2.700 yıllık mumya başında aloe izi: Mısır mumyalamasına ilk moleküler kanıt
Marburg'da 2.700 yıllık bir mumya kafatasında aloe molekülleri bulundu. Ortaçağ yazarlarının mumya ilacını aloeyle anması bir tahmin değil, eski bir bilginin yankısı olabilir.

Marburg Üniversitesi'nin Zooloji Koleksiyonu'nda mumyalanmış bir insan kafatası duruyor. Radyokarbon tarihlemesi onu MÖ 8. yüzyıla, yani bugünden yaklaşık 2.700 yıl öncesine yerleştirdi. Kafatasındaki mumyalama kalıntılarından alınan örnek ise kimsenin beklemediği bir şey söyledi: içinde aloe bitkisine özgü moleküllerin izleri vardı.
Bulgu, Marburg Üniversitesi'nden disiplinlerarası bir ekibin Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımladığı "Antik Mısır mumyalamasına dair yeni moleküler ve tarihsel kanıtlar" başlıklı çalışmada yer alıyor. Üniversitenin açıklamasına göre aloe, Mısır mumyalama malzemelerinde ilk kez moleküler analizle saptandı. Türkçede sarısabır diye de bilinen bu bitkinin izi, aynı zamanda yüzyıllardır süren bir tarih tartışmasına da dokunuyor.
Mumyacının dolabında neler vardı?
Mısır'da mumyalama yalnızca iç organların çıkarılmasından ibaret değildi; bedene bitkisel, hayvansal ve mineral pek çok madde uygulanıyordu. Önceki kimyasal analizler bu karışımlarda iğne yapraklı ağaç reçineleri ve katranları, Pistacia cinsi ağaçların reçinesi, bitkisel ve hayvansal yağlar, balmumu ve bitüm bulmuştu. Elemi ve damar gibi uzak bölgelerden gelen reçinelerin izlerine de rastlanmıştı.
Yine de hangi bitki türlerinin kullanıldığı, tariflerin döneme ve bölgeye göre nasıl değiştiği ve eski metinlerdeki madde adlarının hangi bitkiye karşılık geldiği büyük ölçüde açık soruydu.
Ortaçağ yazarları uyduruyor muydu?
Aloenin hikâyesi Avrupa eczacılık tarihinden geliyor. Ortaçağın sonlarından erken modern döneme kadar Avrupa'da Mumia vera aegyptiaca, yani "gerçek Mısır mumyası" adlı bir ilaç kullanılıyordu. Mumya malzemesinden ve onunla gelen mumyalama maddelerinden elde ediliyor ya da hazır ürün olarak satılıyordu.
Ortaçağ metinleri mumya ilacını aloeyle ilişkilendiriyordu. Araştırmacılar bunun bir tahmin olduğunu düşünüyordu: Mısır mumyalamasına dair bilgi çoktan kaybolmuştu ve yazarlar büyük olasılıkla, mür ile aloe karışımından söz eden Yuhanna İncili 19:39 gibi Kutsal Kitap pasajlarına yaslanıyordu.
Almanya'daki tek Eczacılık ve Tıp Tarihi Enstitüsü'nün başındaki Prof. Dr. Tanja Pommerening, üniversitenin açıklamasında bulgunun iki nedenle önemli olduğunu söylüyor: aloe şimdiye kadar mumyalama malzemelerinde moleküler olarak saptanmamıştı ve sonraki yüzyıllarda ilaç olarak kullanılan mumya malzemesiyle anılıyordu. Pommerening'e göre "yeni bulgular, bu ilişkinin daha derin tarihsel kökleri olabileceğini düşündürüyor."

Listeyle değil, rafın fotoğrafıyla aramak
İlk yazar Tim Berger, Pommerening ve farmasötik biyolog Prof. Dr. Raphael Reher'in de aralarında bulunduğu ekip, üniversite ve eczacılık müzesi koleksiyonlarından 24 nesne inceledi: tarihî Mumia vera ürünleri, mumyalanmış beden parçaları, mumyalama kalıntıları, sargı bezleri ve iki mumyalanmış kafatası. Kimyasal ölçümlere 41 yazılı kaynağın Mısırbilim ve eczacılık tarihi açısından çözümlemesi eşlik etti.
Yöntemin adı "hedefsiz metabolomik". Belli bir maddeyi aramak yerine örnekteki moleküllerin olabildiğince tamamını ölçüp karşılaştırmak demek; markete alışveriş listesiyle girmek yerine rafların tamamının fotoğrafını çekmeye benziyor. Örnekler önce sıvı kromatografisiyle bileşenlerine ayrıldı, ardından kütle spektrometresiyle (LC-MS/MS) tartıldı. Sinyaller moleküler ağlar ve makine öğrenmesi destekli araçlarla tanımlandı.
