🔞 Yudum’da neden 18 yaş sınırı var?🛡️ Sohbete neden bağlanamıyorum?

Buzul Çağı dişlerindeki oyuklar, 25 bin yıllık bir alışkanlığı ele verdi

Sulawesi'de bulunan iki avcı-toplayıcının dişlerinde kimsenin açıklayamadığı oyuklar vardı. Science Advances'te yayımlanan çalışma, izi 25 bin yıl öncesine uzanan bir bitki alışkanlığına bağlıyor.

Buzul Çağı dişlerindeki oyuklar, 25 bin yıllık bir alışkanlığı ele verdi
Kültür 20 Eylül 2026 7 dk okuma 7 okunma

Endonezya'nın Sulawesi adasındaki kireçtaşı mağaralarından çıkan bir üst çene parçasında, arkeologların daha önce eşine rastlamadığı bir aşınma vardı. Dişlerin üzerinde yuvarlak, derin oyuklar açılmıştı; bazıları o kadar derindi ki dişin içindeki sinir odasını açığa çıkarmıştı. İz, ısırmaya ya da çiğnemeye değil, yıllar boyunca aynı noktaya bastırılan sert ve yuvarlak küçük bir cisme benziyordu.

Griffith Üniversitesi'nden arkeolog Adam Brumm, bulguyu NPR'a anlatırken "Dişlerde açıklayamadığımız gerçekten tuhaf oyuklar vardı" diyor. Ekip, eski diş aşınması üzerine çalışan önde gelen uzmanlara e-posta yazdı. Brumm'un aktardığına göre "hiçbiri bu oyukların nasıl oluşmuş olabileceğini açıklayamadı."

Eylül 2026'da Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, on yılı aşkın süredir yanıtsız kalan bu soruya bir karşılık öneriyor: iki avcı-toplayıcı, yıllar boyunca areca palmiyesinin sert çekirdeğini ağızlarında emmiş. Yorum doğruysa elimizde insanlığın bilinen en eski düzenli psikoaktif bitki kullanımı var — üstelik tarımın başlamasından on binlerce yıl önce.

Areca çekirdeği: Batı'nın bilmediği dördüncü madde

Areca çekirdeği (Areca catechu), Güney Asya'dan Pasifik adalarına uzanan geniş bir kuşakta gündelik hayatın parçası. Günümüzde genellikle tek başına kullanılmıyor: çekirdek ufalanıp sönmüş kireçle karıştırılıyor, bir betel yaprağına sarılıyor ve "quid" denen bu lokma saatlerce çiğneniyor. Etkisini veren şey, çekirdekteki arekolin adlı alkaloit.

Griffith Üniversitesi'nin duyurusunda Brumm, maddenin ölçeğini şöyle özetliyor: "Batı toplumlarında pek bilinmese de, alkol, kafein ve nikotinden sonra dünyanın en yaygın dördüncü psikoaktif maddesi." Tıp yazınında sıkça yinelenen tahmin, bugün dünyada yaklaşık 600 milyon kullanıcı olduğu yönünde. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), areca çekirdeğini 2004'te 1. grup kanserojen olarak sınıflandırdı; yani insanda kansere yol açtığı kabul edilen maddeler arasında.

Bütün ve dilimlenmiş areca çekirdeği, yanında betel yaprağı ve kireç
Bütün ve dilimlenmiş areca çekirdeği, yanında betel yaprağı ve kireç — Sm faysal, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Bu alışkanlığın ne kadar eski olduğu bugüne dek karanlıkta kalmıştı. Sebebi basit: areca çekirdeği arkeolojik tabakalarda neredeyse hiç korunmuyor. Çürüyüp gidiyor, geriye tohum bırakmıyor. Dolayısıyla iz aramak için başka bir arşive bakmak gerekiyordu — insanın kendi dişlerine.

İki birey, 33 kilometre, on sekiz bin yıl

Çalışmanın dayandığı malzeme son derece sınırlı: Güney Sulawesi'nin Maros-Pangkep karst bölgesindeki iki ayrı mağaradan çıkan iki birey. Aralarında yaklaşık 33 kilometre ve on sekiz bin yıl var; yine de dişlerindeki iz şaşırtıcı biçimde benzer.

