk Bayraktar'ın çarpıcı açıklamalarıyla gerçekleşti. Baykar Yönetim Kurulu Başkanı, küçük modüler reaktör (SMR) alanında TMRS Energy ile yaklaşık 1,5‑2 yıldır yürüttükleri çalışmalar sayesinde, önümüzdeki birkaç yıl içinde kendi SMR'lerini geliştirebileceklerine inandığını belirtti. Bu duyuru, ülkenin 2050 hedefi doğrultusunda 20 000 MW nükleer kapasiteye ulaşma planıyla uyumlu bir adım olarak öne çıkıyor.
Bayraktar, SMR teknolojisinin Türkiye'nin enerji bağımsızlığına kritik bir katkı sağlayacağını vurguladı. Geleneksel büyük ölçekli nükleer santrallerin aksine, SMR'ler daha kompakt, modüler ve ölçeklenebilir bir yapıya sahip. Bu sayede farklı bölgelerde, değişen enerji talebine göre kademeli kapasite artırımı mümkün hâle geliyor. Bayraktar, bu teknolojiyi havacılıkta yaşanan hızlı teknolojik kırılıma benzeterek, Türkiye'nin enerji sisteminde de benzer bir dönüşümün yaşanabileceğini ifade etti.
Konuşmasında nükleer teknolojinin özellikle yakıt ve teknoloji tarafının büyük ölçüde devlet kontrolünde olduğuna dikkat çeken Bayraktar, özel sektörün bu alandaki girişiminin devlet politikalarıyla paralel bir seyir izlediğini belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın da açıklamaları, SMR'lerin ülkenin enerji sepetine dahil edilmesi yönündeki resmi planları doğruluyor. Bakan, 2050 yılına kadar 20 000 MW nükleer kapasite hedefi içinde SMR'lerin de yer alacağını ve önümüzdeki 20 yıl içinde en az 5 GW SMR kapasitesi eklenmesinin planlandığını hatırlattı.
Bayraktar, SMR'lerin sadece enerji sektörü için değil, yapay zekâ ve yüksek‑performans bilgi işlem altyapıları için de stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yapay zekâ sistemlerinin artan elektrik ihtiyacını ve dünya genelinde elektrik tüketiminin hızla yükseldiğini hatırlatan Bayraktar, SMR teknolojilerindeki ilerlemelerin geleceğin teknoloji ekosistemi için kritik bir enerji kaynağı sağlayacağını belirtti. Ayrıca, dünyada yaklaşık 600 milyon insanın hâlâ enerjiye erişimi olmadığını hatırlatarak, SMR'lerin bu enerji açığını kapatmada potansiyel bir çözüm sunduğunu dile getirdi.
Baykar'ın açıklamaları, Türkiye'nin nükleer enerji politikalarının yalnızca büyük ölçekli santral yatırımlarına odaklanmadığını, aynı zamanda araştırma altyapısı, insan kaynağı ve yerli teknoloji geliştirme gibi alanlara da yatırım yaptığını gösteriyor. Aynı etkinlikte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çekmece yerleşkesindeki TR‑2 Araştırma Reaktörü'nün yeniden lisanslandığını ve nükleer malzeme testleri ile araştırma faaliyetlerinin yeniden aktif hale getirileceğini duyurdu. Bu adımlar, ülkenin nükleer teknoloji ekosistemini güçlendirme ve yerli SMR üretimine zemin hazırlama yönündeki bütüncül stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, Baykar'ın SMR hamlesi, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı, sürdürülebilir büyüme ve dijital dönüşüm hedefleriyle kesişen bir noktada konumlanıyor. Özel sektörün bu girişimi, devletin nükleer enerji vizyonunu desteklerken, yerli ve milli teknoloji üretiminin de ivme kazanmasına katkı sağlayacak. Önümüzdeki yıllarda SMR'lerin ticarileşmesi ve enerji şebekesine entegrasyonu, ülkenin enerji güvenliğini artırarak, küresel rekabette de yeni fırsatlar yaratabilir.