Coğrafya kaderdir
“Coğrafya kaderdir” ifadesi, bulunduğumuz coğrafi bölgenin ve ekonomik koşulların insan refahını nasıl şekillendirdiğini vurgulayan, genellikle olumsuz bir anlam taşıyan bir söylemdir. Türkiye’de sıkça duyulan bu sözün kökeni ve ilk kez kim tarafından hangi bağlamda söylendiği hâlâ tartışma konusudur. Çoğu kaynak, İbn-i Haldun’un “Mukaddime” eserine dayandırarak, zayıf ve tekrarlanan aktarımlarla bu sözü ona atfeder. Ancak Nurdan Gürbilek, “Yaşadığım Gibi” adlı kitabında, bu ifadeyi ilk kez kullanan kişinin Ahmet Hamdi Tanpınar olduğunu öne sürer.
Sosyal medyada sıkça paylaşılan ve açıklama olmadan aktarılan bu söz, hatta “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasında bir soru olarak bile yer almıştır. Dergâh Yayınları’nın “Mukaddime” çevirisi ve benzeri çevirilerde ise “Coğrafya kaderdir” ifadesi doğrudan bulunmaz. Haldun, eserinde coğrafyanın fiziki ve ahlaki boyutlarını ele alır; iklim ve havanın insanın bedensel yapısı, davranışları ve ahlakı üzerindeki etkilerini inceler. Gıda gibi temel ihtiyaçların bolluğu ya da kıtlığıyla toplumun nasıl şekillendiğini, coğrafyanın “sevk, idare, siyaset ve medeniyet” üzerindeki rolünü açıklamaya çalışır. Bu bağlamda, coğrafyanın modern insanın hayal ettiği gibi mutlak bir kader olmadığını, aksine bir dizi etkileşimin parçası olduğunu vurgular.
Günümüzde bu deyimin kullanımı, Haldun’a doğrudan atıfta bulunmasa da onun düşüncelerini akla getirecek bir çağrışım yapar. Modern insanın refah, ekonomik durum, gelişmişlik ölçütleri ve bireysel hak talepleriyle birleştiğinde, “coğrafya kaderdir” ifadesi, bu beklentilerin karşılanamaması ve insanların bu eksiklikten mahrum kalması anlamına gelir.