📻 Radyo & Sohbet birlikte aktif
🔍

Türk müziği

Avrasya ülkesi Türkiye'ye özgü tarzda ve ölçülerde yapılmış müzik

Türk müziği, kökenleri 11. yüzyılda Selçuklu Türklerinin Anadolu ve İran'a göç ettiği döneme kadar uzanan bir müzik türüdür. Modern popüler müziğin önemli bir bölümü ise 1930'ların başındaki Batılılaşma sürecine dayanır. Âşıklık geleneği, atışma, türkü söyleme kültürü ve düğün dansları, aile ve arkadaş çevresinde eğlenme biçimi olarak varlığını sürdürdü. Ancak müzik endüstrisinin gelişmesiyle günlük yaşamda dinlenen müzik ile geleneksel müzik arasında fark oluştu. Buna rağmen Türk toplumunda, yeni kuşaklar da dâhil olmak üzere, nostaljik müzik kültürü güçlü bir şekilde varlığını korumaktadır.

Türk müziğinin kökleri, 11. yüzyılda Selçuklu Türklerinin Anadolu ve İran’a göç ettiği dönemle başlar. 1930’ların başındaki Batılılaşma süreci ise modern popüler müziğin temelini atmış, bu yüzyılın ortalarında ise aşıklık geleneği, atışma, türkü söyleme kültürü ve düğün dansları aile ve arkadaş çevrelerinde eğlencenin vazgeçilmez yolu olmuştur. Müzik endüstrisinin gelişmesiyle günlük yaşamda dinlenen müzik ile geleneksel müzik arasında bir uçurum oluşsa da, Türk toplumu yeni nesiller dahil olmak üzere nostaljik müzik kültürünü güçlü bir şekilde sürdürmektedir.

1960’lara kadar Türk sanat müziği ve Türk halk müziği sahneyi domine ederken, Âşık Veysel, Âşık Mahzuni Şerif ve Zeki Müren gibi isimler öne çıkmıştı. 1970’lerde Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Selda Bağcan’ın öncülüğünde Anadolu rock ve groove etkili bir şekilde gelişti. 1980’lerin sonlarında arabesk müzik tüm ülkeyi sardı; Orhan Gencebay, Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur ana akımı domine ederken, Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’nun etkisi görece azalmıştı. 1990’ların başında ise ekonomik ve toplumsal açılımların etkisiyle pop müzik yeniden yükselişe geçti ve Tarkan ile Sertab Erener gibi uluslararası başarılar elde eden yıldızlar ortaya çıktı.

1990’ların sonlarında pop ve arabesk müziğin aşırı ticarileştiği eleştirilerine karşı alternatif rock, elektronik ve hip‑hop yükselişe geçti. Şebnem Ferah, Duman, Mor ve Ötesi gibi rock grupları, Ceza ve Sagopa Kajmer gibi hip‑hop sanatçıları, Mercan Dede ile elektronik‑etnik sentezle öne çıktı. 2010’lu yıllarda Yüzyüzeyken Konuşuruz, Son Feci Bisiklet, Adamlar ve Dolu Kadehi Ters Tut gibi indie gruplar ana akım pop dışında kendine yer buldu. 2020’li yıllarda dijitalleşme müzik sahnesini köklü bir şekilde değiştirdi; elektronik dans müziği ve drill, listelerde üst sıralara yerleşmeye başladı.

Orta Asya Türk müziği, İslamiyet’in kabulünden çok önce şaman, kam veya baksının demende belirli sesler çıkaran demir parçalarıyla topluluğu etkilediği bir dönemde, davulun da önemli bir yeri vardı. Çin’in kütüphanelerinde, Hun Türkleri’nde, Uygur Türkleri’nde, Selçuklu Hanedanı’nda ve Osmanlılar’da müziğe büyük yer verilmişti. Selçuklu ordularında ozan ve kopuzcu yok değildi; eski Türk hanelerinin saray ve ordugahlarında “9 kök” denilen eserler her gün çalınırdı. Osmanlı döneminde geleneksel Türk müziği, halk ve üst kültür çevrelerinde gelişerek ikiye ayrıldı. Şehirlerde, saray çevresinde ve konaklarda kar, beste, semai ve şarkı söylenirken, tekkelerde naat, ayin, durak, ilahi, nefes ve niyaz duyulurdu. Köylerde ise türküler, bozlaklar, uzun havalar, zeybekler ve oyun havasları çalınır, sınır boylarında serhat türküsü söylenirdi.

42 goruntulenme