Yaşam

Nottingham'da geliştirilen jel, kaybolan diş minesini yeniden oluşturabilir

Nottingham Üniversitesi araştırmacıları, tükürükteki mineralleri kullanarak diş minesini yeniden yapılandırabilen, flüorür içermeyen bir jel geliştirdi.

7 Kasım 20263 dk okuma
Nottingham'da geliştirilen jel, kaybolan diş minesini yeniden oluşturabilir

Diş hekimliğinin en eski sorunlarından biri, bir kez aşınan minenin kendiliğinden geri gelmemesi. Nottingham Üniversitesi'nden bilim insanları bu duruma çözüm olabilecek yeni bir jel geliştirdi. Malzeme, hasar görmüş mineyi yeniden inşa etmeyi, dişleri güçlendirmeyi ve ileride oluşabilecek çürükleri önlemeye yardım etmeyi hedefliyor. Çalışmanın bulguları Nature Communications dergisinde yayımlandı.

Jel nasıl çalışıyor?

Araştırma, üniversitenin Eczacılık Okulu ile Kimya ve Çevre Mühendisliği Bölümü'nün ortak emeği. Geliştirilen malzeme, mine daha çocukluğun erken döneminde oluşurken devreye giren biyolojik süreçlerden esinleniyor. Proteinlerden üretilen bu yapı, diş gelişirken mine oluşumunu yönlendiren doğal proteinlerin önemli özelliklerini taklit ediyor. Yaygın diş ürünlerinden farklı olarak jelin içinde flüorür bulunmuyor.

Reklam

Diş yüzeyine sürüldüğünde jel ince ama dayanıklı bir tabaka oluşturuyor. Bu tabaka yüzeyin içine işleyerek mikroskobik çatlakları ve boşlukları dolduruyor. Ardından mine yapısının yeniden kurulması için bir iskelet görevi görüyor. Süreç, tükürükte zaten bulunan iki temel mineral bileşenine, yani kalsiyum ve fosfat iyonlarına dayanıyor. Jel bu iyonları çekiyor ve düzenli bir desenle büyüyen yeni kristaller halinde dizilmelerine yardımcı oluyor.

Epitaksiyel mineralizasyon ne demek?

Bilim insanları bu mekanizmaya epitaksiyel mineralizasyon diyor. Kısaca, yeni mineral kristalleri mevcut minenin yönüne uyumlu biçimde büyüyor. Böylece oluşan yeni yapı, özgün diş yüzeyiyle bütünleşiyor. Bu ayrıntı önemli, çünkü minenin olağanüstü sertliği ve dayanıklılığı, kristallerinin hassas düzeninden geliyor. Dişe rastgele mineral yığmak, doğal minenin karmaşık mimarisini yeniden üretmeye yetmiyor. Jel kristal büyümesini yönlendirerek hem mikroskobik yapıyı hem de sağlıklı minenin fiziksel özelliklerini geri kazandırmayı amaçlıyor.

Teknolojinin dikkat çeken yanlarından biri de sadeliği. Diş hekimleri jeli, mevcut flüorür uygulamalarına benzer bir yöntemle doğrudan dişlere sürebilir. Bu da yöntemin rutin diş bakımına kolayca eklenebileceği anlamına geliyor.

Hassasiyet ve dentin üzerindeki etki

Araştırmacılar, malzemenin açıkta kalan dentin üzerinde de kullanılabildiğini keşfetti. Dentin, minenin altındaki diş dokusu katmanı. Mineden daha yumuşak ve sinirlere doğru duyu ileten çok küçük kanallar içeriyor. Mine aşındığında ya da diş eti çekildiğinde açıkta kalan dentin, dişleri sıcağa, soğuğa, tatlıya veya asitli yiyecek ve içeceklere karşı hassaslaştırabiliyor.

Yeni jel, açıkta kalan dentinin üzerinde mine benzeri bir mineral tabakanın oluşmasını teşvik edebiliyor. Bu da hassasiyeti azaltabilir. Ayrıca dolgu gibi onarım uygulamalarının dişe tutunmasını iyileştirebilir.

Laboratuvar testlerinde ne görüldü?

Ekip, yeniden oluşan malzemenin mekanik dayanımını günlük kullanımı taklit eden koşullarda denedi. Deneylerde fırçalama, çiğneme ve asitli yiyeceklerle temas gibi dişlerin sürekli maruz kaldığı etkenlere verilen tepki incelendi. Araştırmacılara göre yeniden oluşan mine, sağlıklı doğal minenin özellikleriyle karşılaştırılabilir mekanik özellikler gösterdi.

Neden önemli?

Kemik gibi birçok dokunun aksine mine, diş tam geliştikten sonra kendini yenileyemiyor, çünkü onu yeniden inşa edebilecek canlı hücreler barındırmıyor. Tükürük, erken evredeki bazı mineral kayıplarını telafi edebilir. Ancak ciddi biçimde aşınmış mine bu yolla geri kazanılamıyor. Flüorürlü vernikler ve remineralizasyon ürünleri dişleri korumada ve erken mineral kaybını onarmada işe yarıyor, fakat kaybolmuş mineyi tam anlamıyla yeniden kuramıyor.

Mine bozulması diş çürüğünün başlıca etkenlerinden biri. Ağız ve diş sorunları dünya nüfusunun yaklaşık yarısını etkiliyor. Bu sorunlar ağrıya, enfeksiyonlara ve zamanla diş kaybına yol açabiliyor. Kötü ağız sağlığı ayrıca diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi daha geniş sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor. Mineyi yalnızca korumakla kalmayıp yapısını geri kazandırabilecek bir yaklaşım, bu nedenle diş hekimliğinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.

Sırada ne var?

Sonuçlar umut verici olsa da bunlar laboratuvar ortamındaki testlere dayanıyor. Jelin hasta ağzında uzun vadede nasıl davranacağı, ne kadar süre dayanacağı ve hangi koşullarda uygulanacağı gibi sorular, bu tür çalışmaların sonraki aşamalarında yanıtlanması gereken başlıklar. Yine de tükürükteki doğal mineralleri kullanan, flüorür içermeyen ve mevcut uygulamalara benzer biçimde sürülebilen bir yöntem, mine onarımı konusunda çarpıcı bir yön gösteriyor.

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Yaşam Masası

Bu içerik, Yudum Yaşam Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

Reklam
50,0755,9667,20İstanbul9°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiRüya sembolleri testiYılan, diş, uçmak, su... Halk arasındaki yaygın tabirleri ne kadar biliyorsun? 10 soruda rüya bilgin…
Günün burcuAkrepBugün Akrep burcu için sezgilerin her zamankinden güçlü olduğu, iç sesinin sana doğru yolu fısıldadığı…

Günün sorusu

"12 Dev Adam" hangi milli takımımızın lakabıdır?

Haftanın düellosu
Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →