🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

Vikingler cenaze teknelerini gerçekten ateşli okla mı tutuştururdu?

Denize bırakılan tekne, kıyıdan atılan tek bir ateşli ok, alevlenen yelken... Üç arkeolog bu sahnenin arkeolojik karşılığı olmadığını söylüyor. Peki görüntü nereden geldi?

Vikingler cenaze teknelerini gerçekten ateşli okla mı tutuştururdu?
Kültür 20 Eylül 2026 5 dk okuma 3 okunma

Sahneyi hepimiz biliyoruz: Bir Viking reisinin bedeni tekneye yatırılır, tekne ağır ağır açık denize doğru süzülür, kıyıda duran biri yayını gerer ve ucu tutuşmuş ok karanlıkta bir yay çizip yelkene düşer. Birkaç saniye içinde tekne alev alev yanmaya başlar. 1958 yapımı The Vikings filminden History Channel'ın Vikings dizisine, Game of Thrones gibi fantastik yapımlara kadar aynı görüntü onlarca kez karşımıza çıktı.

Live Science'ın konuyu sorduğu üç uzmanın ortak yanıtı ise kısa: Bu sahnenin arkeolojik karşılığı yok. Dahası, uzmanlardan biri bunu denediğini ve işin hiç de göründüğü gibi olmadığını söylüyor.

Arkeologların elinde neden hiçbir şey yok?

İngiltere'deki Chester Üniversitesi'nden arkeoloji profesörü Howard Williams, Live Science'a gönderdiği e-postada meselenin bir kısmının kanıtın doğasından kaynaklandığını söylüyor: Bu tür uygulamalar geride neredeyse hiç iz bırakmaz ve arkeolojik kaynaklarca doğrulanmış değildir.

Kanada'daki Victoria Üniversitesi'nden antropoloji profesörü Erin McGuire de aynı sınırın altını çiziyor. "Arkeolojik açıdan bakıldığında, bu çok yaygın motife dair elimizde hiçbir kanıt yok" diyor McGuire. İki ayrı sorun var: Birincisi, ateşli okla çıkan bir alevle sıradan bir şekilde tutuşturulmuş ateşi birbirinden ayırt etmenin yolu yok. İkincisi, insan kalıntısı taşıyan batıkların dünya genelinde "çok ama çok ender" olduğunu belirtiyor McGuire: "Korunabilmeleri için belirli çevre koşulları gerekiyor ve Viking Çağı'ndan bilinen böyle bir örnek yok."

Yani denizde yakılıp batırılmış bir cenaze teknesi, arkeolojik olarak aranıp da bulunamayan bir şey değil; aranabilecek bir şey bile değil. Bulgunun sınırı tam olarak burada: Kanıtın yokluğu, olayın kesinlikle olmadığı anlamına gelmiyor, sadece bu iddianın arkeolojiyle sınanamadığı anlamına geliyor.

Karada yakılan gemiler ise gerçek

Buna karşılık Vikinglerin gemi yakmadığı da söylenemez. McGuire'ın aktardığına göre, cenaze töreninin parçası olarak henüz karadayken yakılmış ve yandıktan sonra gömülmüş gemilerin ve gemi parçalarının arkeolojik örnekleri var. Bunların en bilineni, Norveç'te bir mezar höyüğünün içinde bulunan 9. yüzyıla ait Myklebust gemisi. Yanmış durumda ele geçen bu gemi, muhtemelen bir kral olabilecek kadar varlıklı biri için yapılmıştı.

Oslo'daki Viking Gemi Müzesi'nde sergilenen Oseberg gemisi
Oslo'daki Viking Gemi Müzesi'nde sergilenen Oseberg gemisi — Petter Ulleland, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Gemi mezarlarının Kuzey'de köklü bir gelenek olduğunu zaten biliyoruz; Norveç'ten çıkarılan Oseberg ve Gokstad gemileri bugün Oslo'da sergileniyor ve ikisi de yakılmak yerine höyüğün altına gömülmüş durumda bulundu. Yani gemi, ölünün öbür dünyaya taşınacağı araç olarak gerçekten törenin merkezindeydi. Tartışmalı olan gemi değil, gemiyi denize salıp uzaktan tutuşturma kısmı.

İbn Fadlan ne anlatmıştı?

Ateşli ok ritüeline en çok yaklaşan tarihsel kayıt, 10. yüzyılda yaşamış Arap gezgin Ahmed İbn Fadlan'dan geliyor. Bugünkü Rusya topraklarında Volga kıyısına giden ve orada Viking gruplarıyla vakit geçiren İbn Fadlan, bir reisin bedeninin bir tekneye yerleştirilip tekneyle birlikte ateşe verildiğini yazmıştı.

Ama anlatı ile beyaz perdedeki sahne arasında iki temel fark var. Birincisi, ortada ok yok: Tekneyi, anlatıda baş yaslı olarak tarif edilen kişi tutuşturuyor. İkincisi, tekne de içindeki reis de suda değil, karadaydı. Sinemadaki sahnenin iki ayırt edici unsuru, yani mesafeden atılan ok ile açık denizde süzülen tekne, tam da kaynakta bulunmayan kısımlar.