AlanBirinci bireyİkinci birey
MağaraLeang Bulu BettueLeang Cappalombo
Tarih25.000–16.000 yıl önce7.600–6.300 yıl önce
DönemGeç Pleistosen (Buzul Çağı)Toalean avcı-toplayıcıları
Dişlerdeki izDerin, yuvarlak oyuklarBenzer oyuklar
Kimyasal bulguArekolinArekolin

İkisi de tarımın adaya ulaşmasından önce yaşamış. Yani bu alışkanlık, bahçede yetiştirilen bir bitkinin değil, ormanda kendiliğinden biten bir palmiyenin ürünüyle kurulmuş.

Önce elemek, sonra kimyaya bakmak

Brumm'un ekibi, oyuklar için bilinen açıklamaları tek tek eledi. Eski topluluklarda dişler bir alet gibi de kullanılırdı: lif bükülür, ip gerilir, sert nesneler kırılırdı. Bu işlerin bıraktığı izler literatürde tanımlıdır ve hiçbiri Sulawesi'deki oyuklara uymuyordu. Aşınmanın biçimi, çiğnemekten çok emmeye işaret ediyordu: bir-iki santimetrelik, sert, aşındırıcı ve yuvarlak bir nesnenin yıllar boyunca aynı yerde tutulması.

Asıl belirleyici adım kimyasal analizdi. Griffith'ten biyokimyacı Carney Matheson'ın yürüttüğü incelemede, her iki bireyin diş dokusundan çözücüyle alınan örneklerde arekolin saptandı. Arekolinin bilinen tek doğal kaynağı areca çekirdeği. Brumm, Smithsonian Magazine'e verdiği demeçte bu bulgu için "elde edebileceğimiz kesin delile en yakın şey" ifadesini kullanıyor.

Çalışmaya katılmayan Arkansas Üniversitesi'nden diş aşınması uzmanı Peter Ungar da NPR'a benzer bir değerlendirme yapıyor: kimyasal kanıt eklendiğinde elde neredeyse kesin bir delil olduğunu söylüyor.

Kurbağa yumurtasına takılan insan reseptörleri

Bir sorun kalmıştı. Bugünkü kullanımda çekirdek öğütülüp kireçle karıştırılıyor; kireç, arekolinin vücuda çok daha hızlı geçmesini sağlayan kimyasal tepkimeyi başlatıyor. Brumm'un Griffith duyurusundaki ifadesiyle: "Sönmüş kireç vazgeçilmez bir bileşen, çünkü çekirdeğin psikoaktif bileşiklerini kan dolaşımına daha hızlı salan bir kimyasal tepkimeye yol açıyor." Peki kireç kullanmadan, çekirdeği öylece emmek bir etki yaratır mı?

Ekip bunu laboratuvarda sınadı. Çekirdekleri yapay tükürükte beklettiler, ortaya çıkan sıvıyı insan reseptörlerinden oluşan bir panele uyguladılar. Reseptör, hücre yüzeyindeki bir tür kilit: doğru molekül yerine oturunca sinir hücresinin davranışını değiştiriyor. Bu insan reseptörleri, laboratuvarda kolay incelenebildiği için kurbağa yumurta hücrelerinde üretilmişti. Sonuç: bütün haldeki çekirdeği emmek bile, reseptörleri harekete geçirmeye yetecek kadar arekolin salıyor.

Bu, Buzul Çağı'ndaki bireyin de bir etki hissettiği anlamına geliyor. Brumm, NPR'a tadı şöyle tarif ediyor: "Son derece acı ve buruk bir tadı var, ağzınızın tamamını uyuşturuyor."

Kireç yok — ve bu iyi bir haber

Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bulunan bir şey değil, bulunamayan bir şey. ZME Science'ın aktardığına göre ekip, çekirdek sönmüş kireçle karıştırıldığında bollaşan birkaç bileşiği örneklerde saptayamadı. Yani bu iki birey bugünkü gibi bir lokma hazırlamıyor, çekirdeği olduğu gibi ağzında tutuyordu.

Negatif sonuç, olumlu sonucu güçlendiriyor: eğer örnekler modern bir betel lokmasıyla kirlenmiş olsaydı, kireç kimyası da birlikte gelirdi. Ayrıca bu ayrım, alışkanlığın tarihine bir basamak ekliyor. Sulawesi'de kireç katmanın izleri çok daha geç dönemde, Neolitik'te görülüyor; yani "çekirdeği emme" ile "quid çiğneme" birbirinden binlerce yılla ayrılan iki ayrı teknik.

Diş ağrısı mı, başka bir şey mi?

