Bir roman gibi kurulmuş sergi: Taryn Simon'ın on yıllık arşivi
Taryn Simon, Guggenheim'ın spiral galerisini 42 bölümlük tek bir işe çevirdi. Belgeci fotoğrafı arşiv mantığıyla birleştiren sanatçının yöntemine yakından bakıyoruz.
New York'taki Guggenheim Müzesi'nin giriş katında, geçtiğimiz yaz boyunca tuhaf bir marangozluk sorunu konuşuldu: tik ağacı gibi görünen ama tik olmayan ahşap nasıl yapılır? Müzenin lobisi, 1967'de Malezya ormanlarında izi kaybolan ipek tüccarı Jim Thompson'ın Bangkok'taki oturma odasına dönüştürülüyordu. Odanın koyu renkli duvar kaplamalarını taklit etmek, serginin sahibi Taryn Simon'ı haftalarca uğraştırdı. Simon, Guardian'a verdiği röportajda bu ayrıntının kendisini çıldırttığını söyledi: "Tik olmayan şeyi tike benzetmeye çalışmakla çok vakit harcadım."
Bu, bir sanatçının takıntılı titizliğinden ibaret bir anekdot değil. Simon dokuz yaşındayken, ABD hükümeti için çalışan ve o sırada Tayland'da yaşayan babasıyla birlikte Thompson'ın ünlü odasının bir kopyasını Long Island'daki evlerinde kurmuştu. Sergi, yıllar sonra aynı odayı bir müzenin lobisinde yeniden kurarak başlıyor; kataloğun son görüntüsü ise çocuk yaştaki Simon'ın, gerçek tik ağacından yapılmış bir merdivene tutunmuş hâli.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
42 bölümlük tek bir iş
Serginin adı Father Country I Do Love You. 18 Eylül 2026'da açıldı, 14 Mart 2027'ye kadar sürecek ve Frank Lloyd Wright'ın tasarladığı spiral galerinin tamamını kaplıyor. Tasarım dergisi designboom'un sergi künyesine göre ortada 42 ayrı ama birbirine bağlı çalışma var: fotoğraf, metin, video ve heykel bir arada.
Simon'ın işin yapısını tarif etme biçimi, sergiyi sanat dünyasının alışık olduğu "seri" mantığının dışına taşıyor. Sanatçı Guardian'a, projenin neredeyse bir roman gibi kurulduğunu, her bölümün kendi renk koduyla ayrıldığını ve bölümlerin, kendisinin yazdığı birinci tekil şahıs anlatımlarıyla açıldığını anlattı. Bu anlatıların sesi Simon'a ait değil: emekli bir federal ajanın sesi. Metinler, sanatçının bu kişiyle on yıl boyunca sürdürdüğü yazışmalara, mesajlara ve ziyaretlere dayanıyor.
Ajanın adı verilmiyor. Simon'ın ilgisini çeken de kahramanlık değil, aracılık: başkalarının sonradan birleştireceği parçaları toplayan, olaylara tanık olup kenarda duran bir figür. Sanatçı aynı röportajda, bu adamın hayatını inanılmaz bulduğunu söyleyip hemen ekliyor: "Ama kazıp bakınca herkesinki öyle, değil mi?"
Yöntem: önce erişim, sonra fotoğraf
Simon 1975 New York doğumlu. Brown Üniversitesi'nde önce çevre bilimleri okudu, sonra sanat semiyotiğine geçti; fotoğrafı Rhode Island School of Design'da çalıştı. Yirmi beş yıldır yaptığı iş, fotoğrafçılıktan çok bir araştırma pratiğine benziyor: uzun yazışmalar, izin talepleri, kurumlarla pazarlıklar. Kamera çoğu zaman sürecin sonunda devreye giriyor.
Bu yöntemin haritası önceki projelerinde açıkça görülür:
| The Innocents (2002) | DNA kanıtıyla aklanan, yıllarca yanlış kişi olarak tutulmuş insanları kendi hikâyelerinin geçtiği mekânlarda fotoğrafladı; fotoğrafın bir kimlik belirleme aracı olarak ne kadar güvenilmez olduğunu gösterdi. |
|---|---|
| An American Index of the Hidden and Unfamiliar (2007) | ABD'nin altyapısında var olan ama halka kapalı yerleri ve nesneleri belgeledi: nükleer atık tesislerinden kurum içi sanat koleksiyonlarına. |
| Contraband (2010) | JFK Havalimanı'nda yolculardan ve posta trafiğinden el konulan 1.075 nesneyi beş gün boyunca kesintisiz kayda geçirdi. Simon bu deneyimi Guardian'a "bir uykusuzluk egzersiziydi" diye özetliyor. |
| A Living Man Declared Dead and Other Chapters (2008-2011) | Dört yılda, on sekiz bölüm hâlinde soy zincirlerini izledi; içinde bir laboratuvar tavşanının da, bir uçak korsanının da soyağacı var. |
| Paperwork and the Will of Capital (2015) | Uluslararası anlaşmaların imza törenlerindeki çiçek düzenlemelerini yeniden kurmak için dört binden fazla bitki örneği getirtti. |
| An Occupation of Loss (2016-2017) | On bir ülkeden profesyonel ağıtçıları beton kulelerin içinde bir araya getirdi; yas tutma ritüeli sergi mekânında canlı olarak icra edildi. |
Tablodaki tarihler ve tanımlar, sanatçının yayımlanmış proje künyelerine dayanıyor. Ortak nokta şu: Simon için fotoğraf, bir anı yakalama aracı değil, bir tasnif aracı. Nesneyi aynı ışıkta, aynı mesafeden, aynı tarafsız zeminde çekmek; sonra yanına kim, nerede, hangi yetkiyle sorularının cevabını içeren bir metin koymak. Görüntü tek başına bir şey söylemez; metin tek başına kuru kalır. Anlam ikisinin arasında duruyor.

