🎮 Yeni: Oyun kanalları ve her akşam 21:00 turnuva — Radyo Yudum'da tek tıkla şarkı iste!
Yazılı sohbetAna sohbet odası — üye olmadan da gir Sesli ve görüntülüKonuşarak sohbet et, istersen kameranı aç Canlı yayınlarYayındakileri izle

Fotoğrafçının Sevdiği Mevsim: Sonbahar Işığı

kereM
Bu yazıyı yazan kereM 30 Eylül 2026 · 4 dk okuma · 1 okunma · Köşe Yazısı Ben Mehmet, aka kereM, Eskişehir'de yaşıyorum, gitar çalmayı ve iyi bir kahve içmeyi severim, buraya yeni insanlarla tanışmak için geldim.

Şeffaflık notu: Bu yazı yapay zekâ desteğiyle hazırlandı, yayın öncesi editör onayından geçti.

Yazın sert öğle güneşi gidiyor, yerine her şeyi yumuşatan, gölgeleri uzatan bir ışık geliyor. Porsuk kenarında fotoğraf çekerken sonbaharın neden farklı göründüğünü düşündüm.

Porsuk kenarında yürürken bir şey dikkatimi çekti. Öğle saatiydi ama köprünün gölgesi suyun üstüne yazdakinden çok daha uzun düşüyordu. Ağaçların yaprakları henüz tam dökülmemişti, sararmaya yeni başlamışlardı. Makineyi çıkardım, çekmeden önce bir süre öylece baktım.

Fotoğrafla uğraşan herkes bilir: sonbahar başka bir mevsim. Aynı sokak, aynı köprü, aynı ağaç, yazın çektiğinden bambaşka görünür. Bunun büyük kısmı renklerden değil, ışıktan geliyor.

Güneş neden alçakta?

Sebebi aslında basit. Sonbaharda güneş gökyüzünde yazdaki kadar yükselmiyor. Öğle saatinde bile daha eğik bir açıdan geliyor. Işık daha uzun bir yol kat ediyor, gölgeler uzuyor, her şeyin bir yan yüzü aydınlanıyor.

Yazın öğle güneşi tepeden vurur. Yüzlerde göz altında koyu gölgeler oluşur, binalar düz ve sert görünür, gökyüzü beyazlaşır. Fotoğrafçılar bu yüzden yazın öğle saatinden kaçar, sabah erkene ve akşamüstüne sıkışır. Sonbaharda ise günün daha büyük bir kısmı çekilebilir hâle geliyor. Işık gün boyunca yumuşak kalıyor.

Uzun gölgelerin anlattığı

Uzun gölge, fotoğrafa derinlik veriyor. Bir kaldırım taşının dokusu, bir duvardaki çatlak, bir yüzdeki çizgi, eğik ışıkta ortaya çıkıyor. Tepeden gelen ışık bunları siler, yandan gelen ışık görünür kılar.

Odunpazarı'nın dar sokaklarında bunu çok net görüyorum. Yazın o renkli evler öğle vakti biraz solgun durur. Sonbaharda aynı cephelere yandan vuran ışık, cumbaların altına derin gölgeler bırakıyor. Evler sanki birden üç boyutlu oluyor. Aynı sokağı iki mevsimde çekip yan yana koyunca fark insanı şaşırtıyor.

Renkler de işin içinde

Tabii bir de yapraklar var. Sarılar, turuncular, kiremit rengi kahverengiler. Ama bu renklerin güzelliği de yine ışıkla ilgili. Arkadan gelen alçak güneş sararmış bir yaprağın içinden geçtiğinde yaprak neredeyse içinden aydınlanıyor gibi parlıyor.

Bu yüzden sonbaharda en sevdiğim çekim, güneşi karşıma alıp yaprakları arkadan aydınlatmak. Doğru açıyı bulunca sıradan bir ağaç dalı bile kareye tek başına yetiyor. Yanlış açıda ise aynı yaprak kuru ve sönük görünüyor. Mevsim aynı, ağaç aynı; farkı nereden baktığın yaratıyor.

Bulutlu günler de güzel

Sonbahar demek hep güneş demek değil. Bulutlu günler de çok. Birçok kişi bu günlerde makineyi evde bırakıyor, ama bence bu bir hata. Bulut, gökyüzünü dev bir ışık yumuşatıcısına çeviriyor. Gölgeler kayboluyor, renkler daha doygun görünüyor, özellikle portre için harika bir ortam oluşuyor.

Yağmurdan sonra ıslak kaldırımlar da ayrı bir hazine. Sokak lambaları, vitrin ışıkları, arabaların farları ıslak zeminde yansıyor. Akşam altıda Eskişehir'in ıslak sokakları, yazın hiçbir akşamının vermediği bir havaya bürünüyor.

Mavi saat mesaiden sonra

Sonbaharın fotoğrafçıya bir hediyesi daha var: günler kısaldıkça gün batımı erkene kayıyor. Yazın akşam dokuza kadar beklemen gereken o yumuşak ışık, sonbaharda iş çıkışına denk geliyor. Güneş battıktan sonraki kısa süre, gökyüzünün koyu maviye döndüğü ve şehir ışıklarının yandığı an, fotoğrafçıların "mavi saat" dediği zaman. Sonbaharda bu saati yakalamak için artık geceyi beklemek gerekmiyor.

Porsuk'un üstündeki köprüler, sokak lambaları yandığında ve gökyüzü henüz tamamen kararmamışken en güzel hallerine bürünüyor. Işığın ve gecenin dengede olduğu o birkaç dakika için tripoda bile gerek yok çoğu zaman; bir korkuluğa yaslanmak yetiyor.

Telefonla da olur

Bunları okuyup "benim pahalı makinem yok" diyenler olacaktır. Sonbahar ışığının güzelliği de burada: iyi ışıkta telefon da çok iyi fotoğraf çekiyor. Asıl mesele cihaz değil, ne zaman ve nereden baktığın.

Birkaç küçük şey yeterli. Güneşi arkana değil yanına al, gölgeleri görünür kıl. Arkadan aydınlanan yapraklara bakarken ekranda parlaklığı biraz düşür, renkler daha koyu ve zengin çıksın. Bir de acele etme; aynı kareyi birkaç dakika arayla tekrar çek, ışığın nasıl değiştiğini kendin gör.

Bakmayı öğretiyor

Sonbahar ışığının bana öğrettiği en önemli şey, aceleyle çekmemek oldu. Işık her an biraz değişiyor, bir bulut geçiyor, güneş biraz daha alçalıyor. Aynı yere on dakika sonra baktığında başka bir fotoğraf görüyorsun.

O gün Porsuk kenarında da öyle oldu. İlk baktığımda sadece bir köprü ve bir gölge vardı. Biraz bekledim, bir çift bisikletli geçti, gölgeleri köprünün gölgesine karıştı. Deklanşöre o zaman bastım. Belki en iyi fotoğrafım değil, ama o mevsimin, o saatin, o ışığın tam bir kaydı.

Yazıyı beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook

✍️ kereM — diğer yazıları

🆕 Son yazılar

Köşe Yazıları →

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.