Brumm ve meslektaşlarının önerdiği senaryo bir kısır döngü: arekolin ağrıyı dindiriyor, bu yüzden diş ağrısı çeken biri çekirdeğe sarılıyor; ama sert ve aşındırıcı çekirdeği yıllarca emmek dişleri öyle yıpratıyor ki sinir odası açılıyor, ağrı artıyor, kişi daha da çok emiyor. Griffith duyurusunda Brumm bunu "diş ağrısına çare olmuş olabilir, ama yıllar süren emme sonunda çok daha kötü diş sorunlarına yol açtı" diye özetliyor.

Bu yorum herkesi ikna etmiyor. Princeton Üniversitesi'nden antropolog Agustín Fuentes, NPR'a konuşurken ağrıya dair kendi varsayımlarımızı eski topluluklara yakıştırma konusunda çok dikkatli olmak gerektiğini söylüyor; alışkanlığın toplumsal bir nedeni de olabilir. Bugün Güney Asya'da betel ikram etmek bir misafirperverlik davranışıdır — 25 bin yıl önce de benzer bir işlevi olmuş olabilir, ama bunu dişlerden okumanın yolu yok.

Bulgunun sınırı nerede?

Bu çalışmanın ne kadarını taşıyabileceği konusunda dürüst olmak gerekiyor. Elde iki birey var. İki. Alışkanlığın ada genelinde ne kadar yaygın olduğu, kaç kişiyi kapsadığı, kadın-erkek ya da yaş farkı gözetip gözetmediği bilinmiyor.

Penn State Üniversitesi'nden arkeolog José Capriles, NPR'a daha doğrudan bir kanıtın çekirdeklerin kendisinin bulunması olacağını söylüyor. Bu beklenti şimdilik gerçekleşmesi zor bir beklenti, çünkü areca tohumları tam da bu yüzden hiç korunmuyor.

Yazarların kendileri de temkinli. Bugünkü anlamda bir "bağımlılık" tanısı koymuyor, yalnızca bir tür bağımlılık ya da zorlantılı kullanım ihtimalinden söz ediyorlar. Bütün çekirdeği emmenin etkisinin, modern lokmayı çiğnemeye göre daha zayıf olduğu da açıkça belirtiliyor.

Dışarıdan gelen değerlendirmeler olumlu. Valladolid Üniversitesi'nden Elisa Guerra-Doce, Smithsonian'a çalışmayı "harika bir araştırma" diye niteliyor. Çalışmanın hakemliğini yapan Boise State Üniversitesi'nden paleoetnobotanikçi Mario Zimmermann ise CNN'e, bulgunun betel kullanımını "çok farklı bir toplumsal bağlama" yerleştirdiğini söylüyor: hiyerarşik bir tarım toplumuna değil, eşitler arasında yaşayan avcı-toplayıcılara.

Sıradaki soru

Bu bulgunun en çok zorladığı şey, insanlık tarihine dair yaygın bir varsayım. Alışılmış anlatıya göre keyif verici maddelerle düzenli ilişkimiz tarımla, yerleşik hayatla, fazla ürünle başladı. Brumm, Griffith duyurusunda bu anlatının "çok eski bir madde kullanımının, bugün en yaygın kullandığımız maddelerin kökeninde yatıyor olma ihtimalini hesaba katmadığını" söylüyor.

Dişlerdeki yuvarlak oyuk artık tanımlı bir işaret. Bu, önümüzdeki yıllarda Güneydoğu Asya ve Okyanusya müze koleksiyonlarında yeniden bakılacak yüzlerce çene demek — çünkü bir izin ne anlama geldiğini bilmeden onu görmek mümkün değil. Avustralya Ulusal Üniversitesi'nden Sofia Samper Carro, Smithsonian'a bu yöntemin daha da eski dönemlere bakmayı akla getirdiğini, Neandertaller gibi grupların da ağrıya karşı doğal çareler kullanmış olabileceğini söylüyor. Bunun bir tahmin olduğunu belirtmek gerekiyor; ama artık nereye bakılacağı belli.

Fotoğraf: Basran Burhan, Budianto Hakim, Iwan Sumantri, Suryatman, Andi Muhammad Saiful, Adhi Agus Oktaviana, Ratno Sardi, Hasliana, Muhammad Ramli, Linda Siagian, Andi Jusdi, Abdullah, Fardi Ali Syahdar, [... ], Adam Brumm., CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

2446
haber
5982
kimdir
836
tarif
383
rüya tabiri
34
test
200
üye