1998'den Beri Aynı Odadayız
Yudum'un hikâyesi bir yazılım hikâyesi değil, bir oda hikâyesi. Neden hâlâ buradayız?
1998'de bir sohbet sunucusu kurduğumda amacım basitti: arkadaşlarla konuşabileceğimiz bir yer olsun. O gün "yirmi sekiz yıl sonra hâlâ burada olacaksın" deselerdi gülerdim. Ama işte, aynı odadayız.
Arada neler değişti
Başlarken herkes mIRC kullanıyordu; internet saatle satılıyordu, bağlantı kesilmesin diye kimse telefonu kaldırmıyordu. Zeytin.Net ile birlikte ülkenin ilk IRC ağlarından biriydik. Sonra web tarayıcıdan bağlanılan sohbet geldi, radyo geldi, forumlar geldi.
Bir dönem ağın yönetimini arkadaşlara devrettim; o yıllarda altyapı HybridIRC'ye taşındı, ağ uluslararası kullanıcıya da açıldı. Sonra yeniden başına geçtim ve bu kez farklı bir karar verdim: hazır yazılım kullanmayı bırakmak.
Bugün burada çalışan her şeyi kendimiz yazdık. Sohbet sunucusu Go dilinde sıfırdan yazıldı, servisler bize ait, web sitesi ve webchat aynı uygulamanın parçası. Bunu övünmek için söylemiyorum — bir topluluğun kendi kapısının anahtarını başkasında bırakmaması gerektiğini düşündüğüm için söylüyorum.
Algoritmasız sohbet
Bugünkü platformlarda ne göreceğine sen karar vermiyorsun. Bir sıralama var ve seni orada tutmak için tasarlanmış. Sohbet odasında öyle bir şey yok: kim yazdıysa o görünür, sırayla. Kimse kimsenin cümlesini öne çıkarmıyor, kimse "bu daha çok etkileşim alır" diye hesap yapmıyor.
Bu yüzden buradaki konuşma daha yavaş ve daha gerçek. Beğeni sayısı yok, takipçi yok, gösterge yok. Sadece konuşma var. Kimileri bunu sıkıcı buluyor; bence bugün en değerli şey bu.
Neden hâlâ ayakta
Dürüst olayım: burayı ayakta tutmak kolay değil. Sunucu, saldırılar, güncellemeler, gece yarısı düşen servisler... Çoğu zaman tek başıma uğraşıyorum. Bir sürü kez "kapatsam mı" diye düşündüm.
Kapatmadım, çünkü burası benim projem değil; bir sürü insanın alışkanlığı. Yıllardır her akşam aynı saatte giren insanlar var. Birbirinin işini, hastalığını, çocuğunun sınavını bilen insanlar. Böyle bir yeri kapatmak bir siteyi kapatmak değil, bir mahalleyi dağıtmak olur.
Son dönemde yeniden büyüttük: sosyal akış, radyo, sinema odası, oyunlar, mobil uyum, İngilizce hat. Ama hepsinin altında hep aynı şey duruyor — insanların konuşabileceği bir oda.
Yirmi sekiz yılda öğrendiğim tek şeyi yazayım: teknoloji değişiyor, insanın ihtiyacı değişmiyor. Herkesin, adının bilindiği bir yere ihtiyacı var.
Kapı açık. Hâlâ aynı odadayız.