Diyarbakır
Diyarbakır ilinin merkezi olan şehir
Diyarbakır, aynı adlı ilin merkezinde, Dicle Nehri kenarında yükselen bir platonun etrafında konumlanmış bir şehirdir. Şehrin üzerinde hâlâ ayakta duran tarihi Diyarbakır Kalesi, bölgenin sembolü konumundadır. Yüzölçümü bakımından Güneydoğu Anadolu’da Şanlıurfa’dan sonra ikinci sırada yer alırken, yaklaşık 1,8 milyonluk nüfusu ile Türkiye’nin en kalabalık on ikinci şehrini oluşturur. Ortalama 650 metre rakımı ve hâkim olduğu karasal iklim sayesinde yazları çok sıcak ve kurak, kışları ise soğuk, sert ve yağışlı geçer. Tarihi derinliği, yaklaşık 12 000 yıllık geçmişiyle de dikkat çeker.
İlk yerleşim izleri, yontma taş ve Mezolitik döneme ait buluntuların bulunduğu çevredeki bazı mağaralarda ortaya çıkar. Eğil‑Silvan civarındaki Hassuni Mağaraları ile Dicle kollarının üzerindeki Ergani yakınlarındaki Hilar Mağaraları, bu çağa ait kalıntılara ev sahipliği yapar. Neolitik Döneme tarihlenen ve MÖ 8 000‑6 000 yılları arasında yaşandığı düşünülen Çayönü yerleşkesi, Ergani ilçesine yakın bir konumda bulunur ve şehrin tarih sahnesindeki canlılığını bir kez daha kanıtlar. Kent, tarih boyunca Amida, Amid, Kara‑Amid, Diyar‑Bekr ve Diyarbekir gibi çeşitli adlarla anılmıştır; coğrafi konumu, Güneydoğu Anadolu’nun ortasında, Mezopotamya’nın kuzeyinde, “El‑Cezire” denilen bölgede yer alır.
MÖ 3 000 civarında Hitit, Hurri ve Mittani hâkimiyetleri şehri etkilemiş, ardından Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Ahamenişler (Persler), Büyük İskender’in Makedon ordusu, Selevkoslar, Partlar, Roma, Sasani ve Bizans imparatorlukları şehri kontrol etmiştir. 7. yüzyılın başında, Halife Ömer döneminde İslam ordusu Diyarbakır ve çevresini fethetmiş; Hâlid bin Velîd, bölgeye giren ilk Müslüman komutan olmuştur. Sonraki yüzyıllarda Emevîler, Abbâsîler, Hamdânîler ve 11. yüzyılda Kürt Mervânî hanedanı şehri yönetmiş, ardından Selçuklu Türkleri, İnaloğulları ve Artukluların hâkimiyeti gelmiştir. 12. yüzyılda kurulan Eyyûbî Sultanlığı, 13. yüzyıl ortalarına kadar bölgeyi idare etmiş, daha sonra Moğollar şehri ele geçirmiş; 1403‑1468 yılları arasında ise Akkoyunlular Devleti’nin başkenti olmuştur. Bu süreçlerin ardından Şii Safevîler ve Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı İmparatorluğu şehri yönetimine dahil olmuştur.
Diyarbakır’ın isim kökeni, tarih boyunca farklı dönemlerde değişik şekillerde kayda geçmiştir. MÖ 200’de Asur kralı Adad‑Nirari’nin kılıç kabzasında şehrin “Amid” ya da “Amidi” adı yer alırken, Roma ve Bizans kaynaklarında “Amid, Omid, Emit, Amide” gibi biçimlerde anılmıştır. 11. yüzyılda bölgeye gelen Türkmenler, yapıların siyah taşlarından dolayı şehri “Kara Amid” olarak nitelendirmiştir. Müslüman Arapların hâkimiyeti sırasında, bu bölgeye yerleşen Bekr (بکر) kabilesi nedeniyle şehir “Diyâru Bekr” (ديار بكر, “Bekr kabilesinin yurdu”) adını almış; zamanla “Diyarbekir” ve sonunda “Diyarbakır” şeklinde günümüze ulaşmıştır.