Arktik deniz tabanındaki “tuhaf yama”nın altından dişli balina kemikleri çıktı

Norveçli araştırmacılar Arktik Okyanus Ortası Sırtı'nda tüplü solucanlarla dolu küçük bir lekeyi kazdı; çamurdan dişli balina kemikleri ve belki bilime yeni iki kıl solucanı çıktı.

Arktik deniz tabanındaki “tuhaf yama”nın altından dişli balina kemikleri çıktı
Teknoloji 22 Ekim 2026 7 dk okuma 6 okunma

Ekrandaki manzara saatlerdir aynıydı: uçsuz bucaksız bir çamur düzlüğü, üzerinde deniz zambakları, arada bir gömülü anemonlar ve tombul gövdeleriyle “deniz domuzu” denen Kolga hyalina deniz hıyarları. 23 Nisan 2026'da Arktik Okyanus Ortası Sırtı'nın (AMOR) havza kesimlerinden birinde, uzaktan kumandalı denizaltı aracı Ægir6000'in kamerasından akan görüntüleri işaretleyen biyologlar için gün sıradan geçiyordu. Dalışın ilk iki hattı, yaklaşık 400 metrelik bir şerit, pek sürpriz sunmamıştı.

Son hattın daha ilk metrelerinde ekrana tek bir leke girdi. Düz tabanın ortasında, dar bir alana sıkışmış onlarca tüp dikiliyordu. Ekip o noktayı ROV pilotlarıyla konuşurken düpedüz “weird patch”, yani “tuhaf yama” diye andı. Kazınca altından bir balinanın kalıntıları çıktı.

Bulguyu Norveç Deniz Araştırmaları Enstitüsü'nün (IMR) bilim insanları, ülkenin deniz tabanı haritalama programı MAREANO'nun internet sitesinde 20 Mayıs'ta yayımlanan seyir günlüğünde anlattı. Haber birkaç ay sonra ScienceAlert'te yer alınca geniş kitleye ulaştı. Önemi şurada: Ölü balinanın deniz tabanında kurduğu küçük ekosistemlere bilimde “whale fall”, Türkçesiyle “balina düşüşü” deniyor ve bunlar okyanusta çok az örneklenmiş yaşam alanları. Arktik'teki bu örnekten çıkan solucanlardan ikisi henüz adı konmamış türler olabilir.

Önce bir dolgu sanıldı, sonra kara bir bulut belirdi

Lekeyi ilk fark edenler IMR Tromsø'dan Èric Jordà Molina ile Camille Saint-André'ydi. Uzaktan bakınca tüpler, sert ve beyaz baca biçimli yuvalar ören serpulid solucanlarına benziyordu. Seyir günlüğüne göre asıl kafa karıştıran şey sayılarıydı: Bu kadar çok tüp neden bu kadar küçük bir alana toplanmıştı?

Araç bir görüntü hattının ortasındaydı, hemen duramadı. Ekip noktayı işaretleyip hattı ve jeolojik örneklemeyi bitirdi, sonra geri döndü. Yakından bakınca Thenea cinsinden küçük yuvarlak süngerler, kumdan örülmüş tüpler ve birkaç turuncu kümecik gördüler. Araştırmacıların “Frankenstein” lakabını taktığı kepçe çamura daldı.

Kepçe kalktığı anda dipten kapkara bir tortu bulutu kalktı. Ekibin yorumuna göre bu, alt katmanlarda oksijenin tükendiğine işaret ediyordu. Tortuda çok fazla organik madde varsa onu ayrıştıran bakteriler hızla çoğalır ve oksijeni tüketir. Geriye yalnız az oksijene dayanabilen canlıların yaşayabildiği uç bir ortam kalır. Kazılan çukura kamerayla yaklaşınca Capitellidae ailesinden kıl solucanlarının çamurda kıvrıldığı görüldü. Bu aileden Capitella capitata, Norveç kıyılarında balık çiftliklerinin altındaki aşırı zenginleşmiş tortularda bulunan ve insan etkisinin göstergesi sayılan bir tür. Araştırmacılar ise burada insan eli değmemiş, tamamen doğal bir olayla karşı karşıya olduklarını düşündü.

Gaz maskesi, elek ve bir avuç diş

İki kepçe dolusu örnek aracın çekmecesine kondu. Ægir6000 yaklaşık bir saat sonra geminin ortasındaki havuz açıklığından (moonpool) yüzeye çıktı, örnek büyük bir tekneye boşaltılıp elendi. Kokunun ağır olacağı düşünülerek gaz maskesi takıldı. Seyir günlüğündeki ifade şöyle: “Koku o kadar da kötü değildi ama önlem olarak gaz maskesi kullandık. Balina düşüşü örneğiyle uğraştığımız, balina kemikleri ve dişleri çıkmaya başlayınca hemen anlaşıldı. Kendimizi gerçek arkeologlar gibi, derin denizin Indiana Jones'u gibi hissettik!”

