Aslanların yanında öğle yemeği: Bonnie Ora Sherk'ün kafesten şehir çiftliğine uzanan sanatı
1971'de aslan kafesinin yanında öğle yemeği yiyen Bonnie Ora Sherk, sonra otoyol altını çiftliğe, beton dereleri bahçeye çevirdi. İlk büyük sergisi Santa Barbara'da.

Mart 1971, San Francisco Hayvanat Bahçesi. Cumartesi, saat öğleden sonra iki; aslanların ve kaplanların her hafta aynı saatte beslendiği an. Ziyaretçiler Aslan Evi'nin önünde toplanmış, demirlerin ardında çiğ et parçalayan büyük kedileri izliyor. Yan kafeste ise beklemedikleri bir şey var: şık giyinmiş genç bir kadın, kurulmuş bir sofrada tabak tabak öğle yemeğini sakin sakin yiyor. Kafesin içindeki kadın, sanatçı Bonnie Ora Sherk'tü; gösterinin adı da yalın: Public Lunch, yani "Herkese Açık Öğle Yemeği".
Elli beş yıl sonra bu sahne yeniden konuşuluyor. Kaliforniya Üniversitesi Santa Barbara'daki Sanat, Tasarım ve Mimarlık Müzesi (AD&A), Sherk'ün ilk büyük kapsamlı sergisi Life Frames since 1970'i 26 Ağustos'tan bu yana gösteriyor; sergi 29 Kasım'a kadar açık. Hyperallergic yazarı Brian Karl 26 Ekim'de yayımladığı değerlendirmesinde yazısına "Aslanlar arasında yemek yiyen sanatçı" başlığını koydu. Ama aslan kafesi hikâyenin yalnız başlangıcı: Sherk, ömrünün sonraki yarım yüzyılını otoyol altlarını, terk edilmiş arsaları ve beton kaplı dere yataklarını bahçeye, çiftliğe, açık hava okuluna çevirmeye adadı.
Neden önemli? Çünkü Sherk, sanatın galeride asılı bir nesne olmaktan çıkıp şehrin işleyişine karıştığı bir yol açtı. Bugün "kent tarımı", "topluluk bahçesi" ya da "ekolojik sanat" diye bildiğimiz pek çok fikrin erken örneklerinden biri, 1970'lerin San Francisco'sunda bir otoyol kavşağının altında filizlendi.
Kafeste bir sofra: Public Lunch ne anlatıyordu?
Sherk'ün kurduğu A Living Library'nin arşivine göre sanatçı, aslan ve kaplanlara komşu boş bir kafeste, hayvanların olağan besleme saatinde, bir insan yemeği yedi. Hyperallergic'in anlatımıyla ziyaretçiler hem sanatçıyı hem de bitişik kafeslerde volta atan, uyuklayan, yemek yiyen hayvanları aynı anda seyretti.
Gösterinin gücü, izleyiciyi rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakmasındaydı: Kafesin hangi tarafındayız? Hayvanat bahçesi, insanın hayvana baktığı bir düzen kurar. Sherk aynı düzenin içine kendini yerleştirince bakan ile bakılan arasındaki çizgi bulanıklaştı. Yemek yemek gibi en sıradan, en "insanca" eylem bile seyirlik bir şeye dönüştü. Gösterinin bugün sergide video yerleştirmesi olarak yer aldığını Hyperallergic aktarıyor.
Bu tür işler o yıllarda boşlukta doğmadı. Sherk, Wikipedia'daki biyografisinin de belirttiği gibi Rutgers Üniversitesi'ne bağlı Douglass College'da Robert Watts'ın öğrencisiydi; Watts onu Fluxus akımıyla tanıştırdı. Fluxus, 1960'larda sanatı gündelik hayatın küçük eylemlerine yaklaştırmaya çalışan, müzik, şiir ve gösteriyi birbirine karıştıran gevşek bir sanatçılar topluluğuydu. Karl da Sherk'ün yaklaşımını "Dada sonrası bir performans duyarlılığı" olarak niteliyor: absürt görünen ama bir şeyi sorgulayan eylemler.