Suda cenaze: tarih değil, destan

Williams, suda yapılan cenaze törenlerine dair çok az sayıda göndermenin ortaçağ edebiyatında bulunduğunu söylüyor; bunlar kesin anlamda tarihsel kayıtlar değil, ama gerçek uygulamalardan esinlenmiş olabilecek efsanevi anlatılar.

Beowulf destanında Danimarkalı kral Scyld Scefing'in cenazesinde ölü kral bir gemiye konur ve gemi açık denize doğru sürüklenir. İzlandalı Snorri Sturluson'un 13. yüzyılda yazdığı Heimskringla'da ise, Williams'ın aktardığına göre, deniz kralı Haki'nin gemisi akıntıya bırakılıp tutuşturulur ve bedeni, hayatını kaybeden maiyetindekilerle birlikte yanar. Sturluson'un bir başka anlatısında da tanrı Baldr'ın gemisi suya bırakılır ve kardeşi Thor tarafından tutuşturulur.

McGuire'a göre Baldr'ın cenazesi özellikle etkili olmuş bir sahne: J.R.R. Tolkien'e Yüzüklerin Efendisi kitaplarında benzer bir bölüm yazdıran esin kaynağı da bu.

Teknik olarak mümkün mü? Bir arkeolog denemiş

Almanya'daki Haithabu Viking Müzesi'nin arkeoloji bölümü başkanı Matthias Toplak, işin uygulanabilirliğinden de kuşkulu. "Şahsen, kıyıdan atılan ateşli oklarla tutuşturulan bir gemide denizde yakma işlemini oldukça gerçekçilikten uzak buluyorum" diyor Toplak ve ekliyor: "Kendi denemelerim, bir şeyi ateşli okla tutuşturmanın hiç de kolay olmadığını gösteriyor."

İkinci sorun ısı ve süre. Bir bedenin yakılarak küle dönüşmesi için ateşin yüksek sıcaklıkta saatlerce sürmesi gerekiyor. "Denizde, beden yeterince yanmadan gemi büyük olasılıkla batardı" diyor Toplak. Üstüne bir de kontrol sorunu var: Alev almış ve başıboş kalmış bir geminin akıntıyla ya da rüzgârla sürüklenip başka gemilere veya liman tesislerine çarpma tehlikesi ortada.

McGuire de aynı pratik soruyu soruyor: Yanan bir tekneyi suya salarsanız, içindeki o hiç hoş olmayan yüküyle birlikte kıyıya geri sürüklenmesini nasıl engelleyeceksiniz?

O halde bu görüntü nereden geldi?

Williams'ın şüphesi doğrudan sinemaya işaret ediyor: "Bu kalıbın kökenini 1958 yapımı The Vikings filmine ve Einar'ın cenazesiyle biten kapanış sahnesine borçlu olduğundan kuvvetle şüpheleniyorum."

Görsel hafızanın sinemadan daha eskiye uzanan bir katmanı da var. İngiliz ressam Frank Dicksee'nin 1893 tarihli The Funeral of a Viking (Bir Viking'in Cenazesi) tablosu, tam da bu sahneyi resmeder: Kıyıda toplanmış bir kalabalık ve denize doğru açılan, üzerindeki odun yığını tutuşmuş bir gemi. Manchester Art Gallery koleksiyonunda bulunan tablo, Viktorya döneminin Kuzey geçmişine duyduğu romantik ilginin tipik bir ürünü. Yani sinema bu sahneyi sıfırdan icat etmedi; 19. yüzyıl resminin çoktan görselleştirdiği bir tabloyu hareketli hale getirdi ve üzerine ateşli oku ekledi.

Toplak'ın özeti net: "Böyle bir cenaze sahnesi fikri ne kadar romantik olursa olsun, ne yazık ki bunu son derece ihtimal dışı buluyorum."

Williams ise sahnenin bize kimi anlattığı konusunda daha ilginç bir şey söylüyor. Ona göre bu görüntü "Vikinglerin ölülerine nasıl davrandığı konusunda az şey söylüyor, ama kader, onur ve ölüm üzerine yücelttiğimiz ideallerimiz hakkında çok şey anlatıyor."

Açık kalan soru şu: Suda cenaze motifi, edebiyatta gerçekten de ender de olsa geçiyor. Bu göndermeler tamamen edebi bir mecaz mı, yoksa arkeolojinin doğası gereği hiçbir zaman göremeyeceği, seyrek uygulanmış gerçek bir âdetin uzak yankısı mı? Bu sorunun toprakta bir karşılığı olmadığı için, yanıtı büyük olasılıkla metinlerde aramaya devam edeceğiz.

Fotoğraf: Frank Bernard Dicksee, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2439
haber
5982
kimdir
836
tarif
383
rüya tabiri
33
test
203
üye