Manisa
Manisa ilinin merkezi olan şehir
Manisa, Ege Bölgesi'nde konumlanan ve aynı adı taşıyan ilin merkezidir. 2012 yılında 6360 sayılı kanunla büyükşehir statüsü kazanmış, deniz seviyesinden ortalama 74 metre yüksekliktedir. “Şehzadeler Şehri” yakıştırmasıyla anılan bu yer, mesir macunu, sultaniye üzümü ve Manisa Tarzanı gibi kültürel ögelerle tanınır; antik çağlarda “Magnesia” adıyla, Roma döneminde ise tam adıyla “Magnesia ad Sipylum” olarak bilinir. Şehir, Spil Dağı'nın eteklerine kurulmuştur.
Manisa’nın tarih sahnesine çıkışı Yontma Taş Devri’ne kadar uzanır. Antik kaynaklar, bölgeyi ilk kuranların Teselya’daki Pelion Dağı civarında yaşayan Magnetler olduğunu söyler. Magnetler, Batı Anadolu’ya göç ederken Menderes Nehri kıyısında bir Magnesia, daha kuzeye ise Sipylos Dağı eteklerinde bir başka Magnesia kurmuş; ikincisine “Magnesia ad Sipylum” adını vererek ikisini ayırt etmişlerdir. Ayrıca Kula yakınlarında, Strabon’un “Katakekaumene” (Yanık Ülke) olarak adlandırdığı, 1,1 milyon yıl ile 12 bin yıl arasındaki volkanik patlamalar sonucu oluşmuş geniş bir arazi bulunur; burada Yontma Taş Devri’ne ait 15‑25 bin yıl öncesine tarihlenen ayak izleri keşfedilmiştir.
Bölge tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır: Hititler, Frigler, İyonyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Saruhanoğulları ve Osmanlılar. Hititler döneminde bölge “Arzava” olarak anılır ve Kybele Kaya Anıtı gibi eserler bırakılmıştır. MÖ 1200’lerde Trakya ve Boğazlar üzerinden gelen Frigler, MÖ 8. yüzyıl ortalarından itibaren kısa bir hakimiyet kurmuş; Lidyalılar ise MÖ 6. yüzyıla kadar Salihli yakınlarındaki Sardes’i başkent yaparak parayı ilk kez basan ve kullanan topluluk olmuşlardır. Lidyalıların bıraktığı tümülüsler, kral mezarları ve Kral Yolu gibi ticaret rotaları günümüze kadar izlenmiştir.
Büyük İskender’in Asya seferi sırasında (MÖ 334‑333) Batı Anadolu, yani Manisa da dahil olmak üzere bölge Makedon kontrolüne girmiştir. İskender’in ölümünden sonra generalleri yönetimi devralmış ve MÖ 301 İpsos Savaşı sonrasında Lysimakhos’un hâkimiyeti, ardından MÖ 281 Korupedyon Muharebesi ile Seleukos İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. MÖ 190’da gerçekleşen Magnesia Savaşı ise bölgenin tarihindeki bir diğer dönüm noktasını oluşturur.