Şehrin "ölü alanlarında" bir koltuk, bir inek, bir avuç kar
Aslan kafesinden bir yıl önce, 1970'te Sherk, Sitting Still (Kıpırdamadan Oturmak) dizisini başlattı. Sanatçı, şehrin farklı noktalarında sıradan bir koltuğa oturup yaklaşık bir saat hiçbir şey yapmadan kalıyordu. AD&A Müzesi'nin tanıtımına göre dizinin ilk fotoğrafı, Bayshore Bulvarı ile Army Caddesi yakınındaki 101 numaralı otoyol kavşağının inşaatına bakan bir oturuşu belgeliyor; fotoğrafları Robert Campbell çekti. Diğer duraklar arasında su basmış bir çöplük, Golden Gate Köprüsü ve hayvanat bahçesi de vardı. Sergide bu kareler büyük boy Kodachrome diya gösterimiyle izleniyor.
Aynı yıl, Howard Levine ile birlikte Portable Parks I-III (Taşınabilir Parklar) geldi. İkili, otoyol şeritleri arasındaki çıplak beton adaları ve şehir merkezindeki kuytu ara sokakları birkaç günlüğüne yeşile boyadı: rulo çim, palmiye ağaçları ve canlı hayvanlar. Santa Barbara Independent'ın sergi yazısı, bunlardan birinde bir otoyol ayırıcısına palmiye, bir parça çim, gerçek bir inek ve sanatçının kendisinin yerleştirildiğini anlatıyor. İş, San Francisco Modern Sanat Müzesi'nin destek kuruluşu SECA'nın 1970'teki özel ödülünü aldı.
Sherk'ün mizahi tarafı da eksik değildi. Independent'a göre 1970'teki Snow Job'da şık giyimli kadınlar şehrin çeşitli yerlerinde, San Francisco Sanat Müzesi de dahil, gelip geçene taze kar ve kar külahı dağıttı; iş, kar eriyince kendiliğinden sona erdi. AD&A Müzesi bu gösteriyi 15 Ekim'de binasının önünde yeniden canlandırdı.
Otoyolun altında bir çiftlik: The Farm
Sherk'ün en uzun soluklu işi 1974'te başladı. Jack Wickert ile birlikte, Mission bölgesinde bir otoyol kavşağının altında kalan ve yol yapımıyla parçalara ayrılmış arazide Crossroads Community'yi, kısa adıyla The Farm'ı (Çiftlik) kurdu. Wikipedia'daki kayda göre alan yaklaşık 7 akre, yani 2,8 hektar kadardı ve trafik adalarına, köprü altlarındaki atıl boşluklara yayılıyordu.
Çiftlik aynı anda birkaç şeydi: hayvanların bakıldığı, bitkilerin yetiştirildiği bir bahçe; hayvan bakımı ve şehirde kendi yiyeceğini üretme öğreten bir çevre eğitim merkezi; sergi ve performanslara açık alternatif bir sanat mekânı. Hyperallergic, düzenli etkinliklerin "Çiğ Yumurta Hayvan Tiyatrosu" anlamına gelen T.R.E.A.T. (The Raw Egg Animal Theater) adıyla yürütüldüğünü yazıyor. Karl buna Sherk'ün "ciddi şakacılığı" diyor: bitkilerin, insanların ve hayvanların birlikte sahneye çıktığı etkileşimli bir oyun alanı. Yazara göre binlerce kişi bu programlar sayesinde başka türlü karşılaşamayacakları bilgilere ve canlılara ulaştı.
Sherk çiftliği 1980'e kadar yönetti. Independent'ın aktardığına göre mekân 1980'den sonra bir süre punk konserlerinin adresi oldu ve 1987'de boşaltıldı. Fort Mason Sanat ve Kültür Merkezi'nin sergi metnine göre çiftliğin izi kaybolmadı: San Francisco, alanı sonradan Potrero del Sol parkına dönüştürdü.