Aloe izi iki nesnede çıktı: Marburg kafatasında ve Offenbach am Main'daki Löwen Eczanesi'nden gelen, bugün Heidelberg'deki Alman Eczacılık Müzesi'nde saklanan 18. yüzyıla ait bir Mumia vera aegyptiaca örneğinde. Bulunan maddeler aloeresin ve aloinle ilişkili bileşikler. Bunlardan aloeresin A'nın kimliği, laboratuvardaki saf referans maddeyle karşılaştırılarak ayrıca doğrulandı.
Aloe mi, öd ağacı mı?
Eski metinleri okurken bir tuzak var: tarihte "aloe" sözcüğü yalnız Aloe cinsi bitkiler için değil, Aquilaria cinsinin kokulu odunu, yani öd ağacı için de kullanılıyordu. Ekibin bulduğu bileşikler öd ağacını değil, Aloe cinsini işaret ediyor. Hangi aloe türünün kullanıldığı ise şimdilik belirlenemiyor.
Kimyasal bulgu, araştırmacıları eski Mısır metinlerine geri döndürdü. Odakta, MÖ 2. binyıldan kalan ve anlamı bugüne kadar çözülememiş ꜥnḫ-jm.j terimi var. Maddenin bazı betimlemeleri ve kullanım biçimi, bu sözcüğün aloeyi ya da ondan sızan bitki özsuyunu karşılamış olabileceğini düşündürüyor. Ekip, kesin bir eşleştirmenin henüz yapılamadığını vurguluyor.
İki iz, genel kural değil
Bulgunun sınırı açık: aloe izleri 24 nesnenin yalnızca ikisinde görüldü. Araştırmacılara göre bu, aloenin mumyalamada genel olarak kullanıldığı sonucunu çıkarmaya yetmiyor; belki yalnız belirli dönemlerde ya da hammadde bulunabildiğinde başvurulan bir uygulamaydı. Mumia vera adıyla satılan ürünler de birbirinden epey farklı çıktı. Ortak payda, birçoğunda görülen yaşlanmış iğne yapraklı ağaç reçinesi izleri, özellikle oksitlenmiş abietan tipi diterpenoidler.
Müze kayıtlarında olmayan bir bağ
Yöntemin beklenmedik bir yan ürünü de oldu. Heidelberg'deki müzenin örnekleri karşılaştırıldığında, mumyalanmış bir baş ile ayrı kataloglanmış, göze çarpmayan bir toz örneği arasında dikkat çekici bir moleküler benzerlik ortaya çıktı. Koleksiyon kayıtlarında ikisi arasında bir bağ yazmıyor. Kökeni belgelenmemiş müze nesnelerinin geçmişini kimyasal parmak iziyle geriye doğru kurmak, provenans araştırmalarına yeni bir araç sunuyor.
Grip deneyi: ihtiyatlı bir sonuç
Tarihî kaynaklar mumya ilacını baş ağrısı, öksürük, boğaz ağrısı ve baş dönmesi gibi ağır soğuk algınlığı belirtilerine karşı anıyor. Ekip bu yüzden bazı örneklerin biyolojik etkinliğini de sınadı. Marburg'daki Wigand İlaç Koleksiyonu'ndan bir özüt, hücre kültüründe grip virüsünün yol açtığı hücre hasarına karşı orta düzeyde koruma sağladı. Ancak özütün ana bileşeni 7-oksodehidroabietik asit tek başına bu etkiyi göstermedi; etkiden hangi maddenin sorumlu olduğu bilinmiyor. Araştırmacılar sonucun, bu tarihî ilacın insanlarda gribe karşı işe yaradığına dair bir kanıt olmadığının altını çiziyor.
Sırada ne var?
Ekip, mumyalamada başka hangi bitkisel maddelerin kullanıldığını ve aloe izlerinin yeni örneklerde tekrarlanıp tekrarlanmayacağını araştırmayı sürdürecek. Reher üniversitenin açıklamasında amaçlarını şöyle anlatıyor: "Uzun vadede tarihî yazılı kaynakları, arkeolojik nesneleri ve modern doğal ürün analizini birleştiren bir araştırma yaklaşımı kurmak istiyoruz." En merak uyandıran soru ise hâlâ bir sözcükte duruyor: ꜥnḫ-jm.j gerçekten aloe mi? Bunun cevabı, yeni kafataslarından ve yeni metin okumalarından gelecek.
Fotoğraf: Zinnmann, CC BY 4.0, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/2700-yillik-mumyada-aloe-izi-misir-mumyalamasina-ilk-molekuler-kanit.html — Yazdırma tarihi:















