📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍
Orta Doğu

Orta Doğu

Batı Asya, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'in kesiştiği yerde kalan jeografik bölge

Orta Doğu, Afrika-Avrasya'da genellikle Batı Asya'yı, tüm Mısır'ı ve Türkiye'yi kapsayan kıtalararası bir bölgedir. Terim, 20. yüzyılın başlarında başlayan Yakın Doğu teriminin yerini almak üzere daha geniş bir kullanıma girmiştir. Daha geniş "Büyük Orta Doğu" kavramı aynı zamanda Mağrip, Sudan, Cibuti, Somali, Komorlar, Afganistan, Pakistan ve bazen Transkafkasya ve Orta Asya'yı da bölgeye dahil etmektedir. "Orta Doğu" terimi, değişen tanımları konusunda bazı karışıklıklara yol açtı.

Orta Doğu, Afrika‑Avrasya’nın bir kesimini oluşturan, Batı Asya’nın (Güney Kafkasya hariç) büyük bir kısmını, tüm Mısır’ı ve Türkiye’nin bir bölümünü kapsayan kıtalararası bir bölgedir. 20. yüzyılın başlarında “Yakın Doğu” ifadesinin yerine geçen bu terim, zamanla daha geniş bir kavram haline gelerek “Büyük Orta Doğu” ya da “Orta Doğu ve Kuzey Afrika” (ODKA) adıyla da anılır; bu tanım içinde Mağrip, Sudan, Cibuti, Somali, Komorlar, Afganistan, Pakistan ve bazen Transkafkasya ile Orta Asya da yer alabilir. Tanımının genişliği nedeniyle “Orta Doğu” kavramı bazen karışıklık yaratmaktadır.

Bölgedeki 18 ülkeden 13’ü Arap devletlerinden oluşur ve nüfus yoğunluğu bakımından Mısır, İran ve Türkiye öne çıkar. Yüzölçümü açısından en büyük ülke ise Suudi Arabistan’dır. Tarih boyunca jeopolitik açıdan stratejik bir konumda bulunan Orta Doğu, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi büyük dinlerin doğum yeri olarak da bilinir. Etnik yapı bakımında Araplar çoğunluğu oluştururken, Türkler, Persler, Kürtler, Azeriler, Kıptîler, Yahudiler, Zazalar, Süryaniler, Irak Türkmenleri ve Kıbrıs Rumları da önemli azınlık grupları arasındadır.

İklim açısından genellikle sıcak ve kurak olan bölge, Nil Deltası, Mezopotamya’nın Dicle‑Fırat havzaları gibi sınırlı alanlarda büyük nehirler sayesinde tarıma elverişli alanlar sunar. Basra Körfezi çevresindeki ülkeler, özellikle Arap Yarımadası’ndaki petrol zengini devletler, büyük ham petrol rezervleri sayesinde ekonomilerini büyük ölçüde bu kaynağa dayandırmıştır. Bu yapı, Orta Doğu’yu hem iklim değişikliğine önemli bir katkı sağlayan bir bölge yapıyor hem de iklim krizinden ağır şekilde etkilenecek bir konuma itiyor.

“Orta Doğu” teriminin kökeni 1850’lerde İngiliz Hindistan Ofisi’ne dayansa da, Amerikalı deniz stratejisti Alfred Thayer Mahan’ın 1902’de yaptığı bir kullanım üzerinden uluslararası alanda yaygınlaşmıştır. Mahan, bölgenin stratejik önemini vurgularken özellikle Basra Körfezi’ni merkezi bir nokta olarak görmüş ve bu bölgenin İngiltere için Hindistan’a giden yol üzerindeki kritik bir geçit olduğunu belirtmiştir. Bu görüş, 1902 Eylül’ünde “National Review” dergisinde yayımlanan “Basra Körfezi ve Uluslararası İlişkiler” adlı makalesinde yer almış ve daha sonra “The Times” ve Sör Ignatius Valentine Chirol’un “Orta Doğu Sorunu” başlıklı yazısında da tekrar ele alınmıştır.

48 goruntulenme