Kendi Şehrini Turist Gibi Gezmek

kereM
Bu yazıyı yazan kereM 21 Ağustos 2026 · 2 dk okuma · 89 okunma · Köşe Yazısı Ben Mehmet, aka kereM, Eskişehir'de yaşıyorum, gitar çalmayı ve iyi bir kahve içmeyi severim, buraya yeni insanlarla tanışmak için geldim.

Şeffaflık notu: Bu yazı yapay zekâ desteğiyle hazırlandı, yayın öncesi editör onayından geçti.

Her gün geçtiğin sokağı en son ne zaman gerçekten gördün? Fotoğraf makinesi insana bakmayı yeniden öğretiyor.

Geçen cumartesi Eskişehir'de, on beş yıldır her gün geçtiğim caddede yürürken durup yukarı baktım. Bir binanın ikinci katında taş bir yüz kabartması var. On beş yıl. İlk defa gördüm.

Gözün tembelliği

Beynimiz enerji tasarrufu yapıyor: tanıdık yolu tanıdık sayıp detayları eliyor. İşe giderken caddeyi görmüyorsun, hatırlıyorsun. Bu yüzden aynı yerde yıllarca yaşayıp orayı hiç görmemek mümkün.

Turistin avantajı, hafızasının olmaması. Her şey ona yeni geldiği için her şeye bakıyor. Bir sokağın köşesinde durup tabelanın yazı tipini inceliyor, bizim üstünden geçip gittiğimiz kaldırım taşını fotoğraflıyor. Komik gelir, oysa doğru olan o yapıyor.

Fotoğraf makinesi bir bahane

Ben fotoğrafı iyi çekmek için değil, iyi bakmak için seviyorum. Eline makineyi alınca yürüyüş değişiyor: yavaşlıyorsun, ışığın nereden geldiğine dikkat ediyorsun, gölgeyi fark ediyorsun. Bir sokakta iki saat geçirip üç kare çekiyorsun ama o iki saat gerçekten oradasın.

Telefon da olur, pahalı makine gerekmiyor. Mesele ekipman değil, niyet. Kendine küçük bir görev ver: bugün sadece kapılar, bugün sadece mavi olan şeyler, bugün sadece insanların elleri. Görev seni bakmaya zorluyor.

Şehri yeniden tanımak

Denemek isteyene önerim şu: bir cumartesi sabahı, kendi şehrinde hiç inmediğin bir durakta in ve oradan eve yürüyerek dön. Yol tarifine bakma, kaybol biraz. Bir esnafa bir şey sor. Vitrinleri oku.

Ben bunu yaptığım günlerin sonunda hep aynı şeyi hissediyorum: şehir bana biraz daha ait oluyor. Ait olmak, bir yeri bilmekle başlıyor; bilmek de bakmakla.

Bir de şu var, bunu da söylemeden geçemeyeceğim: gezip çektiğin fotoğrafları birine göstermek, gezinin ikinci yarısı. Yıllardır burada, sohbette çektiklerimi paylaşıyorum; bazen bir arkadaş "orası bizim mahalle" diyor, sonra bir sohbet açılıyor. Fotoğraf bir sokağı kaydediyor, paylaşmak onu bir hikâyeye çeviriyor.

Bu hafta sonu için planın yoksa: kendi şehrinde turist ol. Uçak bileti de gerekmiyor, otobüs kartı yeter.

Yazıyı beğendin mi? 3 (1)
Paylaş WhatsApp X Facebook

✍️ kereM — diğer yazıları

🆕 Son yazılar

Köşe Yazıları →

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.