Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından yayımlanan yeni iklim raporu, küresel ısınmanın kritik bir dönüm noktasına ulaştığını çarpıcı bir dille ortaya koydu. Rapora göre, önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya sıcaklıkları sanayi öncesi seviyenin 1,5°C üzerisine çıkacak ve bu aşım artık bir ihtimalden ziyade kesin bir gerçek hâline gelecek. Bilim insanları, bu gelişmenin iklim politikalarında radikal bir değişim gerektirdiğini ve mevcut emisyon azaltma çabalarının yetersiz kaldığını vurguluyor.
Rapor, yaklaşık 50 önde gelen iklim bilimcisinin değerlendirmelerini bir araya getirerek, 1,5°C eşiğinin kaçınılmaz olarak aşılacağını ilk kez resmi bir belgeye taşıdı. Paris Anlaşması’nın hâlâ geçerli olduğu, ancak mevcut emisyon azaltma politikalarının bu hedefi koruyacak hızda ilerlemediği açıkça belirtiliyor. UNEP, yeni bir yaklaşım önererek “aşım, zirve ve düşüş” modelini tanımlıyor: Küresel sıcaklıklar önce 1,5°C’yi aşacak, ardından bir zirve noktasına ulaşacak ve sonunda sera gazı azaltımıyla tekrar gerileyecek.
Bu senaryonun gerçekleşebilmesi için küresel sera gazı emisyonlarının 2035 yılına kadar %55 oranında azaltılması, yüzyıl ortasına kadar ise neredeyse tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Raporda, bu hedeflere ulaşıldığında küresel sıcaklık artışının yaklaşık 1,8°C ile zirve yapabileceği, ardından karbon giderimi gibi yöntemlerle sıcaklıkların tekrar düşürülebileceği öngörülüyor. Ancak 1,8°C’lik bir zirve, deniz seviyesindeki yükseliş, aşırı sıcak hava dalgaları, şiddetli kasırgalar, orman yangınları ve sel gibi radikal iklim olaylarını daha da şiddetlendirecek.
Rapor, sadece emisyonları azaltmanın yeterli olmayacağını, aynı zamanda atmosferdeki karbondioksitin büyük miktarlarda uzaklaştırılması gerektiğini vurguluyor. Doğal yöntemler olarak ormanların genişletilmesi önerilirken, teknolojik çözümler arasında doğrudan havadan karbondioksit çekip yer altında depolayan sistemler de yer alıyor. Ancak mevcut durumda dünya yılda yaklaşık 2 gigaton karbondioksit uzaklaştırıyor; bu, yıllık insan kaynaklı emisyonların sadece %5’ine tekabül ediyor. Karbon giderim kapasitesinin beş katına çıkarılması bile, mevcut ısınma hızında gerçekleşen 10 yıllık sıcaklık artışını geri almak için yaklaşık 50 yıl gerektirebilir.
İklim değişikliğinin uzun vadeli etkileri de raporda ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. Buzulların en az dörtte birinin kalıcı olarak eriyebileceği, birçok canlı türünün geri getirilemeyecek şekilde yok olacağı ve ekosistemlerin bir kısmının eski hâline dönemeyeceği belirtiliyor. Amazon yağmur ormanlarının çökmesi ve kutup buz tabakalarının ani parçalanması gibi kritik “devrilme noktaları” riskinin artması, 1,5°C eşiğinin geçici olarak aşılmasının bile geri dönüşü zor, hatta imkânsız sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Raporun yayımlanmasından önceki yıllarda küresel sera gazı emisyonları 2025 yılında rekor seviyelere ulaşmıştı. Geçen yıl küresel sıcaklıklar sanayi öncesi ortalamanın 1,3‑1,4°C üzerine çıkmışken, UNEP’in 2025 değerlendirmesine göre mevcut politikalar yüzyıl sonunda 2,8°C’lik bir ısınmaya yol açabilir. En iddialı net sıfır hedefleri tam olarak uygulansa bile artışın yaklaşık 1,9°C olması bekleniyor. Bu veriler, yeni raporun uyarılarını daha da pekiştiriyor.
Sonuç olarak, UNEP’in raporu, iklim kriziyle mücadelede mevcut çabaların yetersizliğini ve acil, kapsamlı bir dönüşümün şart olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sadece emisyonları azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda karbonu aktif olarak atmosferden çekmek ve depolamak için büyük ölçekli, maliyetli ve henüz kanıtlanmamış teknolojilere yatırım yapılması gerekiyor. Aksi takdirde, 1,5°C eşiğinin aşılmasıyla birlikte ortaya çıkacak ekolojik yıkım ve toplumsal adaletsizlik, gelecek nesiller için geri dönülmez bir miras bırakacak.