Çıkanlar arasında iki kulak kemiği, birkaç diş ve başka kemik parçaları vardı. Ekip kalıntıların dişli bir balinaya ait olduğunu düşündü. Bu teşhisi karada IMR Tromsø'nun deniz memelileri grubundan Lotta Lindblom doğruladı. Hangi türe ait oldukları ise laboratuvar incelemesi bitmeden söylenemiyor. Kemiklerin orada ne kadar süredir yattığı da günlükte yer almıyor.

Belki bilime yeni iki solucan

Örnek 300 mikronluk elekten geçirildi, baskın gruplardan en büyük bireyler ayıklandı ve Portekiz'deki CIIMAR'dan Marlene Pinheiro kemikleri tek tek belgeledi. Jordà Molina, sayıca öne çıkan iki kıl solucanı grubunu tür tayin anahtarlarıyla inceledi.

  • Notomastus sp.: Kara çamurda kıvrılan capitellid solucanlar bu cinsten çıktı. Bergen Üniversite Müzesi'nden Tom Alvestad ve Jon Anders Kongsrud'a göre bunlar, AMOR bölgesindeki başka kemosentetik ortamlarda da bulunan ve resmî tanımı hâlâ yazılmakta olan türün bireyleri olabilir.
  • Anobothrus sp.: Görüntülerdeki tüplerin sahipleri Ampharetidae ailesinden solucanlar çıktı. Aynı uzmanlar bunların bölgedeki hidrotermal bacalardan ve soğuk sızıntılardan bildirilen, henüz tanımlanmamış bir türe ait olabileceğini söylüyor. Bu türden şimdiye kadar yalnız tek bir birey, 2015'te toplanmıştı. Yamada on bireyden fazlası bulundu. Araştırmacılara göre bu, türün çok dağınık yaşadığını ve hem varlığını sürdürmek hem de yayılmak için kemosentetik ortamlara muhtaç olabileceğini düşündürüyor.

Her iki tayin de karada yapılacak ayrıntılı taksonomik ve genetik çözümlemelerle doğrulanmayı bekliyor. Yamada bunların yanında leşten kalanlarla beslendiği düşünülen iri Saduria eşayakları, solungaçlarında kükürt oksitleyen ortak bakteriler barındıran türleri bilinen Thyasiridae ailesinden bir Thyasira midyesi, iki Buccinidae salyangozu, bir Bathyarca midyesi, deniz örümcekleri ve süngerler de vardı. Midye ve salyangoz tayinlerini IMR'den Andrey Voronkov doğruladı.

Bir balina öldüğünde dipte neler olur?

Hawaii Üniversitesi'nden Craig Smith ile A. R. Baco'nun 2003'te Oceanography and Marine Biology: An Annual Review'da yayımladığı derleme, bu alanın temel kaynaklarından biri. Yazarlar, yetişkinken 30 ile 160 ton arası ağırlığa ulaşan büyük balinaların düşüşünün derin deniz tabanına bir anda dev bir besin yükü bıraktığını anlatıyor. Kaliforniya açıklarındaki doğal ve bilerek batırılmış leşlerin yıllarca izlenmesiyle, sürecin en az üç evreden geçtiği görülmüş:

EvreSüreNeler oluyor
Hareketli leşçilerAylar ile yıllarUyuyan köpekbalıkları, çöpçü balıklar (hagfish), sıçankuyruk balıkları ve omurgasız leşçiler yumuşak dokuyu günde 40-60 kilogram hızla temizler.
Fırsatçı zenginleşmeAylar ile yıllarOrganik maddeyle zenginleşen tortu ve açığa çıkan kemikler, metrekarede 40 bine varan yoğunlukta fırsatçı kıl solucanı ve kabukluyla kaplanır.
Kükürtsever evreOnlarca yılKemikteki yağlar oksijensiz ortamda parçalanırken sülfür salınır. Kükürt oksitleyen bakterilere dayanan, türce zengin bir topluluk iskeletin üzerinde yaşar.

Aynı derlemeye göre kükürtsever evredeki büyük bir iskelette ortalama 185 makrofauna türü yaşıyor. Bu, derin denizdeki başka hiçbir sert zemin topluluğunda görülmeyen bir çeşitlilik. O güne kadar balina düşüşlerinden toplam 407 tür kaydedilmişti ve bunlardan 21'i yalnız balina leşlerinde biliniyordu. Smith ve Baco, balina düşüşlerinin hidrotermal bacalarla 11, soğuk sızıntılarla 20 türü paylaştığını da not ediyor. Bu yüzden ortaya atılan “basamak taşı” fikrine göre okyanus tabanına dağılmış balina leşleri, kükürtle beslenen bazı canlıların bir bacadan ötekine yayılırken mola verdiği duraklar olabilir. Arktik'te bulunan Anobothrus solucanlarının daha önce yalnız baca ve sızıntılardan bilinmesi, tam da bu fikre uyan bir ayrıntı.

