Houdini'yi gerçekten bir yumruk mu öldürdü? 100 yıllık efsanenin perde arkası

Harry Houdini'nin ölümü bir asırdır 'mideye yumruk' hikâyesiyle anlatılıyor. Oysa tanık ifadeleri, sigorta ödemesi ve yeni bir kitap, sihirbazın son günlerine bambaşka bir ışık tutuyor.

Houdini'yi gerçekten bir yumruk mu öldürdü? 100 yıllık efsanenin perde arkası
Yaşam 26 Ekim 2026 9 dk okuma 6 okunma

Montreal, 22 Ekim 1926. Princess Tiyatrosu'nun kulisinde, birkaç gün önce sahnede bileğini kırdığı için kanepeye uzanmış bir adam, ziyaretçi öğrencilerle sohbet ediyor. Öğrencilerden biri, J. Gordon Whitehead, ona İncil'deki mucizelere inanıp inanmadığını, sonra da karnına atılan yumrukların gerçekten acıtmadığının doğru olup olmadığını soruyor. Adam karnının pek çok şeye dayanabileceğini söyleyince Whitehead hiç beklemeden yumruklarını indiriyor.

Kanepedeki adam Harry Houdini'ydi. Dokuz gün sonra, 31 Ekim 1926'da, Cadılar Bayramı'nda Detroit'te hayatını kaybetti. Hikâye o günden beri hemen hep aynı cümleyle anlatılır: "Dünyanın en ünlü kaçış ustasını, mideye atılan bir yumruk öldürdü."

Ölümünün 100. yılında bu cümle her zamankinden daha tartışmalı. Elimizdeki belgeler, yumruğun ölümle bağını hiçbir zaman kanıtlamadı; üstüne bir emekli cerrah, ölümün tarihini bile sorgulayan bir kitap yayımladı. Houdini'nin hayatı gibi ölümü de bir illüzyona dönüşmüş olabilir.

Budapeşte'den sahneye: Erik Weisz

Houdini, 24 Mart 1874'te o zamanlar Avusturya-Macaristan'ın parçası olan Budapeşte'de, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Erik Weisz adıyla doğdu. Kelepçelerden, zincirlerden, ters asılı deli gömleğinden ve suyla dolu cam hücrelerden kurtulduğu gösterileriyle 20. yüzyılın başında dünyanın en tanınan sahne insanlarından biri oldu. Gösterilerinin bir parçası da bedenine dair efsaneydi: karın kaslarını sıkarak en sert yumruğa bile dayanabildiği söylenirdi.

Kulisteki o an: Tanıklar ne anlattı?

Olayı en ayrıntılı anlatanlar, o gün kuliste bulunan iki öğrenci, Jacques Price ve Sam Smilovitz'di. İfadeleri birbirini büyük ölçüde doğruluyor. Price'ın anlattığına göre Whitehead, "kemerin altına çekiç gibi birkaç darbe" indirdi. Houdini her darbede yüzünü buruşturdu, bir yumruğun ortasında Whitehead'i durdurup yeterli olduğunu işaret etti. Ardından, bu kadar ani ve sert vurulacağını beklemediği için kendini hazırlama fırsatı bulamadığını söyledi. Price'a göre bileği kırık olmasaydı kanepeden kalkıp karnını gerebileceği bir duruşa geçecekti.

Yani efsanenin "Houdini her yumruğa dayanırdı" kısmı, o gün işlemedi; çünkü numaranın ön koşulu, yani hazırlanma anı, yoktu.

Ateşle sahneye çıkan adam

Houdini o akşamki gösteriyi büyük acı içinde tamamladı. Sonraki iki gün uyuyamadı, ağrısı geçmedi ama hekime gitmedi. Sonunda muayene olduğunda ateşi 102 Fahrenhayt (yaklaşık 38,9 derece) çıkmıştı; tanı akut apandisitti ve hemen ameliyat önerildi. Houdini öneriyi dinlemedi, turneye devam etti.

24 Ekim'de Detroit'teki Garrick Tiyatrosu'na geldiğinde ateşi 104 Fahrenhayt'a (40 derece) ulaşmıştı. Buna rağmen sahneye çıktı; gösteri sırasında bayıldığı, ayıltılınca devam ettiği aktarılır. Bu, hayatındaki son gösteri oldu. Ardından Detroit'teki Grace Hastanesi'ne kaldırıldı ve 31 Ekim'de, 52 yaşında, karın zarı iltihabından (peritonit) öldü. Peritonit, karın boşluğunu saran zarın iltihaplanmasıdır.

Yumruk mu, apandisit mi?

Asıl soru şu: Yumruk apandisiti mi başlattı, yoksa zaten başlamış bir hastalığın üstüne mi denk geldi? Kesin bir cevap yok. Doğrudan karına gelen darbeden sonra akut apandisit gelişmesi tıp literatüründe görülmüş ama nadir bir durum. Daha yaygın kabul gören görüşü biyografi yazarı Adam Begley dile getiriyor: Houdini'nin apandisiti büyük ihtimalle yumruklardan önce başlamıştı ve asıl zararı, tedaviyi geciktiren inadı verdi.

Bir başka yorum ise yumruğun bir tür "kamuflaj" olduğu yönünde: Houdini karnındaki ağrıyı darbeye bağladı, bu yüzden apandisit belirtilerini ciddiye almadı. Bu senaryoda Whitehead'in yumruğu öldürücü değil, yanıltıcıydı.

Sigorta şirketi neden iki kat ödedi?

Efsanenin bu kadar güçlü kalmasının sebeplerinden biri para. Houdini'nin hayat sigortası poliçesinde, ölümün dışarıdan gelen bir etkiyle olması hâlinde tazminatın iki katı ödenmesini öngören "çifte tazminat" maddesi vardı. Sigorta şirketi Price ve Smilovitz'in ifadelerini aldıktan sonra ölümün kulisteki olaydan kaynaklandığına karar verdi ve iki kat ödeme yaptı. Böylece yumruk hikâyesi, bir anlamda resmî kayda geçmiş oldu.

Bir cerrahın itirazı: "İki kez ölen adam"

Ölümün 100. yılına yaklaşırken hikâyeyi en çok sarsan isim, emekli üroloji cerrahı Larrian Gillespie oldu. The New York Times'ın aktardığına göre Gillespie, Houdini üzerine bir internet sitesi hazırlarken ölüm belgesine göz attı ve bir şeylerin yerinde olmadığını düşündü. Üç ayrı ölüm belgesi buldu; gazeteye verdiği demeçte "Bilgiler karalanmıştı. İsimler yanlıştı" dedi.

Houdini: The Man Who Died Twice (İki Kez Ölen Adam) adlı kitabında Gillespie şu tabloyu çiziyor:

  • Houdini'yi öldüren apandisit değil, 28 Ekim'de yediği bir tabak çop sueyin (Çin usulü sebzeli et yemeği) lifli kütlesinin yol açtığı bağırsak tıkanıklığıydı.
  • Houdini 29 Ekim'de acil ameliyata alındı, ardından ikinci bir operasyon geçirdi.
  • Ölüm 31 Ekim'de değil, 30 Ekim'de saat 13.26'da, 105 Fahrenhayt'lık (yaklaşık 40,5 derece) ateşle seyreden septik şok sonucu gerçekleşti.

Gillespie'ye göre Houdini'nin çevresindeki bir düzineden fazla kişi, ölüm tarihini 31 Ekim'e kaydırmaya yardım etti; böylece büyük sihirbazın ölümü Cadılar Bayramı'na denk getirildi. Otopsi yapılmamasını da olası bir tıbbi hatanın üstünün örtülmesine bağlıyor; bu sayede dul eşi Bess, çifte tazminatı alabilmişti. Open Culture'da 100. yıl için yazan Colin Marshall da yazısının merkezine bu yeni yorumu koyuyor.

Houdini uzmanları ikna oldu mu?

Tepkiler bölünmüş durumda. Houdini uzmanı Patrick Culliton, The New York Times'a "Haklı olduğuna dair oldukça iyi kanıtlar var. Whitehead'i tamamen aklamış durumda" dedi. Gillespie de sözünü taşa döktü: Whitehead'in Montreal'deki isimsiz mezarına üzerinde "Artık haksız yere suçlanmıyor" yazan granit bir mezar taşı yerleştirdi.

Houdini tarihçisi John Cox ise kitabı kendi sitesi Wild About Harry'de değerlendirirken daha temkinli. Cox, kitapta yeni bilgiler bulduğunu ve bilinenlerin ilk kez yerli yerine oturduğunu yazıyor; ama ortada "çok sayıda ilginç varsayım" olduğunu, meseleyi kesin olarak çözecek bir kanıtın çıkmadığını söylüyor. "İki kez öldü" tezine kitabı okumadan öncekinden daha az inandığını, kitabın "bir örtbas fazla" anlattığını da ekliyor. Yine de Cox, Whitehead'in kitapta "suçsuz tek kişi" olarak çıktığını kabul ediyor.

Kısacası yüzyıllık efsanenin en zayıf halkası artık yumruğun kendisi. Ölümün tarihi ve kesin nedeni ise tartışmaya açık.

Today I Found Out kanalının yayımladığı aşağıdaki İngilizce videoda, Houdini'nin ölümüne dair farklı anlatılar özetleniyor:

Medyum avcısı sihirbaz

Houdini'nin ölümünü çevreleyen esrar, hayatının son yıllarındaki tutkusundan ayrı düşünülemez. 1920'lerde enerjisini ispiritizmacıları, yani ölülerle konuşabildiğini iddia eden medyumları ifşa etmeye verdi. Amacı, yakınını kaybetmiş insanların acısını sömürenleri göstermekti. Bir sihirbaz olarak, bilim insanlarını bile kandırmayı başaran numaraları tanıyabiliyordu.

Scientific American dergisinin, doğaüstü güç gösterebilen medyuma para ödülü vaat eden komitesinde yer aldı. Hiçbir medyum bunu başaramadı, ödül hiç verilmedi. Ünü büyüdükçe seanslara kılık değiştirerek, yanında bir gazeteci ve bir polis memuruyla gitmeye başladı. İfşa ettiği en ünlü medyum, "Margery" olarak bilinen Mina Crandon'dı. 1924'te kapalı metal kutuların içini görebildiğini iddia eden ve "X ışını gözlü İspanyol" diye anılan Joaquín Argamasilla'nın, göz bağının altından bakıp kutunun kenarını kaldırdığını gösterdi.

Houdini, sahte 'ruh fotoğraflarının' nasıl üretildiğini göstermek için Abraham Lincoln'ün 'hayaletiyle' poz veriyor
Houdini, sahte 'ruh fotoğraflarının' nasıl üretildiğini göstermek için Abraham Lincoln'ün 'hayaletiyle' poz veriyor — Harry Houdini, Public domain (Wikimedia Commons)

Bu uğraş ona bir dostluğa mal oldu. Sherlock Holmes'un yaratıcısı Arthur Conan Doyle, son yıllarında ispiritizmaya içtenlikle inanıyordu ve Houdini'nin ifşalarının hiçbirini kabul etmedi. Doyle zamanla, Houdini'nin aslında güçlü bir medyum olduğuna, numaralarını doğaüstü yetenekle yaptığına ve bu gücü diğer medyumları engellemek için kullandığına inanır hâle geldi. İki eski dost, kamuoyu önünde birbirine karşı cephe aldı.

Houdini bu mücadeleyi A Magician Among the Spirits (Ruhlar Arasında Bir Sihirbaz) adlı kitabında anlattı; kitabın ortak yazarı C. M. Eddy Jr.'ın adı kapağa konmadı. 1926'da ise korku edebiyatının ustası H. P. Lovecraft ile Eddy'yi, batıl inançların kökenini ve yanılgısını anlatacak The Cancer of Superstition (Batıl İnancın Kanseri) adlı bir kitap için tuttu. Houdini'nin ölümü projeyi yarıda bıraktı; bugün yalnızca Lovecraft'ın ayrıntılı taslağı ve Eddy'nin yazdığı üç bölüm duruyor.

Bronz tabut: Gösteri için yapıldı, cenazede kullanıldı

Ölümünden birkaç ay önce Houdini, mühürlü bir tabutta bir saat kalabildiğini ve bunu doğaüstü güçle yaptığını söyleyen Mısırlı gösterici Rahman Bey'e meydan okumuştu. 5 Ağustos 1926'da New York'taki Shelton Oteli'nin havuzunda, suya batırılmış mühürlü bir tabutta bir buçuk saat kaldı. Hile ya da doğaüstü güç değil, yalnızca kontrollü nefes kullandığını söyledi.

Bu numarayı 1927 sezonunda sahneye taşımak için bronz bir tabut yaptırmıştı. O sezon hiç gelmedi: Aynı bronz tabut, Houdini'nin naaşını Detroit'ten New York'a taşımak için kullanıldı. 4 Kasım 1926'da New York'taki cenazesine 2.000'den fazla kişi katıldı. Queens'teki Machpelah Mezarlığı'na gömüldü; mezarına, tek bir kulüpten binlerce üyeli bir örgüte dönüşmesine öncülük ettiği Amerikan Sihirbazlar Derneği'nin arması işlendi.

Harry Houdini ve eşi Bess, 1922 dolaylarında
Harry Houdini ve eşi Bess, 1922 dolaylarında — photographer Smith, St. Louis; McManus-Young Collection, Public domain (Wikimedia Commons)

"Rosabelle, inan": Cevap gelmeyen seanslar

Ölümünden sonraki en dokunaklı bölüm ise bir şifre. Houdini ile eşi Bess, öldükten sonra iletişim kurmak mümkün olursa Houdini'nin "Rosabelle believe" (Rosabelle, inan) mesajını göndereceği konusunda anlaşmıştı. "Rosabelle" çiftin en sevdiği şarkıydı. Bess, ölümün ardından on yıl boyunca her Cadılar Bayramı'nda seans düzenledi.

1929'da medyum Arthur Ford şifreyi aktardığında Bess bir süre temas kurulduğunu söyledi, ama sonradan olayın düzmece olduğunu açıkladı. Şifrenin, mevcut ipuçlarından yola çıkarak çözülebilecek türden olduğu anlaşıldı; Ford'un biyografi yazarı, Ford 1971'de öldükten sonra buna dair kanıtlar buldu. 1936'da Los Angeles'taki Knickerbocker Oteli'nin çatısında yapılan son başarısız seansın ardından Bess, ölümünden beri Houdini'nin fotoğrafının yanında yanık tuttuğu mumu söndürdü. 1943'te söylediği söz, hikâyenin belki de en insani cümlesi: "On yıl, herhangi bir erkeği beklemek için yeterince uzun bir süre."

Gelenek ise Bess'le bitmedi. 1940'larda Houdini hayranı Sidney Radner'ın düzenlediği "resmî Houdini seansı" başta olmak üzere, sihirbazlar bugün de dünyanın çeşitli yerlerinde her yıl Houdini için seans yapıyor. Bu seansların çoğu artık bir anma töreni; Houdini'nin ruhunu çağırmaktan çok, medyumlara karşı verdiği mücadeleyi hatırlatıyor.

Mezar açılsın mı?

Esrar 2007'de bir kez daha alevlendi. Houdini'nin kardeşi Theo'nun torunu George Hardeen, The Secret Life of Houdini adlı biyografide öne sürülen, ölümde ispiritizmacıların parmağı olabileceği ihtimalini araştırmak için naaşın mezardan çıkarılmasına yönelik resmî başvuru yapılacağını duyurdu. Bess'in ailesi buna karşı çıktı ve girişimi kitabın tanıtımına yönelik bir hamle olarak gördü. The Washington Post da basın toplantısının aile tarafından değil, kitabın yazarları William Kalush ve Larry Sloman tarafından bir halkla ilişkiler şirketi aracılığıyla düzenlendiğini yazdı. 2008'de, mezarın açılması için hiçbir resmî başvurunun yapılmadığı ortaya çıktı.

100. yılda açık kalan soru

Houdini'nin doğduğu Budapeşte'de 29-31 Ekim'de heykel açılışı, sirk gösterisi ve gençlere yönelik bir film festivaliyle anma etkinlikleri yapılıyor. Öldüğü Detroit'te ise Detroit Tarih Müzesi, 31 Ekim akşamı "Houdini 100: Magic & Mystery" adlı bir gece düzenliyor.

Ama bir asır sonra bile temel soru tam cevaplanmış değil. Otopsi yapılmadığı için Houdini'nin karnında gerçekte ne olduğunu kesin olarak bilmek mümkün görünmüyor. Kesin olan şu: Whitehead'in yumruğu, belki de Houdini'yi öldüren şey değildi; ama ölümünü yüz yıl boyunca anlatılan bir hikâyeye dönüştüren şey oldu. Hayatı boyunca seyircisine "gözünüzün gördüğüne güvenmeyin" diyen bir adam için bundan daha uygun bir son düşünmek zor.

Fotoğraf: Unknown photographer, Bain News Service, publisher., Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Yaşam Masası

Bu içerik, Yudum Yaşam Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.