Pasifik'te Derin Deniz Madencilik Denemesinin İzine Beş Buçuk Yıl Sonra Geri Dönülüyor

Alman araştırma gemisi SONNE, 2021'de nodül toplayıcı robotun 32 kilometre iz bıraktığı Pasifik tabanına geri döndü. Soru basit: 4.000 metre derinde yaşam toparlanabildi mi?

Pasifik'te Derin Deniz Madencilik Denemesinin İzine Beş Buçuk Yıl Sonra Geri Dönülüyor
Teknoloji 20 Ekim 2026 6 dk okuma 4 okunma

Pasifik Okyanusu'nun ortasında, 4.000 metreyi aşan derinlikte, çamurlu bir düzlüğün üzerinde 32 kilometrelik bir iz duruyor. 2021 baharında 25 tonluk bir robot burada 74 saat boyunca ileri geri gidip deniz tabanındaki patates iriliğindeki taşları topladı. O günden bu yana kimse o izin başına dönüp ne olduğuna yakından bakmadı. Şimdi bir grup bilim insanı tam da bunu yapmak için yolda.

Alman araştırma gemisi SONNE, 17 Ekim 2026'da San Diego'dan SO322 adlı seferle ayrıldı. Hedef, ekvatorun kuzeyinde Hawaii ile Meksika arasında uzanan Clarion-Clipperton Bölgesi. Seferin bilim lideri, Kiel'deki GEOMAR Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi'nden Dr. Matthias Haeckel. Gemide yedi Avrupa ülkesindeki 17 kurumdan 39 araştırmacı var; biyologlar, mikrobiyologlar, kimyacılar, oşinograflar ve jeologlar. Gemi 54 gün boyunca hiçbir limana uğramadan çalışacak ve 9 Aralık'ta yine San Diego'ya dönecek.

Seferin önemi şurada: Okyanus tabanından metal toplama fikri onlarca yıldır konuşuluyor, ama bunun canlılara uzun vadede ne yaptığını gösteren gerçek ölçümler bir elin parmaklarını geçmiyor. Gerçek bir toplayıcı aracın bıraktığı izi birkaç yıl sonra ayrıntılı biçimde yeniden incelemek, bu boşluğu doldurmanın en doğrudan yolu.

Clarion-Clipperton Bölgesi'nde 2019'da deniz tabanına kurulan nodül çerçeveleri; canlıların bu taşlara ne kadar sürede yerleşeceği izleniyor
Clarion-Clipperton Bölgesi'nde 2019'da deniz tabanına kurulan nodül çerçeveleri; canlıların bu taşlara ne kadar sürede yerleşeceği izleniyor — ROV-Team/GEOMAR, CC BY 4.0 (Wikimedia Commons)

Patates büyüklüğünde, milyonlarca yaşında taşlar

Tartışmanın merkezindeki nesnelerin adı polimetalik nodül. Bunlar okyanus tabanında yarı gömülü duran, çoğu yumruk ya da patates büyüklüğünde, koyu renkli yumrulardır. Deniz suyundaki ve tortudaki metaller, bir köpekbalığı dişi ya da kabuk parçası gibi küçük bir çekirdeğin çevresinde kat kat birikerek onları oluşturur. İçlerinde manganez, nikel, kobalt ve bakır bulunduğu için batarya ve elektronik sanayisinin ilgisini çekiyorlar. Clarion-Clipperton Bölgesi, bilinen en büyük nodül yataklarına ev sahipliği yapıyor.

Bu taşları bu kadar özel kılan şey büyüme hızları. GEOMAR'ın verdiği bilgiye göre bir nodül her bir milyon yılda yalnızca 1 ile 2 milimetre kadar büyüyor. Yani avuç içine sığan bir nodül, insan türünün ortaya çıkışından çok daha eski bir süreçte oluşmuş durumda. Bir kez toplandığında, insan ölçeğinde bir zamanda yerine yenisinin gelmesi söz konusu değil.

Çamur çölündeki tek sert zemin

Abisal düzlükler, yani okyanusun 4.000 ila 6.000 metre arasındaki geniş taban ovaları, büyük ölçüde ince ve yumuşak tortudan oluşur. Bu çamur denizinde tutunacak sert bir yüzey bulmak zordur. Nodüller tam da bu yüzden önemli: Deniz anemonları, yumuşak mercanlar ve saplı süngerler gibi bir yere sabitlenerek yaşayan canlılar, başka türlü bu düzlükte hiç bulunamazlardı. Nodül, onlar için çölün ortasındaki kaya gibi.

Clarion-Clipperton Bölgesi'nde bir manganez nodülüne tutunmuş yumuşak mercan, yaklaşık 4.000 metre derinlikte
Clarion-Clipperton Bölgesi'nde bir manganez nodülüne tutunmuş yumuşak mercan, yaklaşık 4.000 metre derinlikte — ROV KIEL 6000, GEOMAR, CC BY 4.0 (Wikimedia Commons)

Bu yaşamın ne kadarını tanıdığımız da ayrı bir soru. Haeckel, GEOMAR'ın sefer duyurusunda, şimdiye kadar örneklenen türlerin yaklaşık yüzde doksanının hâlâ tanımlanmamış ve adsız olduğunu söylüyor. Bu türlerin bölgenin tamamına, hatta Pasifik'in geri kalanına nasıl yayıldığı, yani bir alandaki topluluk zarar görürse başka yerden yeniden gelip gelemeyeceği de büyük ölçüde bilinmiyor.

2021'de ne yapıldı?