Yan kapıdan giren hikâyeler
Yeni serginin bölümleri bazen doğrudan, bazen dolambaçlı ilerliyor. Ajanın ekibine verilen görevlerden biri, 1993'te Beyaz Saray hukuk danışmanlığı yapan bir ismin ölümüne ait bir mermiyi bulmaktı. Simon'ın anlattığına göre ekip mermiyi değil, on dokuzuncu yüzyıl Amerika'sından kalma yüzlerce metal parçayı buldu; sanatçı da bunları bir tür kanıt ansiklopedisi gibi kayda geçirdi.
Başka bir bölüm bir otel havuzunda başlıyor: ajan, bir gün iki çocuğa göz kulak olmakla görevlendirilir ve onları havuza götürür. Çocukların annesinin, bir kamu görevlisinin düşüşüyle sonuçlanan gizli bir soruşturmanın içinde olduğu sonradan anlaşılır. Simon, otuz küsur yıl sonra o kadını buluyor ve aynı havuzun kenarında, kız kardeşinin moda markası için bir tanıtım çekimi yapıyor. Kanıt fotoğrafçılığı ile moda fotoğrafçılığı aynı karede birleşiyor; sanatçı hikâyeye, kendi deyimiyle yan kapıdan giriyor.
Bir değişiklik daha var. Simon uzun yıllar kendini işin dışında tuttu, anlatıcıyı görünmez kıldı. Bu sergide metinler arada bir "Taryn Simon" adında birinden üçüncü tekil şahısla, istihbarat dosyası diliyle söz ediyor. Sanatçı bu dağılmayı bilerek yaptığını söylüyor: "Kendime biraz daha dağılma izni verdim, sesin parçalı, kusurlu, eğlenceli ve yanlış olmasına izin verdim." Guardian'a bunu denemenin korkutucu ama gerekli olduğunu da ekliyor.
Hafızanın bittiği yer
Sergi bir bellek kaybı bölümüyle kapanıyor. Ajan, 2020 sonbaharında geçici küresel amnezi geçirir: yeni anıların bir süre boyunca hiç kaydedilemediği, sınırlı süreli bir durum. Aynı yıl Simon'ın babasına Alzheimer teşhisi konur. Proje ona ithaf edilmiş. Sanatçının sergi metninde yazdığı cümle işin merkezini özetliyor: "Onun tam hikâyesini hiçbir zaman öğrenemedim. Anlattığı kadarını da anlatmadı."
Son videoda babasının seyahatlerinden kalma Kodachrome slaytları, yine babasının sıkıntılı mırıldanmalarıyla birlikte akıyor. Simon, dünyayı asıl bu slayt gösterileri üzerinden gezdiğini söylüyor. Kariyeri boyunca devletin sakladığı şeylerin envanterini çıkaran bir sanatçının, bu kez aynı yöntemi kendi ailesine çevirmesi işin en riskli yanı: kurumların gizlilik alışkanlığıyla bir insanın unutkanlığını yan yana koyuyor ve ikisinin de geride aynı tür boşluğu bıraktığını ima ediyor.
Yukarıdaki kısa tanıtım görüntüsü Guggenheim Müzesi'nin kendi kanalında yayımlandı.
Açık kalan soru
Böyle bir yapının en zor sınavı şurada: 42 bölümlük, renk kodlu, iç içe geçmiş bir anlatıyı bir müze ziyaretçisi gerçekten bir roman gibi okuyabilir mi, yoksa spirali yürüyüp birkaç çarpıcı görüntüyle mi çıkar? Simon'ın on yılda kurduğu bu düzenin işleyip işlemediğini, müzenin rampalarında geçirilen süreden başka hiçbir ölçüt söyleyemez.
Fotoğraf: EgorovaSvetlana, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons