Deniz kusmuğunun kokusunu alan köpek Sgiath, yılın hayvanı ödülünü aldı
İskoç labrador Sgiath, istilacı deniz canlısı Didemnum vexillum'u kokusundan bulabilen ilk köpek olarak IFAW'ın yılın hayvanı ödülünü aldı. Aynı tür 2022'de İzmir açıklarındaki orkinos ağlarında da görüldü.
Gelgit çekilmiş, İskoç Dağlık Bölgesi'nin kıyısında yosunlar kayalara yapışmış duruyor. Siyah bir labrador burnunu yosunların altına sokuyor, birkaç adım daha atıyor, sonra kımıldamadan durup bir noktaya bakıyor. Bu duruş bir işaret: köpek, krem ya da turuncu renkte, sümüksü bir lekeye benzeyen istilacı bir deniz canlısını, Didemnum vexillum'u bulmuştur. İngilizcede bu canlıya "sea vomit", yani deniz kusmuğu deniyor.
Köpeğin adı Sgiath (okunuşu "Ski-a"). Uluslararası Hayvan Refahı Fonu (IFAW), 15 Ekim 2026'da Londra'da BAFTA binasında düzenlenen 26. Animal Action Awards töreninde onu yılın hayvanı ilan etti. IFAW'ın açıklamasına göre Sgiath, bu türü kokusundan tanımak üzere eğitilmiş dünyadaki ilk köpek olduğu düşünülüyor. Töreni yaban hayatı programlarının tanınmış sunucusu Michaela Strachan yönetti.
Ödülün asıl hikâyesi köpekten çok bulduğu canlıda yatıyor. Deniz kusmuğu limanlara, istiridye çiftliklerine ve iskelelere hızla yayılabilen, yerli türlerin üzerini örtüp onları boğabilen bir istilacı. Bir kez yayıldıktan sonra temizlemek zor ve pahalı; bu yüzden onu küçük parçalar hâlindeyken bulmak önem taşıyor. Sorun şu ki göz onu kolay seçemiyor. Sgiath'ın burnu tam bu boşluğu dolduruyor.
Deniz kusmuğu aslında ne?
Didemnum vexillum bir tulumlu, yani tunikat. Tulumlular suyu süzerek beslenen deniz hayvanları; iribaşı andıran larva evreleri yüzünden omurgalıların uzak akrabaları sayılıyorlar. Bu tür tek başına değil, koloni hâlinde yaşıyor: çok sayıda minik birey, tunik denen ortak bir örtünün içinde yan yana diziliyor. Dışarıdan bakan biri bunu bir canlıdan çok, kayaya dökülmüş bir hamur ya da kusmuk lekesi sanıyor. Takma adı da oradan geliyor. İngilizcede "halı deniz tulumlusu" anlamına gelen carpet sea squirt adıyla da anılıyor.
Büyük Britanya Yerli Olmayan Türler Sekreterliği'nin (GBNNSS) 2024'te onaylanan risk değerlendirmesi türün temel özelliklerini şöyle sıralıyor:
| Tür adı | Didemnum vexillum (Kott, 2002) |
|---|---|
| Biçimi | Sert yüzeyleri 2-5 milimetre kalınlığında, deri gibi bir tabakayla kaplıyor ya da 1 metreye varan sarkık uzantılar oluşturuyor |
| Anavatanı | Kesin bilinmiyor; kuzeybatı Pasifik'in ılıman suları, büyük olasılıkla Japonya çevresi |
| Doğal yayılma | Larvaları en fazla 36 saat suda sürükleniyor; kopan koloni parçaları üç haftaya kadar dolaşıp yeni bir yüzeye tutunabiliyor |
| İnsan eliyle yayılma | Tekne gövdeleri, marina ekipmanı, kabuklu deniz ürünü yavru stokları ve yetiştiricilik malzemesi |
| Britanya'daki ilk kayıt | 2008, Galler'de Holyhead; Devon'da 2005'e ait fotoğraf kanıtı da var |
Tür kimliği bile tartışmalı. GBNNSS'nin raporuna göre bu canlı uzun süre başka türlerle karıştırıldı, farklı ülkelerde farklı adlarla tanımlandı ve ancak DNA analizleriyle aynı tür olduğu anlaşıldı. Dış görünüşü neredeyse aynı olan akraba bir türün varlığı da hâlâ araştırılıyor. Yani bu canlıyı gözle tanımak uzmanlar için bile kolay değil.

Neden bu kadar dert ediliyor?
Türün en çarpıcı izi Atlantik'in öbür yakasında. GBNNSS raporunun aktardığına göre Boston açıklarındaki Georges Bank'ta kolonilerin 230 kilometrekarelik bir alanı, balıkların yumurtladığı çakıllı zemin dahil kapladığı belirlendi. Yetiştiricilikte ise midye halatlarını ve kafes ağlarını örtüyor, ağların içinden su akışını kesiyor, midye gibi süzücü canlıların üzerini kapatıyor.
