Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî, 1247‑1250 yılları arasında Hemedan’da Yahudi bir ailede doğmuş ve 17 Temmuz 1318’de Tebriz’de hayatını kaybetmiştir. Büyükbabası, İlhanlıların kurucusu Hülagû Han’a hizmet eden bir nedim iken, babası sarayda eczacı olarak çalışmıştır. Bu ortamda yetişen Reşîdüddîn, tıp eğitimini tamamlayıp Hülagû Han’ın oğlu Abaka Han’a hekim olarak hizmet vermeye başlamış, otuz yaşına geldiğinde İslam’a geçmiştir.
Hızla siyasi arenada yükselen Fazlullah, Kazvin yakınlarındaki Sultaniye’de İlhanlı Büyük Veziri (Sadrazam) olarak görev almış ve Mahmud Gazan ile Muhammed Hüdabende (Olcaytu) gibi hanların yanında hem hekim hem de vezir olarak çalışmıştır.
Olcaytu’nun 1304’te tahta çıkmasıyla vezirlik görevini sürdürmüş, ancak 1312’de iktidar içinde çekişmeler başlamıştır. Sa’d al‑Dawla’nın yerine Ali Şah’ın gelmesiyle Fazlullah’un konumu sarsılmış ve Olcaytu’nun Şiilik benimsemesiyle 1316’da öldürülmesi sonrasında oğlu Abu Said Bahadur tahta geçmiştir.
Aynı yıl, Olcaytu’yu öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Reşîdüddîn Fazlullah, iki yıl süren bir mahkumiyetin ardından 17 Temmuz 1318’de oğluyla birlikte asılmıştır. 1407’de ise Timur’un oğlu Miranşah, mezardan çıkarılan bedenini Tebriz’de bir Yahudi mezarlığına yeniden defnedilmesini sağlamıştır.
Fazlullah’ın eserleri arasında Arapça “Cami’üt‑Tevarih” (جامع التواريخ) öne çıkar; bu eser, Mahmud Gazan’dan başlayıp Moğol hanedanının tarihini, Adem’den kendi dönemine kadar uzanan geniş bir kronolojiyi kapsar. İkinci cildinde yer alan “Tarih‑i Oğuzân ve Türkân” bölümü, Zeki Velidi Togan tarafından “Oğuz Destanı” adıyla yayımlanmıştır.
Yazar, bu metinde Uygurca Oğuz Kağan anlatımına yer vermemiş, daha çok Kur’an ayetleri, tarihî belgeler ve Şehnâme’den alıntılarla zenginleştirmiştir. Ayrıca, Kazvin’de bir yazıhane kurarak hattat ve çizerlerden oluşan bir ekiple resimli kitapların titizlikle kopyalanmasını sağlamıştır. Bu çalışmalar, onun hem tıp hem de tarih alanındaki çok yönlü yetkinliğini ve kültürel mirasa katkılarını gözler önüne serer.