Beyaz, ışığın görebildiğimiz tüm dalga boylarını içinde barındıran bir renk olarak tanımlanıyor. Aslında doğada saf haliyle karşılaşmadığımız bu renk, farklı ışık kaynaklarının bir araya gelmesiyle oluşuyor. Örneğin, kırmızı, yeşil ve mavi ışıkların uygun oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen aydınlık ton, bizim gözümüze beyaz olarak yansıyor.
Eski dönemlerde insanlar beyazın ışığın doğal rengi olduğunu düşünürken, Newton’un yaptığı deneyler bu algının tam tersini ortaya koydu: Beyaz, aslında tüm renklerin bileşiminden meydana gelen bir ışık tonuydu.
Resim sanatında beyaz rengin kullanımı oldukça özel bir beceri gerektiriyor. Çünkü ışığın aksine, boya olarak beyaz hiçbir renkle karıştırılmamalı, saf bir şekilde kullanılmalıdır. Bu sayede sanatçılar, eserlerinde ışık efektlerini ve derinlikleri en doğru şekilde yansıtabilirler. Bir tabloda beyazın yerinde duruşu, o eserin ruhunu da belirleyen unsurların başında gelir.
Türk kültüründe beyaz, saflığın ve temizliğin simgesi olarak görülür. Düğünlerde gelinlerin giydiği beyaz gelinlikler, bu renge yüklenen anlamın en bilinen yansımalarından biri. Aynı zamanda siyahın karşıtı olarak kabul edilen beyaz, aydınlığın ve iyiliğin de habercisidir. Bu yüzden Türkçede "ak" kelimesi hem beyaz rengi hem de saflığı ifade etmek için kullanılır.
Beyaz bir bayrak dostluğun veya iyi niyetin göstergesi olurken, beyaz bir sayfa da yeni bir başlangıcı temsil eder. Ancak tüm toplumlarda bu anlamlar geçerli değil; Çin ve Hint kültürlerinde beyaz, ölüm, yas ve hüzünle ilişkilendirilir.
Beyazın simgelediği değerler arasında istikrar ve devamlılık da bulunur. Temizlik, dürüstlük ve açıklık çağrışımları taşıyan bu renk, politikacıların da sıkça başvurduğu bir unsur haline geldi. İletişim stratejilerinde "ak" vurgusu yapmak, güvenilir bir imaj oluşturmanın yollarından biri olarak görülüyor.
Türkçede beyaz rengi ifade eden iki farklı kelime bulunuyor. "Ak", saflık ve aydınlığı çağrıştırırken, Arapçadan dilimize geçen "beyaz" sözcüğü de sütle ilişkilendirilerek yerleşik bir kullanım kazandı. Her iki kelime de renk tarif ederken günlük yaşamda oldukça yaygın olarak karşımıza çıkıyor.
Beyaz, 13 Mart 1969 tarihinde Bolu, Türkiye'de doğdu.
Aslen Artvinli olan Beyazıt Öztürk, 12 Mart 1969 tarihinde Bolu'da, memur bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya geldi. Baba tarafından Gürcü asıllıdır. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü mezunudur.
Aynı zamanda lisanslı basketbolcu olan Öztürk, üniversite eğitimini sürdürürken bir yandan da radyo programcılığıyla ilgilenmeye başladı. Özel televizyon kanallarının ve radyoların sayısının hızla arttığı bir dönemde, ev arkadaşıyla birlikte Eskişehir radyolarında çalışmaya başladı.
Ancak "r" harfini telaffuz edememesi nedeniyle, sunuculuk isteği reddedildi ve sadece program hazırlamakla yetindi. Yine de kuralları aşarak sesini dinleyicilere ulaştıran Öztürk, farklı ve esprili tarzıyla beğeni topladı. Sonrasında, ev arkadaşının kurduğu "Genç Radyo"da program sunmaya devam etti ve arkadaşlarıyla birlikte, siyasi içerikli bir mizah dergisi olan "Gına"yı çıkarmaya başladı. "Beyaz" takma adını ilk defa bu dergi için çizdiği karikatürlerin altında kullandı.
Eskişehir'de geçirdiği bu dönemde, iki heykel, iki seramik, bir karikatür sergisi açan Öztürk, İstanbul'da Klas Fm'den gelen teklif üzerine radyoculuk mesleğine profesyonel olarak giriş yaptı. Number One TV'de ve Kanal 6'da çeşitli televizyon programları yaptı. Asıl şöhretine, Kanal D ve Star televizyonlarında Beyaz Show sayesinde kavuşmuştur.
Rol aldığı yapımlar
Toplam 19 yapımda yer aldı; en bilinen 12 tanesi listelendi.
- Altın Kelebek Ödülleri (1973) — Self - Winner
- Kral Türkiye Müzik Ödülleri (1995) — Presenter
- Yalan Dünya (2012) — Rıza Kocabaş
- O Ses Türkiye (2011) — Self - Judge
- Beyaz Show (1996) — Host
- Pişti (2006)
- Biz Size Aşık Olduk (2002) — Cem
- Sedef Kabaş ile Portreler (1997)
- Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? (2006) — Hacivat
- Dansöz (2001) — Taksi Şoförü
- Nihavend Mucize (1997) — Nejat
- Mazhar Alanson İle Misafir (2024)
Yapım ve künye bilgileri TMDB'den alınmıştır.