İstanbul'un saklı kahve mekanlarını keşfedin ve şehrin gizli güzelliğini yaşayın.
Kalabalık Şehirde Yalnızlık: İstanbul'da Bir Bankta Düşündüklerim
Kalabalık Şehirde Yalnızlık: İstanbul'da Bir Bankta Düşündüklerim
On altı milyonluk şehirde insan nasıl yalnız kalır? Şehir yalnızlığı üzerine ve küçük toplulukların iyileştirici gücüne dair bir yazı.
Geçen akşam Moda sahilinde bir banka oturdum. Sağımda denize bakan bir amca, solumda kulaklıklı bir genç, arkamda yüzlerce insan... Ve bir an fark ettim: bu kadar kalabalığın ortasında kaç kişi tek başınaydı. Ben dahil.
Şehir büyüdükçe insan küçülüyor
Garip bir denklem bu. Köyde, kasabada herkes birbirini tanır; şehirde kimse kimseyi tanımaz. On altı milyon kişilik İstanbul'da güne başlayıp akşama kadar tek bir tanıdıkla karşılaşmadan dönebilirsin. Metroda yüzlerce insanla omuz omuzasın ama aranızdaki mesafe kilometrelerce. Sosyologlar buna "kalabalık içinde yalnızlık" diyor; bence İstanbul bu kavramın başkenti.
Yanlış anlaşılmasın, şehri seviyorum. Bu karmaşanın içinde bir enerji var; vapur düdüğü, simitçi, martı sesi... Ama şehir sana her şeyi veriyor, bir tek şunu vermiyor: seni merak eden birini. Onu kendin bulacaksın.
Küçük topluluklar büyük şehrin ilacı
Benim çözümüm yıllar içinde hep aynı oldu: küçük topluluklar. Mahalledeki kahvenin daimi masası, haftada bir toplanan halı saha ekibi, internette her akşam aynı saatte buluşulan sohbet odası... İnsanın "beni buradan tanıyorlar" diyebileceği köşeler. Şehir ne kadar büyükse, bu köşelerin kıymeti o kadar artıyor.
İnternet bu konuda haksız yere kötü şöhretli. Evet, insanı yalnızlaştıran bir internet var; ama bir de gece vardiyasından çıkan adamın iki laf edecek birilerini bulduğu internet var. Fark, ekranda değil kullanımda. Kaydırarak tükettiğin internet yalnızlaştırır; konuşarak yaşadığın internet tam tersi.
Bankta oturan amcaya dair
O akşam yanımdaki amcayla iki kelime ettik. Emekli öğretmenmiş; her akşam o banka geliyormuş, "deniz dinliyorum" dedi. Ayrılırken "iyi geldi konuşmak" diye ekledi. Beş dakikalık muhabbetti — ama ikimizin de akşamını değiştirdi.
Demem o ki: şehir yalnızlaştırır, doğru. Ama panzehiri de basit: bir merhaba. Bugün birine — bankta, asansörde, internette — bir merhaba borcun var bence. Benimki bu yazıydı. Seninkini yorumlara bekliyorum; İstanbul'un en yalnız ve en kalabalık köşesi sence neresi?