Yabancı Arkadaşına Türkiye'yi Anlatmak

Hulya
Bu yazıyı yazan Hulya 21 Ağustos 2026 · 2 dk okuma · 93 okunma · Köşe Yazısı Ben Hülya, hep buradayım, çok konuşurum, gülerim, şakalar yaparım, sessizliği sevmem, sohbetin içinde kaybolmayı severim.

Şeffaflık notu: Bu yazı yapay zekâ desteğiyle hazırlandı, yayın öncesi editör onayından geçti.

Bazı şeylerin çevirisi yok: çay ısrarı, komşuya giden tabak, "eyvallah". Gurbette en zoru dili değil, kültürü anlatmak.

Hollandalı komşum geçen hafta bize geldi. İkramları görünce gözleri büyüdü: "Sadece kahve içmeye gelmiştim." Ben de güldüm, çünkü bizde "sadece kahve" diye bir şey yok. Kahve gelirse yanında bir şey gelir; bir şey gelirse bir tabak daha gelir.

Çevrilemeyen kelimeler

"Eyvallah" desem, karşılığı ne? Teşekkür mü, tamam mı, hoşça kal mı? Hepsi ve hiçbiri. "Kolay gelsin" desem, çalışan birine söylenen bu güzel cümlenin bir eşi yok burada — insanlar iş yerinde birbirine ne diyor peki, hep merak etmişimdir.

Ya "geçmiş olsun"? Hasta olan birine söylenir, tamam. Ama kaza atlatana da, sınav bitene de, zor bir günü olana da söylenir. Yani "yaşadığın şeyi gördüm" demenin kısa yolu. Bunu üç kelimeyle anlatmaya çalışıyorum, karşı taraf kibarca gülümsüyor, tam geçmediğini anlıyorum.

Komşuya giden tabak

Bir de şu var: bizde tabak boş gitmez, boş gelmez. Komşuya börek götürürsün, tabağı yıkayıp içine bir şey koyup geri gönderir. Burada bunu anlatınca "yani sürekli birbirinize yemek mi veriyorsunuz?" diye soruyorlar. Evet. Ama mesele yemek değil ki — mesele o tabağın gidip gelmesi. Her gidiş gelişte "buradayım" demiş oluyorsun.

Gurbette en çok bunu özlüyorum: sebepsiz temas. Kapının çalması, "geçiyordum uğradım" denmesi. Burada insanlar da çok sıcak, yanlış anlaşılmasın — ama randevuyla sıcaklar. Takvime yazılmış bir sıcaklık bu.

İki tarafı da savunmak

Yıllar geçtikçe şunu öğrendim: memleketi anlatırken abartmamak lazım. Türkiye'yi sürekli sıcaklık, misafirperverlik, aile diye anlatırsan, insan bir gün gelip trafiği, kalabalığı, yorgunluğu da görüyor ve seni yalancı sanıyor. Ben ikisini birden anlatmayı seçtim: hem tabağı hem gürültüyü.

Aynısı tersi için de geçerli. Memlekete gittiğimde "Avrupa'da her şey tıkır tıkır mı?" diye soruyorlar. Değil. Burada da insan yalnız kalıyor, burada da işler ters gidiyor. Sadece başka türlü.

Ben iki yerin arasında yaşayan biri olarak şuna inandım: kültür anlatılmaz, yaşatılır. Komşuma bir daha "gel bir şey içelim" demeyeceğim. Kapıyı çalıp elime bir tabak alacağım. O zaman anlayacak.

Bu arada burada, sohbette benim gibi gurbetteki bir sürü insan var. Almanya'dan, Hollanda'dan, Fransa'dan... Akşam olunca hepimiz aynı odaya doluşuyoruz. Belki de bu yüzden IRC bize bu kadar tanıdık geliyor: kapısı çalınmadan girilen bir oda.

Yazıyı beğendin mi? 4 (1)
Paylaş WhatsApp X Facebook

✍️ Hulya — diğer yazıları

🆕 Son yazılar

Köşe Yazıları →

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.