📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Irak

Irak

Batı Asya ülkesi

Irak, resmî adıyla Irak Cumhuriyeti, Batı Asya'da yer alan bir ülkedir. Güneyde Suudi Arabistan, kuzeyde Türkiye, doğuda İran, güneydoğuda Basra Körfezi ve Kuveyt, güneybatıda Ürdün ve batıda Suriye ile komşudur. Irak, 438.317 km2 (169.235 sq mi) bir alanı kapsamaktadır ve yüzölçümü bakımından dünyanın 58. büyük ülkesi olup, 46 milyonu aşkın nüfusuyla en kalabalık 31. ülke konumundadır. 8 milyondan fazla nüfusa sahip olan Bağdat, ülkenin başkenti ve en büyük şehridir.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki varlığını sona erdirecek birkaç yerel ayaklanma gerçekleşti. Bu ayaklanmalarda, İngilizlerin kışkırtmasıyla Mekke Emiri Şerif Hüseyin bin Ali ve oğulları, Osmanlı’nın çöküşünden sonra kurulacak bir “Büyük Arap Devleti” vaat edildi. Ancak bu vaatler, bölgenin gerçek paylaşımını yansıtmaktan uzaktı ve Orta Doğu, farklı bir bölünmenin eşiğine geldi.

1916’da İngiliz subayı Mark Sykes ile Fransız subayı François Georges‑Picot, Kahire’de oturup Sykes‑Picot Anlaşması’nı imzaladılar. Bu metin, Orta Doğu haritasını iki büyük emperyalist gücün (Birleşik Krallık ve Fransa) çıkarlarına göre yeniden çizmeyi amaçladı. Bölgenin etnik ve mezhepsel yapısı göz ardı edilerek, yeni yapay sınırlar belirlendi; bu sınırlar sonucunda Irak, Ürdün ve Filistin İngiliz, Suriye ve Lübnan ise Fransız kontrolüne girdi.

Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı’nda yenilmesinin ardından, 1920’de İngilizler Musul, Bağdat ve Basra’yı birleştirerek modern Irak’ı kurdular. Başlangıçta doğrudan yönetim planlayan İngilizler, halkın özellikle Şii kesiminin sert direnişiyle karşılaştı. Necef gibi Şii nüfusun yoğun olduğu bölgelerde isyanlar çıktı ve sonunda İngilizler, Muhammed bin Abdullah soyundan Kral Faysal’ı Irak’ın başına geçirdi. Bu hamle, İngilizlerin bölge üzerindeki hâkimiyetini pekiştirirken, halifelik boşluğunu da doldurup diğer İslam ülkelerine nüfuz etmeyi hedefledi.

Kral Faysal’ın iktidarı, Arap ulusçuluğu teorisyeni Sati el‑Hüsri’nin Irak’a getirilmesiyle şekillendi. El‑Hüsri’nin kurduğu Arap birliği eğitimi, Şii grupların tepkisini çekti; aynı zamanda Faysal, güçlü bir ordu kurmanın bağımsız bir Irak için şart olduğunu düşünse de Kürt ve Şii toplulukların asker alımına direnç göstermesi nedeniyle zorluklarla karşılaştı. Yine de zamanla Sünni‑Şii ilişkileri iyileşmeye başladı; evlilikler ve ticaret bağları artarken, 1928’de 88 üyeli parlamentoda 26 Şii milletvekili bulunuyordu.

52 goruntulenme