İncelenecek iz, Belçikalı Global Sea Mineral Resources (GSR) şirketinin 2021 baharında yaptığı denemeden kalma. Şirket, uzaktan kumanda edilen bir nodül toplayıcının ön prototipini 4.000 metreyi aşan derinlikte 74 saat çalıştırdı. GEOMAR'ın verdiği rakamlara göre araç yaklaşık 32 kilometre yol aldı ve 54.000 metrekarelik bir alandan nodül topladı; bu, kabaca yedi futbol sahası demek. Basına Patania II adıyla yansıyan bu 25 tonluk palet tabanlı robot, deneme sırasında bir ara gemiye bağlandığı kablodan da kopmuştu.

Denemeyi o dönemde de bağımsız bilim insanları izlemişti. GEOMAR'ın koordinatörlüğünü yaptığı MiningImpact projesi 2015'ten bu yana derin deniz madenciliğinin çevreye etkilerini inceliyor; Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, Polonya ve Birleşik Krallık'tan kurumlar Avrupa'nın ortak okyanus araştırma programı JPI Oceans çatısı altında projeyi destekliyor. SO322, bu çalışmanın beş buçuk yıl sonraki devamı.

Gemi neler taşıyor, neye bakılacak?

SONNE'nin güvertesine 16 konteyner dolusu araştırma donanımı yüklendi. Başlıcaları şunlar:

  • ROV KIEL 6000: 6.000 metreye kadar inebilen, gemiden kumanda edilen sualtı robotu. Örnek toplayıp tabanı yakından görüntüleyecek.
  • AUV ABYSS: Kendi başına yüzen otonom sualtı aracı; geniş alanları haritalamak için kullanılıyor.
  • Üç bentik iniş platformu: Tabana bırakılıp bir süre orada kalarak ölçüm yapan düzenekler.
  • Tortu örnekleyicileri: Çamurun farklı katmanlarından örnek alan çeşitli cihazlar.

Ekip üç soruya yanıt arıyor. Birincisi, deniz tabanındaki hayvan toplulukları 2021'den bu yana nasıl değişti? İkincisi, toplayıcının kaldırdığı tortu bulutu, yani suya karışıp sonra çevreye yeniden çöken ince çamur, etkisini ne kadar sürdürüyor? Üçüncüsü, tabana yapay sert yüzeyler koymak canlıların yeniden yerleşmesine yardım edebilir mi? Bu son soru için daha önceki seferlerde tabana nodül dolu çerçeveler bırakılmıştı.

Haeckel'in beklentisi iyimser değil. Derin denizdeki süreçlerin son derece yavaş işlediğini hatırlatarak "Büyük olasılıkla herhangi bir toparlanma görmeyeceğiz" diyor.

Eski izler neden hâlâ yerinde?

Bu karamsarlığın arkasında somut veriler var. 1989'da Alman araştırmacılar, Peru Havzası'nda yaklaşık 4.150 metre derinlikte DISCOL adlı bir deney yaptı: Madenciliğin etkisini taklit etmek için yaklaşık 11 kilometrekarelik bir alanda tabanı tekrar tekrar bir tırmık sabanla taradılar. 2015'te aynı yere dönen ekip, saban izlerinin 26 yıl sonra hâlâ görülebildiğini saptadı. Science Advances dergisinde 2020'de yayımlanan çalışmaya göre izlerin bazı bölümlerinde mikrobiyal etkinlik dört kata kadar düşük kalmıştı; araştırmacılar mikropların yürüttüğü kimyasal işlevlerin eski düzeyine dönmesi için 50 yıldan fazla gerektiğini hesapladı.

Clarion-Clipperton Bölgesi'nden de benzer bir örnek var. İngiltere'deki Ulusal Oşinografi Merkezi'nin (NOC) öncülüğünde 2023'te yapılan bir seferde, 1979'da denenmiş bir toplayıcının izine 44 yıl sonra bakıldı. 2025'te Nature dergisinde yayımlanan sonuçlara göre yaklaşık 8 metre genişliğindeki iz ve makinenin açtığı iki derin oluk, ilk günkü kadar belirgin duruyordu. Seferin lideri Prof. Daniel Jones, izlerin "ilk açıldıkları zamana çok benzer göründüğünü" söylemişti. Yine de tablo tümüyle kapkara değildi: Ksenofiyofor adlı iri, amip benzeri tek hücreliler ve tortu yüzeyinde dolaşan küçük hayvanlar ize yeniden yerleşmeye başlamıştı. Tabana sabitlenerek yaşayan büyük hayvanlar ise hâlâ seyrekti.

Bu iki çalışma, SO322'nin sonuçlarını okurken önemli bir ölçü sunuyor: Beş buçuk yıl, derin deniz için göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre. Bu yüzden seferin verileri bir "son karar" değil, uzun bir zaman serisinin erken bir noktası olacak.

Clarion-Clipperton Bölgesi'nde manganez nodülleri arasında yaşayan bir sünger, ROV KIEL 6000 kamerasıyla görüntülendi
Clarion-Clipperton Bölgesi'nde manganez nodülleri arasında yaşayan bir sünger, ROV KIEL 6000 kamerasıyla görüntülendi — ROV KIEL 6000, GEOMAR, CC BY 4.0 (Wikimedia Commons)

Sırada ne var?

SONNE Aralık başında limana döndüğünde elinde binlerce görüntü, tortu ve canlı örneği olacak; bunların laboratuvarda çözümlenmesi aylar, belki yıllar sürecek. Haeckel'in uyarısı ise bugünden net: Bu ölçekte bir hasarın, ancak iş işten geçtikten sonra fark edilebileceğini söylüyor. Yanıtı aranan asıl soru da bu: Tanımadığımız, adını bile koymadığımız türlerin yaşadığı bir ortamda kaybın ne kadar büyük olduğunu nasıl bilebiliriz?

Fotoğraf: ROV-Team/GEOMAR, CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.