Santa Cruz Havzası'nda 1.674 metreye bilerek batırılan 35 tonluk gri balina iskeleti, altı yıl sonra bakteri örtüleri, midyeler ve yengeçlerle kaplı halde
Santa Cruz Havzası'nda 1.674 metreye bilerek batırılan 35 tonluk gri balina iskeleti, altı yıl sonra bakteri örtüleri, midyeler ve yengeçlerle kaplı halde — Craig Smith NOAA, Public domain (Wikimedia Commons)

Kemik yiyen solucanlar bu kez sahnede yok

Balina düşüşü denince akla ilk gelen canlı genellikle Osedax. Monterey Bay Akvaryumu Araştırma Enstitüsü (MBARI) araştırmacıları bu cinsi Şubat 2002'de, Monterey Kanyonu'nda 2.891 metre derinlikte yatan bir balina iskeletinin üzerinde buldu. Tanım 30 Temmuz 2004'te Science dergisinde yayımlandı. Latince adı “kemik yiyen” anlamına gelen bu solucanların ağzı, midesi ve gözü yok. Kırmızımsı tüylü uzantılarını solungaç gibi suya uzatıyor, yeşilimsi köklerini kemiğin içine salıyor ve kemikteki yağları ortak yaşadıkları bakterilerin yardımıyla sindiriyorlar. MBARI'nin duyurusuna göre işin en tuhaf yanı erkekler: Larva evresini hiç aşmamış onlarca mikroskobik erkek, dişinin bedeninin içinde yaşıyor.

Arktik'teki yamadan çıkan tüplerin sahipleri ise Osedax değil, Ampharetidae ailesinden solucanlardı. Seyir günlüğünde kemik yiyen solucanlardan hiç söz edilmiyor. Bu, kalıntıların hangi evrede olduğu ya da Osedax'ın o bölgede bulunup bulunmadığı hakkında bir şey söylemeye yetmez. Örnek küçüktü ve kemiklerin incelemesi sürüyor.

Videoda daha taze bir leş

Bir balina düşüşünün erken evrelerinin nasıl göründüğünü, Ocean Exploration Trust'ın araştırma gemisi Nautilus'un yayımladığı görüntüde izlemek mümkün. Ekip 16 Ekim 2019'da Kaliforniya açıklarındaki Davidson Deniz Dağı'nda, 3.238 metre derinlikte 4-5 metrelik bir balina iskeletine rastladı. Çene kemiklerinde kalan balenler bunun balenli bir balina olduğunu gösteriyordu. Yayıncıların açıklamasına göre görüntüde iki evre bir arada: Yılan balığını andıran eelpout'lar hâlâ yağ tabakasını sıyırırken Osedax solucanları kemiklerdeki yağları tüketmeye başlamış. Çevrede yengeçler, sıçankuyruk balıkları, kıl solucanları ve derin deniz ahtapotları da var. Dalış, Monterey Körfezi Ulusal Deniz Koruma Alanı araştırmacılarıyla birlikte yapıldı.

Sırada ne var?

Laboratuvarda yanıt bekleyen sorular belli: Kemikler hangi dişli balina türüne ait, Notomastus ve Anobothrus örnekleri gerçekten yeni türler mi, Arktik'teki Anobothrus 2015'teki tek bireyle aynı tür mü? Bunlar genetik çözümlemeyle netleşecek.

Daha büyük soru ise yayılma. Seyir günlüğünü yazan ekip, bu seyrek organik madde adalarında yaşayan özelleşmiş ve çoğu zaman geçici toplulukların dağılımının, ekolojik rollerinin ve okyanus boyunca birbirine nasıl bağlandığının büyük ölçüde keşfedilmemiş olduğunu vurguluyor. Smith ve Baco da 2003'te balina düşüşü topluluklarının üreme stratejileri, popülasyon genetiği ve coğrafi dağılımında büyük boşluklar bulunduğunu yazmıştı. Arktik'teki “tuhaf yama”, bu boşluklardan birine küçük ama somut bir veri noktası ekliyor. Bir de hatırlatma: Derin denizin en sıkıcı görünen düzlüklerinde bile kamera bir anda ilginç bir şey yakalayabiliyor.

Fotoğraf: Craig Smith NOAA, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.