250 MW'lık Güneş Santrali, Nesli Tükenmekte Olan Ceylanların Yeni Yuvası Oldu: Suudi Arabistan'dan Çığır Açan Koruma Projesi
Suudi Arabistan'da, 250 MW kapasiteli bir güneş enerjisi santrali, nesli tehdit altındaki kum ceylanlarının üreme ve yaşam alanı olarak dönüştürüldü. Proje ile 2031'e kadar ceylan popülasyonunun 600 bireye ulaşması hedefleniyor.
Suudi Arabistan, sürdürülebilir enerji yatırımlarını yaban hayatı koruma çabalarıyla birleştiren sıra dışı bir projeye imza attı. Prens Muhammed bin Selman Kraliyet Rezervi'nde yer alan ve 250 MW elektrik üretim kapasitesine sahip 505 hektarlık güneş enerjisi santrali, artık nesli tehlike altındaki kum ceylanlarının güvenli bir sığınağı haline geldi. Ekim 2025'te başlayan ve yedi ay süren titiz bir deneme sürecinin ardından, Mayıs 2026 itibarıyla santral alanına 38 kum ceylanı (33 dişi, 5 erkek) yerleştirildi. Bu yenilikçi yaklaşım, güneş enerjisi santrallerinin sadece temiz enerji üretmekle kalmayıp, aynı zamanda kritik öneme sahip türlerin korunması ve popülasyonlarının artırılması için de kullanılabileceğini gösteriyor.
Proje kapsamında, 505 hektarlık devasa alan, hayvanların kontrollü bir ortamda yaşaması ve yırtıcılardan korunması amacıyla üç ayrı bölüme ayrıldı. Bu bölümler, hayvan yetiştiriciliği için elverişli bir habitat sunmak üzere düzenlendi. Toplam alanın yaklaşık yüzde 73'ünü oluşturan 370 hektarlık kısım, bu amaçla değerlendiriliyor. Pilot uygulama ise 157 hektarlık bir alanda, 66 MW kapasiteli güneş enerjisi dizilerinin bulunduğu bölümde gerçekleştiriliyor. Bu düzenlemenin en dikkat çekici faydalarından biri, güneş panellerinin sağladığı gölge etkisi. Yapılan ölçümler, panellerin altındaki zemin sıcaklığının, doğrudan güneş ışığı alan bölgelere kıyasla 5 ila 10 derece daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın kavurucu ikliminde ceylanların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırıyor.
Yedi aylık deneme sürecinde elde edilen sonuçlar, güneş enerjisi altyapısının hayvan yetiştiriciliğiyle tam uyumlu olduğunu gösterdi. Proje ekibi, ceylanların davranışlarında veya tesisin işleyişinde herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını, altyapıda herhangi bir hasar oluşmadığını bildirdi. Ceylanların boyutlarının, panellerin altında rahatça hareket etmelerine imkan tanıması da önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor. Bu korunaklı alan, rezervin genel hayvan yetiştirme kapasitesini tam 15 kat artırma potansiyeli taşıyor. Uzman korucular, ceylanların davranışlarını, sağlık durumlarını ve üreme süreçlerini kesintisiz olarak izleyerek, hayvanların doğal sürü davranışlarını geliştirmelerine ve vahşi doğaya bırakılmadan önce sağlıklı bir şekilde üremelerine olanak tanıyor.
Kum ceylanlarının bu projede özellikle tercih edilmesinin ardında, ekosistemdeki kritik rolleri yatıyor. Hem otlarla hem de çalı ve ağaç yapraklarıyla beslenen bu otoburlar, bölgedeki bitki örtüsünün yönetilmesine ve tohumların geniş alanlara yayılmasına önemli katkılar sağlıyor. Rezerv yönetiminin bilimsel modellemelerine göre, güneş enerjisi santralindeki ceylan sürüsünün 2031 yılına kadar yaklaşık 600 bireye ulaşması öngörülüyor. İlk yavruların ise Aralık 2026'da dünyaya gelmesi bekleniyor. Hayvanların doğaya salınmadan önce yeterli sayıya ulaşması, üremeleri ve doğal davranışlar geliştirmeleri büyük önem taşıyor. Rezerv yönetimi, kum ceylanlarının 24.500 kilometrekarelik rezerv alanında başarılı bir şekilde yeniden doğaya kazandırılabilmesi için en az 500 hayvandan oluşan bir başlangıç popülasyonuna ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Prens Muhammed bin Selman Kraliyet Rezervi, Suudi Arabistan'da kraliyet kararnamesiyle kurulan sekiz kraliyet rezervinden biri olma özelliğini taşıyor. 24.500 kilometrekarelik geniş bir alanı kapsayan rezerv, batıda Kızıldeniz'e kadar uzanırken, volkanik lav düzlüklerinden farklı doğal yaşam alanlarına kadar tam 15 ayrı ekosistemi barındırıyor. Ülkenin kara alanlarının yaklaşık yüzde 1'ini ve deniz alanlarının yüzde 1,8'ini kaplamasına rağmen, rezerv Suudi Arabistan'daki kuş ve memeli türlerinin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Rezervin uzun vadeli hedefi, tarihsel olarak bölgede yaşayan 23 yerli türü yeniden doğaya kazandırmak. Bu kapsamda bugüne kadar 14 tür başarıyla yeniden yerleştirildi. Arap antilobu, İran yaban eşeği, kum ceylanı ve dağ ceylanı gibi türler de bu koruma çalışmalarının meyvelerini topluyor. Bu proje, yenilenebilir enerji ve biyoçeşitlilik koruma alanlarında küresel ölçekte örnek teşkil edebilecek bir başarı hikayesi olarak öne çıkıyor.