📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍

Psikoloji

normal ve patolojik olarak zihinsel, davranışsal ve ilişkisel süreçleri inceleyen bilim

Psikoloji veya ruh bilimi, içgüdüsel davranışları ve zihni inceleyen bilimdir. Bilinçli ve bilinçsiz olayların yanı sıra daha çok duygu ve düşüncenin incelemesini içeren psikoloji, çok kapsamlı bir bilimsel alandır. Bu alanda uzman olan ve aynı zamanda bilgi araştırması yapanlara psikolog denir. Psikologlar, beynin ortaya çıkan özelliklerini ve ortaya çıkan özelliklerle bağlantılı tüm fenomenleri anlamaya çalışırlar ve bu şekilde daha geniş nöro-bilimsel araştırmacı grubuna katılırlar. Psikoloji bilimi, bir sosyal bilim olmasına rağmen aynı zamanda doğa bilimleri olarak da kategorize edilebilir. Özellikle nöroloji bilgisini oldukça kullanır ve geliştirir.

Psikoloji, zihnin ve davranışların hem farkedilen hem de içsel yönlerini ele alan bir bilim dalıdır. Bilinçli ve bilinçsiz süreçlerin yanı sıra duygular, düşünceler, motivasyon ve kişilik gibi konuları incelerken, aynı zamanda grup içi uyum, sosyal etkileşim ve toplumsal önyargı gibi sosyal dinamikleri de araştırma alanına alır. Bu geniş kapsam, psikolojiyi hem doğa bilimleri hem de sosyal bilimler arasında köprü kuran bir disiplin haline getirir; nörolojik temelleri sıkça kullanır ve hayvan davranışlarıyla da ilgilenir.

Psikolojinin temel amacı, zihinsel süreçleri ve davranışları tanımlamak, bunların oluşum nedenlerini açıklamak, gelecekteki gelişimlerini öngörmek ve gerektiğinde yönlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda deneysel, gözlemsel ve korelasyonel yöntemlerle araştırmalar yapılır ve elde edilen bulgular, eğitim, sağlık, iş dünyası gibi pek çok alanda uygulanır. Psikologlar, beyin fonksiyonları ve ortaya çıkan davranışların ilişkisini çözümlemeye çalışarak nörobilimle de etkileşim içinde bulunurlar.

Terim olarak “psikoloji”, 16. yüzyılda Marko Marulić tarafından Yunanca “psykhe” (ruh) ve “logia” (bilim, araştırma) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur; Türkçeye ise Fransızca “psychologie” üzerinden geçmiştir.

Zihin ve davranış üzerine düşünceler antik Mısır, İran, Yunan, Çin ve Hindistan gibi medeniyetlerde felsefenin bir parçasıydı. 19. yüzyılda ise bu alanda bağımsız bir bilim olarak varlık kazanmıştır. 1876’da Almanya’da Leipzig Üniversitesi’nde Wilhelm Wundt’un kurduğu laboratuvar, psikolojinin resmi bir disiplin olarak ortaya çıkışına öncülük etmiştir. Wundt, kendini psikolog olarak tanımlayan ilk kişidir. Hermann Ebbinghaus hafıza üzerine deneyler yapmış, Ivan Pavlov fizyolojiyle psikolojiyi birleştirerek klasik şartlanmayı tanıtmış, John B. Watson ise davranışçılığı ABD’de temsil etmiştir.

Deneysel çalışmaların artmasıyla birlikte psikolojinin uygulamalı dalları da gelişmiştir. 19. yüzyılın sonlarında G. Stanley Hall ve John Dewey, psikolojiyi eğitim sistemine entegre ederken, Hugo Münsterberg ise iş ve hukuk gibi alanlarda psikolojik prensiplerin kullanılmasını savunmuştur.

46 goruntulenme