Amerika
Tek bir kıta veya kara kütlesi olarak birlikte ele alındığında Kuzey Amerika ve Güney Amerika
Amerika, Batı Yarımküre’de yer alan ve Yeni Dünya olarak da anılan geniş bir bölgeyi oluşturur. Bu kıta, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve onlara bağlı adalar topluluğundan oluşur; bölgenin büyük bir kısmını kapladığı için Batı Yarımküre’nin kara alanının büyük bir kısmını oluşturur. “Amerika” kelimesi, birçok dilde bazen yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’ni ifade ettiği için bazen karışıklığa yol açabilir.
Coğrafi yapısı bakımından kıtanın batı kıyısında Amerikan Kordilerası adı verilen uzun bir sıralı dağ silsilesi hâkimken, doğu kısmı Amazon, Mississippi, Río de la Plata ve St. Lawrence nehirlerinin havzaları ile Büyük Göller’in çevresinde daha düzlük bir arazi sunar. Kıta, kuzeyden güneye yaklaşık 14 000 km uzandığından iklim ve ekosistem çeşitliliği de oldukça geniştir; kutup tundralarından tropik yağmur ormanlarına kadar farklı çevre tipleri bulunur.
İnsanların bu kıtaya ilk gelişleri, Beringia üzerinden Asya’dan geçen göç dalgalarıyla, yaklaşık 42 000‑17 000 yıl öncesine dayanır. Na‑Dene dillerini konuşan grupların da aynı rota üzerinden geldiği düşünülür. Yerli halkların en son yerleşim aşaması ise genellikle MÖ 3500 civarında İnuitlerin kutup bölgelerine yerleşmesiyle tamamlanır.
Avrupa’dan kıtaya ayak basan ilk kişi, Viking kaşif Leif Erikson’dur; ancak onun kurduğu kısa ömürlü koloni uzun vadeli bir yerleşim sağlayamamıştır. 15. yüzyılın başlarında Avrupa’da nüfus kayıpları ve ticaret yollarının Osmanlı kontrolüne girmesi, Batı Avrupalılarını yeni rotalar aramaya yönlendirmiştir. Bu arayış, Kristof Kolomb’un 1492‑1502 yılları arasındaki seferleriyle “Yeni Dünya”nın keşfine ve kıtanın Avrupa ile kalıcı temasına yol açtı.
Kolomb’un seferleri sonrasında İspanyollar, kıtada geniş çaplı sömürgecilik faaliyetleri yürüttü; yerli halkları köleleştirerek büyük bir nüfus kaybına neden oldular. Avrupa ve Batı Afrika’dan getirilen hastalıklar da yerli nüfusu büyük ölçüde azalttı. Sonrasında Afrika kökenli kölelerin de dahil olduğu büyük göç dalgaları, yerli toplulukların yerini alarak kıtanın demografik yapısını değiştirdi. 1774’teki Amerikan Devrimi ve 1898’deki İspanya‑Amerika Savaşı, kıtanın dekolonizasyon sürecini başlattı; günümüzde ise büyük bir kısmı bağımsız devletlerde yaşayan insanlar hâlâ sömürge döneminin mirasını, özellikle Hristiyanlık ve Hint‑Avrupa dillerini taşıyor.