Bingöl
Bingöl ilinin merkezi olan şehir
Bingöl, Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat Bölgesi’nde konumlanmış bir şehir olup, doğusunda Solhan, güneyinde Genç, kuzeyinde Adaklı, kuzeydoğusunda Karlıova, kuzeybatısında Kiğı ilçeleri ve batısında Elazığ iliyle komşudur. 2024 yılı nüfus kayıtlarına göre merkez ilçenin sakin sayısı 173 856’dır; bunların 85 219’u erkek, 88 037’si ise kadındır.
Şehrin tarihî adı “Cebel‑cur”dır; “Cebel” dağ, “Cur” ise akmak anlamına gelir ve birlikte “akan dağ” şeklinde yorumlanır. Zaman içinde bu isim “Çapakçur” biçiminde telaffuz edilmiş ve “akan temiz su” anlamını taşıdığı düşünülmüştür. Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, Büyük İskender’in bu suyu “cennet suyu” anlamına gelen Makdis dilindeki “Çapakçur” adıyla adlandırdığını ve burada bir kale yaptırmayı istediğini anlatır. Bazı kaynaklar ise şehrin “Mingöl” yani “bin göl” anlamına geldiğini, bu ismin halk arasında “Bingöl” olarak evrildiğini belirtir. Ayrıca bölgeye “Çevlik”, “Çorlik” gibi isimler de verilmiş, bu kelimeler bağ‑bahçe anlamına gelmektedir. 1944 yılına kadar resmi olarak Çapakçur adı kullanılmış, 10 Eylül 1944 tarihli Devlet Şurası kararıyla “Bingöl” adı kabul edilmiştir.
Antik çağda Urartu topraklarının bir parçası olan Bingöl, Urartu Yolu’nun da üzerinden geçmesiyle stratejik bir konuma sahipti. Ardından Asurlular, Persler ve Büyük İskender’in hâkimiyetine girdi. 651 yılında Halife Osman döneminde İslam orduları şehri kontrol altına aldı ve bölge Bizans ile Müslümanlar arasında sık sık el değiştirdi. Malazgirt Zaferi sonrası Büyük Selçuklu, ardından Eyyûbîler, Celâleddin Harzemşah, Timur ve Safevîler gibi çeşitli devletlerin egemenliğine girdi. Yavuz Sultan Selim zamanında ise Osmanlı topraklarına katıldı.
19. yüzyılın sonlarında Vital Cuinet, Bingöl’ü (o zamanki adıyla Çapakçur) 450 haneye, 8 dükkâna ve bir fırına sahip, üzüm bağları ve meyve bahçeleriyle çevrili, 1 075 kişilik küçük bir yerleşim yeri olarak tanımlamıştır. Cuinet ayrıca burada “şayak” adı verilen bir doküman türünün üretildiğini ve çevre bölgelere gönderildiğini de kaydetmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında 1915‑1917 yılları arasında Ruslara karşı gerçekleşen Çapakçur Muharebeleri, şehrin tarihindeki önemli bir dönüm noktasıdır.