Bangor Üniversitesi'nden deniz biyoloğu Dr. Martyn Kurr, BBC News'e yaptığı açıklamada bu tür "biyolojik kirlenme" canlılarının değerli besinler için yerli canlılarla rekabet edip onları geride bırakabildiğini söyledi: "Bu türler ayrıca yetiştiricilik kafeslerini, deniz altyapısını ve tekne pervaneleri gibi makineleri tıkıyor." BBC'nin haberine göre bu istilacılarla uğraşmanın Avrupa genelindeki maliyeti her yıl milyonlarca sterlini buluyor.
Britanya'daki deneyim, erken müdahalenin neden önemli olduğunu da gösteriyor. Tür 2008'de Holyhead'de fark edilince hızlı bir temizlik denendi ama GBNNSS'nin kaydına göre bu girişim başarısız oldu. Bugün güney İngiltere'de yerleşik nüfuslar var; İskoçya'da Clyde bölgesi ile Loch Fyne ve Loch Creran'da kayıtlar bulunuyor. BBC'nin aktardığına göre tür yazın sıcak aylarında hızla çoğalıyor ve ısınan denizler daha da yayılabileceği kaygısını büyütüyor.
Yine de tablo her yerde aynı değil. Risk değerlendirmesi, türün dünyanın her yerinde istilacı davranmadığını, bunun çevre koşullarından mı, yerli türlerin rekabetinden mi, genetik sınırlardan mı kaynaklandığının hâlâ araştırıldığını not ediyor. Britanya'da ekonomik zararın şimdilik sınırlı olduğu, ama yayılırsa kabuklu deniz ürünü yetiştiriciliği için üretim kaybı ve ek yönetim maliyeti doğurabileceği de raporda yazıyor.
GBNNSS'nin YouTube kanalında yayımladığı bilgilendirme videosu, "carpet sea squirt" adıyla bilinen bu türü tanıtıyor.
Dağ kurtarma köpeğinden kıyı dedektifine
Sgiath'ın sahibi ve eğitmeni, aslen Glasgow'lu, bugün Glencoe yakınlarında yaşayan deniz ekoloğu Dr. Texa Sim. Sim, Conservation Detection Dogs Scotland adlı koruma amaçlı iz köpekleri girişiminin kurucusu. Sgiath yavruyken dağ kurtarma köpeği olarak yetiştirildi ve bu işte o kadar başarılı oldu ki Sim, aynı yeteneğin denizde de işe yarayıp yaramayacağını merak etti.
Fikrin kökü Sim'in önceki işinde. Good Good Good sitesinin aktardığına göre Sim, İskoçya'nın Morvern yarımadasında yerel bir topluluk derneğiyle (CAOLAS) yerli Avrupa istiridyesi popülasyonlarını yeniden canlandırma çalışmalarında yer aldı. Countryfile'a konuşan Sim, yönettiği bu istiridye projesinde istilacı türlerin istiridyelere yerleşmesini önlemek için sıkı biyogüvenlik kuralları uygulandığını anlattı: "Halı deniz tulumlusunu fark etmenin ve güvenilir biçimde tanımlamanın zorluğu, daha iyi ve daha verimli bir yol olup olmadığını düşünmeme yol açtı."
BBC'ye konuşan Sim işin başında emin olmadığını saklamıyor: "Bu projeye başladığımda gerçekten işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordum. Köpeklerin deniz ortamında bu soruna yardım edip edemeyeceğini kimse gerçekten araştırmamıştı. Bir kavram kanıtlama projesi olarak başladı ve beklentilerimin hepsini aştı." BBC'nin haberine göre Sgiath, gelgitin çekildiği saatlerde yaptığı taramalarda şimdiye kadar yüzlerce koloni buldu. Countryfile'ın aktardığına göre köpek, tekne gövdelerine, balıkçılık malzemesine ve halatlara tutunmuş küçük parçaları bile yakalayabiliyor.
Havlamak yok, sadece bakmak
Sgiath'ın iki işi birbirinin tersi bir davranış istiyor. Dağda kaybolmuş bir yürüyüşçüyü bulduğunda havlayıp zıplayarak dikkat çekmesi gerekiyor. Kıyıda ise Sim ondan "pasif işaret" bekliyor. Sim bunu BBC'ye şöyle tarif etti: "Bir tür hareketsizlik ya da bakış." Yani köpek hedefi bulduğunda donup kalıyor ve gözünü oraya dikiyor. BBC'nin ifadesiyle koruma işi daha sessiz bir yaklaşım istiyor.
