Yanlış Bildiğimiz Şarkı Sözleri

kereM
Bu yazıyı yazan kereM 11 Ekim 2026 · 4 dk okuma · Köşe Yazısı Ben Mehmet, aka kereM, Eskişehir'de yaşıyorum, gitar çalmayı ve iyi bir kahve içmeyi severim, buraya yeni insanlarla tanışmak için geldim.

Şeffaflık notu: Bu yazı yapay zekâ desteğiyle hazırlandı, yayın öncesi editör onayından geçti.

Yıllarca bir şarkıyı yüksek sesle söyleyip bir gün sözlerin bambaşka olduğunu öğrenmek. Kulağın uydurduğu dizeler, onlara bağlanan anılar ve doğrusunu öğrenince içimizde kırılan küçük şey.

Geçen hafta Porsuk kenarında bir kafede oturuyorduk. Hoparlörden eski bir şarkı çaldı, ben de mırıldanmaya başladım. Karşımdaki arkadaşım bir an durdu, sonra güldü: "Öyle demiyor ki." Telefonundan sözleri açtı. Gerçekten de öyle demiyordu. Ben o dizeyi yirmi yıldır yanlış söylüyormuşum.

Bunu yaşayan tek kişi değilim. Neredeyse herkesin bir şarkısı var: yıllarca bir şekilde söylediği, sonra bir gün doğrusunu öğrenip şaşırdığı. Bazen utanıyoruz, bazen gülüyoruz, bazen de doğrusunu kabul etmek istemiyoruz.

Kulağın uydurduğu dizeler

İngilizcede bunun bir adı bile var: "mondegreen". Kelimeyi 1950'lerde yazar Sylvia Wright ortaya atmış. Çocukken dinlediği eski bir İskoç türküsündeki bir dizeyi, var olmayan "Lady Mondegreen" adında bir kadın olarak duymuş. Yıllarca o kadının hikâyesini kafasında kurmuş, sonra öğrenmiş ki öyle bir kadın hiç yokmuş.

Kulağımız boşlukları sevmiyor. Bir kelimeyi tam duyamadığında onu bildiği bir şeyle dolduruyor. Şarkıcının vurgusu, enstrümanın sesi, kaydın kalitesi, hepsi bu boşlukları büyütüyor. Beyin de orada durmuyor, anlamlı bir cümle kurana kadar devam ediyor.

Kasetten kalan alışkanlıklar

Bizim kuşağın yanlış sözleri çoğu kez kasetten geliyor. Kaset bantının hışırtısı, radyodan kaydedilmiş şarkının başında konuşan spiker, sonuna yetişemeyen kayıt. Sözleri öğrenmek için şarkıyı defalarca başa sardık, bir defterin arkasına yazdık. Duyamadığımız yerlere tahmini kelimeler koyduk.

Kaset kapaklarının içinden söz çıkması bir şanstı. Çıkmazsa defter sözleri arkadaştan arkadaşa geçerdi, her geçişte biraz daha değişerek. Bir şarkının sınıfta üç farklı versiyonu dolaşırdı. Hangisinin doğru olduğunu kimse bilmezdi, kimse de çok umursamazdı.

Doğrusunu öğrenmenin hayal kırıklığı

Şimdi her şarkının sözü bir aramayla önümüzde. Bu güzel bir şey ama bir şeyi de değiştiriyor. Yanlış söylediğim dizeyi doğrusuyla değiştirdiğimde içimde bir şey kırılıyor. Çünkü o yanlış dizeyle bir anım var.

Lise yıllarında arkadaşlarla yürürken hep birlikte bağırarak söylediğimiz bir şarkı vardı. Şimdi biliyorum ki nakaratı hepimiz yanlış söylüyormuşuz. Ama o yanlış hâliyle söylendi, o yanlış hâliyle hatırlanıyor. Doğrusunu söylesem o yürüyüş geri gelmiyor. Yanlışı ise beni hemen oraya götürüyor.

Yabancı şarkıların uydurma Türkçesi

İşin bir de yabancı şarkılar tarafı var. İngilizce bilmeden dinlediğimiz şarkıları da söylüyorduk, hem de hiç çekinmeden. Kulağımıza ne geliyorsa onu, çoğu zaman Türkçe kelimelere benzeterek. Bir nakarat bir yemek adına, bir dize bir mahalle adına dönüşürdü.

Bu uydurma sözlerin bir sınıfı vardı, bir ortaklığı vardı. Herkes aynı yanlışı söylediği için kimse yanlış söylediğini fark etmezdi. Yıllar sonra o şarkıların gerçek sözlerini okuduğumda neredeyse hiçbirini tanımadım. Benim için o şarkılar hâlâ uydurduğumuz dilde.

Sahnede bile yanlış

Konserlerde de bu çok olur. Şarkıcı mikrofonu seyirciye uzattığında binlerce kişi nakaratı söyler, ama hepsi aynı kelimeleri söylemez. Kalabalığın içinde dursan bir dizenin üç farklı hâlini duyarsın. Ses o kadar büyük ki hiçbiri sırıtmaz. Belki de bu yüzden toplu şarkı söylemek bu kadar rahatlatıcı; kimse sözleri kontrol etmez.

Bir şarkı iki kez yazılır

Bunu düşündükçe şuna inanmaya başladım: bir şarkıyı yazan sadece şarkıcı değil. Onu dinleyen de kafasında yeniden yazıyor. Bazen bir kelime değişiyor, bazen bir dize, bazen şarkının bütün anlamı. Kendi hayatına uydurduğun bir şarkı, orijinalinden daha yakın geliyor.

Fotoğraf çekerken de benzer bir şey yaşıyorum. Aynı köprüyü yüz kişi fotoğraflıyor, her birinin fotoğrafı başka çıkıyor. Kimse köprüyü "yanlış" çekmiyor. Herkes gördüğünü çekiyor. Şarkıda da herkes duyduğunu söylüyor.

Belki de bu yüzden doğru sözleri öğrendikten sonra bile bazı şarkıları eski hâliyle söylemeye devam ediyorum. Bu bir inat değil. O yanlış kelime, şarkının bana ait olan kısmı. Doğrusu şarkıcının, yanlışı benim.

Sonbaharın şarkıları

Ekim ortası, çalma listelerinin değiştiği zaman. Yazın hızlı şarkıları gidiyor, eski ve yavaş şarkılar geri geliyor. Bu mevsimde neden başka şeyler dinlediğimizi daha önce yazmıştım. Bu yıl bir şey daha ekleyeceğim: eski şarkılar geri döndüğünde, onların yanlış bildiğimiz sözleri de geri dönüyor.

O kafede arkadaşım doğru sözleri gösterdikten sonra şarkı bir kez daha çaldı. Ben yine kendi bildiğim gibi söyledim, bu kez bilerek. Arkadaşım bir şey demedi. Belki onun da öyle bir şarkısı vardır.

Yazıyı beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook

✍️ kereM — diğer yazıları

🆕 Son yazılar

Köşe Yazıları →

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.