Dolomitler'de 2.800 metrede yeni mağara: İçinde neredeyse tam mağara ayısı iskeletleri var
Güney Tirollü dağ rehberi Kurt Walde, Conturines zirvesinin altında bilinmeyen bir mağara buldu. İçinde çok sayıda neredeyse tam mağara ayısı iskeleti var; giriş artık demir parmaklıkla korunuyor.

Temmuzun ilk günlerinde Brunico'lu dağ rehberi Kurt Walde, Dolomitler'deki Conturines zirvesinin altında o güne dek keşfedilmemiş bir boşluk buldu. Sonradan yapılan ölçümlere göre burası yaklaşık 170 metre uzunluğunda, 6-8 metre yüksekliğinde, 8-10 metre genişliğinde bir galeri. Ve içeride dağınık kemik parçaları değil, neredeyse bütün hâlde duran iskeletler vardı.
Bolzano-Güney Tirol Özerk İli'nin açıklamasına göre bu iskeletler, buzul çağında Avrupa'da yaşamış ve binlerce yıl önce yok olmuş mağara ayılarına ait. Walde buluntuyu 17 Temmuz'da il yönetimine bildirdi. Bir hafta sonra, 24 Temmuz'da, ilin Arkeoloji Dairesi'nden Hubert Steiner ile kazı firması ARC-Team'den iki uzman Walde'yle birlikte mağaraya çıktı ve girişi mühürledi.
Bulguyu önemli kılan, iskeletlerin bütünlüğü. Tek tek dişler ve kırık kemikler bir türün orada yaşadığını gösterir; bütün bir iskelet ise hayvanın boyunu, yaşını, cinsiyetini, hatta hayatı boyunca geçirdiği hastalıkları okumaya izin verir. Bir mağarada bunlardan çok sayıda bulunması, bir topluluğun portresini çıkarmak anlamına gelir.
Aynı dağda ikinci mağara
Conturines adı paleontologlara yabancı değil. Yeni boşluğun hemen altında, 1987'de bulunmuş bir başka mağara var. İl yönetiminin aktardığına göre o mağarayı 23 Eylül 1987'de Willy Costamoling keşfetti; 1988'den bu yana da Viyanalı paleontolog Gernot Rabeder'in yürüttüğü kazılarla inceleniyor.
Bu çalışmalar Alplere özgü bir mağara ayısı biçimini ortaya çıkardı: bölgenin Ladin halkına atfen Ursus ladinicus adı verilen hayvan. O mağaradan çıkan iskeletler bugün yakındaki San Cassiano köyünde, Museum Ladin Ursus ladinicus adlı müzede sergileniyor.
Innsbruck Üniversitesi Kuvaterner Araştırmaları Grubu'na göre Conturines, bilinen en yüksek rakımlı mağara ayısı popülasyonunun yuvası. Grubun 2017'de Radiocarbon dergisinde yayımlanan çalışmasında iki ayrı laboratuvar aynı sonuca vardı: kemikler, radyokarbon yönteminin ölçebildiği sınırdan, yani kabaca 50 bin yıldan daha yaşlı. Bu sonuç eski bir bilmeceyi de çözdü: kemikler önce 50 bin yıldan genç bir buzul evresine tarihlenmişti ve bitkiyle beslenen bu iri hayvanların o dönemde bugün çıplak kayalık olan bu rakımda nasıl yaşadığı açıklanamıyordu. Kemiklerin çok daha eski olduğu anlaşılınca çelişki ortadan kalktı.

Hangi ayı, kaç ayı, ne kadar eski?
Şimdilik bu üç sorunun da cevabı yok. İl yönetiminin temmuz ve ekim aylarındaki açıklamaları ne iskelet sayısını ne de kemiklerin yaşını veriyor. Tür bile kesin değil: açıklamalarda hem klasik mağara ayısı Ursus spelaeus hem de Alp biçimi Ursus ladinicus ihtimal olarak anılıyor.
