Sabah 7:26'da (EDT) Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden SpaceX Falcon Heavy roketi, NASA'nın Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu'nu uzaya taşıdı. Yaklaşık bir milyon mil uzaklıktaki ikinci Güneş‑Dünya Lagrange noktası (L2) yönünde üç ay sürecek bir yolculuğa çıkan gözlem istasyonu, gökbilimcilerin karanlık madde, karanlık enerji ve dış gezegenler hakkındaki sorularına yanıt arayışını yeni bir seviyeye taşıyacak.
Fırlatmadan sadece yedi dakika sonra NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden gelen telemetri, Roman'ın sorunsuz bir şekilde roketten ayrıldığını doğruladı. Falcon Heavy, planlandığı gibi 31 dakika sonra gözlem istasyonunu ayırdı; iki yan roket ise güvenli bir şekilde iniş yaparak yeniden kullanılabilirlik için geri getirildi. Bu sorunsuz ayrılma, görevin zaman çizelgesine ve bütçesine tam uyum sağladığını gösterdi.
Roman, keskin kızılötesi görüntüleme yeteneğini olağanüstü geniş bir gökyüzü görüş alanı ile birleştiriyor. 300 megapiksel çözünürlüğe sahip Wide Field Instrument, 18 adet 4K dedektörle donatılmış; her bir dedektör bir tuzlu kraker büyüklüğünde. Bu teknoloji, uzak kozmik nesnelerden gelen fotonları toplayarak evrenin devasa panoramalarını oluşturacak. NASA, Roman'ın Hubble Uzay Teleskobu'na kıyasla gökyüzünü yaklaşık 1.000 kat daha hızlı tarayacağını belirtiyor; bu da büyük alanları kısa sürede inceleme imkânı tanıyor.
Görev sürecinde, uzay aracının güneş panelleri ve alt enstrüman gölgesi fırlatmadan bir saat 23 dakika sonra başarıyla açıldı. Önümüzdeki günlerde yüksek kazançlı anten ve vizör benzeri açılır kapak da devreye alınacak. İlk iki yönlendirme manevrası tamamlandıktan sonra, Coronagraph Instrument (Koronograf Enstrümanı) devreye alınacak. Bu enstrüman, gelecekteki Habitable Worlds Observatory gibi misyonların Dünya benzeri gezegenleri doğrudan fotoğraflamasına olanak tanıyacak bir teknoloji demonstrasyonu sunuyor; yıldız ışığını büyük ölçüde engelleyerek yakın çevredeki gezegenlerin tespitini kolaylaştırıyor.
Roman'ın iletişim altyapısı da dikkat çekici. Fırlatmadan 70 dakika sonra Near Space Network üzerinden yer istasyonları ve röle uydularıyla temas kuruldu; ardından yaklaşık bir saat içinde Deep Space Network'e geçiş yapıldı. Canberra (Avustralya), Madrid (İspanya) ve Goldstone (Kaliforniya) gibi DSN kompleksleri, uzay aracının L2 yönündeki yolculuğu boyunca kesintisiz veri akışı sağlayacak. Bu iletişim zinciri, her an uzay aracının konum, sağlık ve bilimsel verilerini Dünya'ya iletecek.
NASA Yöneticisi Jared Isaacman, “Roman, zamanında ve bütçe içinde teslim edilen bir başarı hikayesi. Bu görev, NASA çalışanları ve endüstri ortaklarının on yılı aşkın özverisinin bir yansıması. Artık evrenin yeni bir atlasını elde edeceğiz, keşif sınırlarını zorlayacağız ve Amerika’nın uzay programının cesur hedefleriyle disiplinli yürütmenin neler başarabileceğini göstereceğiz” dedi. Bilim Misyon Direktörlüğü’nün Nicky Fox ise, “Roman, kozmik tarihimizle ilgili en derin sorulara yaklaşmamızı sağlayacak bir keşif makinesi. Geniş görüş alanı ve hızlı tarama hızıyla görünmez olanı görünür kılacak, Güneş Sistemi dışındaki yaşam arayışının temellerini atacak” şeklinde vurguladı.
Roman’ın ana bilimsel enstrümanı Wide Field Instrument, birkaç hafta içinde aktif hale gelecek. Bu aşamadan itibaren, 1,4 terabaytlık günlük veri akışıyla astronomlar, karanlık madde ve karanlık enerjinin dağılımı, evrenin genişlemesinin hızı ve uzak gezegenlerin atmosferik bileşenleri gibi konularda yeni kanıtlar elde edecek. Görevin ilerleyen dönemlerinde, Hubble’ın detaylı ama dar alanlı görüntülerini, Roman’ın geniş ve hızlı tarama yeteneğiyle birleştirerek, kozmik yapının büyük ölçekli haritalarını oluşturması bekleniyor. Böylece, evrenin en karanlık sırları nihayet ışığa kavuşacak.