Sim'in deyişiyle Sgiath gelgit çekildiğinde "yosunların altına dalabiliyor". Sim farkı şöyle özetliyor: "Burnuyla bir tarama yapıyor aslında; tam olarak nerede olduğunu gösterebiliyor, bu yüzden iş çok daha kolay."
Eğitimin bir kısmı Sim'in garajında geçiyor. Good Good Good'un haberine göre Sim garajını bir eğitim alanına çevirmiş ve duvara özel koku tuğlaları yerleştirmiş; hedef türün örneklerini bu tuğlaların içine saklıyor, köpek doğru kokuyu bulunca ödüllendiriliyor. Countryfile'a konuşan Sim, yöntemin adımlarını da anlatıyor: önce koku belletme, yani deniz tulumlusunun kokusunu öğrenip onu öteki deniz canlılarının kokusundan ayırt etmek; ardından kıyının zorlu koşullarında arazi eğitimi.
Ekibin ikinci üyesi Uisge adlı üç yaşındaki bir labrador. Adı Galcede "su" anlamına geliyor. Uisge şu sıralar rüzgâr çiftliklerinde ölen yarasaları bulma işinde çalışıyor ve deniz tulumlusu eğitimine de başladı. Sim iki köpeği, yakın zamanda İskoç sularında görülmeye başlayan bir başka istilacı türe, Amerikan terlik salyangozuna (Crepidula fornicata) karşı da eğitiyor.
Aynı tür İzmir açıklarında da görüldü
Deniz kusmuğu yalnız Britanya'nın sorunu değil. Ege Denizi'nde yürütülen bir çalışmaya göre tür Türkiye kıyılarına da ulaşmış durumda. Melih Ertan Çınar ve Aytaç Özgül'ün 2023'te Journal of the Marine Biological Association of the United Kingdom dergisinde yayımladığı makaleye göre Aralık 2022'de İzmir Yarımadası açıklarında, 60-65 metre derinlikteki sulara kurulmuş orkinos kafeslerinin ağlarında yoğun bir Didemnum vexillum yerleşimi bulundu.
Makalede anlatılan tablo, Britanya'daki kaygıların somut bir örneği gibi. Koloniler 35 metre uzunluğundaki ağlarda yalnız yüzeyden 15 metre derinliğe kadar olan kısımda, yani yaz aylarında termoklinin, sıcak ve soğuk su katmanları arasındaki geçiş sınırının oluştuğu derinliğe kadar yaşıyordu. Ağ gözlerini belirgin biçimde tıkamış, kafeslerin içindeki su dolaşımını zayıflatmışlardı. Ağlarda yerli Akdeniz midyesinin (Mytilus galloprovincialis) yerini tamamen almışlardı. Yazarlara göre bu durum, çiftlikteki ağ temizliğinin olağan düzenini de değiştirdi.
Araştırmacılar türün doğu Akdeniz'e nasıl geldiğine dair üç olasılık sıralıyor; en akla yatkın bulduklarıysa ağlar ya da gemiler aracılığıyla Malta'dan ikincil bir taşınma. Smithsonian Çevre Araştırma Merkezi'nin istilacı türler veri tabanı NEMESIS, İzmir'deki bu gözlemi bölgedeki ilk kayıt olarak listeliyor. Çınar ve Özgül, türün bölgedeki yayılma biçiminin izlenmesi ve incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Burun denize ne kadar uzanabilir?
Koruma amaçlı iz köpekleri karada yeni değil. Nesli tehlikedeki türlerin izini sürmekte, istilacı bitki ve hayvanları bulmakta, çevreye verilen zararı araştırmakta uzun süredir kullanılıyorlar. Sgiath'ı farklı kılan, bu işi deniz kıyısına taşıması. Kurr, BBC'ye bilim insanlarının bu hayvanların sudaki "bir deniz istilasına işaret eden ve aksi hâlde fark edilmeden kalabilecek değişiklikleri koklayabildiğini" daha yeni anlamaya başladığını söyledi. Kurr ödül için de "Sgiath'ın bu hak edilmiş ödülü aldığını görmek harika" dedi.
Yöntemin sınırları da belli. Sgiath gelgitin çekildiği kıyı şeridinde, köpeğin yürüyebildiği yerlerde çalışıyor. İzmir'deki gibi açık denizdeki kafeslere ya da Georges Bank'taki gibi onlarca metre derindeki zeminlere bir köpeğin burnu ulaşamaz. Şimdilik açık soru şu: Bu yaklaşım marinalarda, istiridye çiftliklerinde ve tekne bakım alanlarında erken uyarı sistemi olarak yaygınlaşabilir mi? Uisge gibi yeni köpeklerin eğitimi, cevabın bir kısmını verecek.
Fotoğraf: U.S. Geological Survey/photo by Dann Blackwood (USGS), Public domain, Wikimedia Commons