İlin kültür varlıklarından sorumlu yöneticisi Karin Dalla Torre, yerel basına yansıyan açıklamasında önceliği şöyle tanımladı: şimdi yapılması gereken, "bu sansasyonel paleontolojik keşfin getirdiği büyük sorumluluğa yaraşır bir araştırma projesi" tanımlamak. İl yönetimi bu projeyi önümüzdeki aylarda uluslararası uzmanlarla birlikte kurmayı planlıyor.
Uçurumdaki kapı
Mağaranın girişi Col Toronn adlı dikey kaya duvarında, 3.000 metreye yakın bir yükseklikte. Alan aynı zamanda Fanes-Senes-Braies Doğa Parkı'nın ve Avrupa'nın Natura 2000 koruma ağının içinde.
Ekim ayında ekipler önce girişi toz geçirmeyen koruyucu bir örtüyle kapattı, ardından ölçüye göre yapılmış bir demir parmaklığı kayaya sabitledi ve bir gözetim sistemi kurdu. İl Arkeoloji Dairesi Müdürü Christian Terzer, işin zorluğunu yerel basına şöyle anlattı: "Bu projeyi neredeyse 3.000 metrede, Col Toronn'un dikey kaya duvarında tamamlamanın lojistik güçlükleri muazzamdı."
Terzer'e göre önlemin nedeni ilginin kendisi. Keşfe gösterilen geniş ilginin sevindirici olduğunu, ama bu yankının riskler de taşıdığını söyledi; il yönetiminin açıklamasında alanın kaçak kazıcıların hedefi olabileceği belirtiliyor. İl yönetiminden Philipp Achammer ise yalnız olağanüstü bir alanı değil, "onun içerdiği bilgiyi de" koruduklarını vurguladı.
Mağara ayısı neden yok oldu?
Mağara ayıları buzul çağı Avrupa'sının en tanıdık iri memelilerinden biriydi ve adını kemiklerinin bulunduğu yerden alır: kışı mağaralarda uyuyarak geçirirlerdi, birçoğu da o uykudan hiç uyanmazdı. Kemiklerinin çoğunlukla mağaralarda bulunmasının nedeni de bu.
Mathias Stiller ve ekibinin 2010'da Molecular Biology and Evolution dergisinde yayımladığı eski DNA çalışmasına göre tür yaklaşık 24 bin yıl önce ortadan kalktı; ama genetik çeşitlilikteki düşüş bundan 25 bin yıl kadar önce başlamıştı. Araştırmacılar tek bir nedene işaret etmiyor: soğuyan iklim ile kışlama mağaraları için insanlarla yaşanan rekabetin birlikte etkili olduğunu öne sürüyorlar.
Türkiye'deki akrabalar
Bu hikâyenin bir ucu İstanbul'a da uzanıyor. İstanbul'un batısındaki Yarımburgaz Mağarası'nda, mağara ayısının Orta Pleistosen'deki atası sayılan Ursus deningeri'ye ait çok sayıda kemik bulundu. Mary Stiner, Güven Arsebük ve arkadaşlarının 1998'de Paleobiology dergisinde yayımladığı çalışmaya göre bu hayvanların çoğu ya da tamamı mağarada, kış uykusu sırasında şiddet içermeyen nedenlerle öldü. Mağarada taş aletler de bulunmuş olsa da ayıların insanlar tarafından avlandığına dair bir işaret yok.
Sırada ne var?
Conturines'teki yeni mağara şimdilik kilitli ve kazı takvimi henüz açıklanmadı. Önce iskeletlerin hangi türe ait olduğu, kaç bireyden oluştuğu ve ne zaman öldükleri belirlenecek. Alttaki mağaranın kemikleri 50 bin yıldan yaşlı çıkmıştı; üstteki galerinin aynı dönemi mi yoksa bambaşka bir dönemi mi temsil ettiği, Alplerin en yüksek ayı yuvasının ne kadar süre kullanıldığını da gösterecek.
Fotoğraf: Ladinciastel, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/dolomitlerde-yeni-magara-neredeyse-tam-magara-ayisi-iskeletleri.html — Yazdırma tarihi:

