Arazi sanatına kentli bir cevap
1970'ler, "arazi sanatı" (Land Art) denen akımın parladığı yıllardı. Bu akımın en bilinen işleri, sanatçıların çölde ya da göl kıyısında dev boyutlu toprak ve taş yapılar kurduğu, izleyicinin ancak uzun bir yolculukla ulaşabildiği anıtsal eserlerdi. Karl, Sherk'ün çizgisini bu anlayışa karşı "feminist bir karşıtlık" olarak okuyor: uzak ve anıtsal olan yerine şehrin göbeği, kalıcı bir heykel yerine her gün emek isteyen yaşayan bir alan, imkânı kısıtlı mahalleler için somut bir çözüm.
Bu okuma elbette bir yorum. Sherk'ün kendisi işlerini "Life Frames", yani "hayat çerçeveleri" diye adlandırıyordu; Independent'ın sergi yazısı da kavramı, sanat aracılığıyla hayatı çerçevelemek olarak açıklıyor. Kafes, koltuk, otoyol ayırıcısı ya da çiftlik: hepsi, zaten orada olan bir hayatı görünür kılan birer çerçeveydi.
Yaşayan Kütüphane: elli yıl süren bir iş
Sherk 1981'de, ölümüne kadar sürecek A Living Library (Yaşayan Kütüphane) projesini başlattı. Fikir, bir semtin toprağını, suyunu, tarihini ve insanlarını bir arada "okunabilir" kılan bahçe-sınıflar kurmaktı. Projenin kendi arşivine göre çalışmalar San Francisco'nun Bernal Heights ve OMI/Excelsior semtlerinde, 2001'den beri de New York'taki Roosevelt Adası'nda sürdü. Ekipler yerli bitki örtüsünü geri getirmeye, eğitim bahçeleri kurmaya, binlerce ağaç dikmeye ve San Francisco'da toprak altına gömülmüş Islais Deresi havzasını yeniden gün ışığına çıkarmaya çalıştı.

Sherk'ün sanatçı kimliği uluslararası alanda da kabul gördü: 2017 Venedik Bienali'nin Viva Arte Viva başlıklı ana sergisine katıldı. 8 Ağustos 2021'de, 76 yaşında San Francisco'da hayatını kaybetti.
Çevre sanatı kuruluşu ecoartspace'in YouTube kanalında yayımladığı 2012 tarihli söyleşide Sherk, kurucu Patricia Watts'a San Francisco'daki ilk ekolojik işlerini ve bunların Yaşayan Kütüphane'ye nasıl evrildiğini anlatıyor.
Arşivden geriye kalan
Sergiyi değerlendiren Karl, bir sınırın da altını çiziyor: Sherk'ün işlerinin çoğu geçici ya da yaşayan alanlardı ve bugün yalnızca çizimler, afişler, fotoğraflar ve filmler üzerinden izlenebiliyor. Ona göre bu yüzden sergide göze hitap eden anlar "zaman zaman" yakalanıyor; belgeler çoğunlukla arşiv niteliğinde. Sergi ilk kez 2024 başında San Francisco'daki Fort Mason'da, küratör Tanya Zimbardo'nun hazırlığıyla açılmıştı; Santa Barbara sunumunu müzenin sergiler küratörü Ana Briz düzenledi.
Geriye açık bir soru kalıyor: Bir çiftlik, bir bahçe ya da beton altından çıkarılmış bir dere sanat eseri sayılabilir mi, yoksa Sherk'ün asıl eseri o alanlarda bir şey öğrenen binlerce insan mıydı? Sherk'ün kafeste yediği öğle yemeği bu soruyu ilk kez sormuştu; bugünkü Potrero del Sol parkı belki de cevabın bir parçası.
Fotoğraf: A Living Library, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/aslanlarin-yaninda-ogle-yemegi-bonnie-ora-sherk.html — Yazdırma tarihi:















