Teknoloji

Peçeli baykuşlar Amerika'ya Atlantik'i uçarak aşıp Karayip adalarından yayılmış

Florida Doğa Tarihi Müzesi'nin genetik çalışmasına göre peçeli baykuşlar Amerika'ya kara köprüsüyle değil, Atlantik'i uçarak geçip önce Karayiplere konarak ulaştı. Adalardaki dev türler ise çoktan tükendi.

30 Ekim 20267 dk okuma
Peçeli baykuşlar Amerika'ya Atlantik'i uçarak aşıp Karayip adalarından yayılmış

1722 yılında İngiltere'den Kuzey Amerika'ya giden bir gemide yolculuk eden doğabilimci Mark Catesby, gördüğü bir şeye uzun süre şaşırıp kaldı. Daha sonra yazdığı Kuzey Carolina, Florida ve Bahama Adaları'nın Doğa Tarihi kitabının önsözünde anlattığına göre, 26. kuzey enleminde, Afrika ile Amerika'nın aşağı yukarı ortasında, karadan yüzlerce fersah uzakta bir baykuş belirdi ve geminin üzerinde havada asılı kaldı. Konacak yer aradı, bulamadı ve gözden kayboldu. Catesby, bir baykuşun bu kadar uzun bir uçuşa dayanabilmesini "son derece şaşırtıcı" bulduğunu yazmıştı.

Üç yüz yıl sonra yayımlanan bir genetik çalışma, Catesby'nin gördüğü sahnenin bir tesadüf olmayabileceğini düşündürüyor. Florida Doğa Tarihi Müzesi'nden araştırmacılara göre peçeli baykuşlar Amerika kıtasına Bering üzerinden ya da kuzeyden değil, Atlantik Okyanusu'nu uçarak geçip önce Karayip adalarına konarak ulaştı. Kıtalara ancak bu adalardan sonra yayıldılar.

Bulgunun ilginç tarafı yalnızca yolun kendisi değil. Bugün Karayipler'de peçeli baykuş az, Amerika anakarasında ise neredeyse her yerde. Ama soy ağacının en eski ve en farklılaşmış dalları adalarda çıktı. Yani adalar, kıtanın kaybettiği değil, kıtaya verdiği bir çeşitliliğin kaynağı olmuş. Üstelik bu çeşitliliğin büyük bölümü artık yok.

Batı peçeli baykuşu (Tyto alba) uçarken; Türkiye'de de yaşayan tür budur
Batı peçeli baykuşu (Tyto alba) uçarken; Türkiye'de de yaşayan tür budur — Luc Viatour, CC BY-SA 3.0 (Wikimedia Commons)

Peçeli baykuş kimdir, neden iki ayrı tür var?

Peçeli baykuşlar, yüzlerini çevreleyen kalp biçimli beyaz "peçe" ile tanınan, gece avlanan kuşlardır. Bu yüz diski bir çanak anten gibi çalışır, sesi kulaklara yönlendirir ve kuşun karanlıkta fareyi işitip yerini bulmasını sağlar. Türkiye'de de yaşayan, eski binalarda, ahırlarda ve minarelerde yuva yapan tür batı peçeli baykuşu Tyto alba'dır.

Amerika'daki peçeli baykuşlar ise bugün çoğunlukla ayrı bir tür, Amerika peçeli baykuşu Tyto furcata olarak sınıflandırılıyor. İki tür birbirine çok benzer. Asıl soru şuydu: Bu baykuşlar Avrasya'dan Yeni Dünya'ya nasıl geçti?

Eski açıklama: kara köprüleri

Çalışmadan önceki yaygın görüş, peçeli baykuşların Amerika'ya Avrupa ya da Asya'dan geldiği, bunu da ya Alaska ile Rusya'yı bir zamanlar birbirine bağlayan Bering kara köprüsü üzerinden ya da Kanada ile kuzey Avrupa arasında çok eskiden var olmuş olabilecek Kuzey Atlantik kara köprüsünün kalıntılarında adadan adaya sekerek yaptıkları yönündeydi.

Çalışmanın yazarlarından, müzenin emekli ornitoloji küratörü David Steadman bu senaryoya hiçbir zaman ısınmadığını söylüyor. Müzenin yayımladığı bültende "Peçeli baykuşlar tropikal ve ılıman bölge kuşlarıdır. Karın yağdığı yüksek enlemlere dayanamazlar" diyor. Steadman'a göre Beringia ya da İzlanda, Grönland ve Kanada üzerinden bir geçiş bu yüzden hiç gerçekçi görünmemişti.

Müze çekmecelerinden çıkan DNA

Araştırmacılar, sorunun cevabını müze koleksiyonlarında aradı. Bültene göre ekip, en eskisi 1876'da toplanmış onlarca baykuş örneğinin DNA'sını okudu. Örnekler Florida Doğa Tarihi Müzesi, Amerikan Doğa Tarihi Müzesi, Field Müzesi ve Louisiana Eyalet Üniversitesi'nin de aralarında bulunduğu 11 kurumda saklanıyordu. Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan makalenin özetine göre doku örneklerinin yanı sıra tarihî müze örneklerinden ve fosillerden de genetik malzeme çıkarıldı.

Ekip iki tür genetik bilgi kullandı. Birincisi, mitokondri genomu: hücrenin enerji santrali olan mitokondrinin anneden yavruya aktarılan küçük, kendine ait DNA'sı. İkincisi, "aşırı korunmuş bölgeler" denen genom parçaları. Bunlar canlılar arasında milyonlarca yıl boyunca neredeyse hiç değişmeyen bölgelerdir. Çekirdekleri sabit kaldığı için farklı türlerde kolayca bulunur, kenarlarındaki küçük farklar ise akrabalık ilişkisini çözmeye yarar. Eski ve parçalanmış DNA'da bile işe yarayabildikleri için müze örnekleriyle yapılan çalışmalarda sık kullanılırlar.

En eski dallar adalarda çıktı

Ortaya çıkan soy ağacı beklenenin tersini gösterdi. Çalışmanın başyazarı Min Zhao durumu bültende şöyle özetliyor: "Bugünkü dağılımlarına bakınca peçeli baykuşlar Amerika anakarasında yaygın, Karayipler'de ise o kadar değil. Bu durumda Karayip baykuşlarının kıtadan geldiğini varsayarsınız, değil mi? Ama genetiğe dayanarak en farklılaşmış soyların Karayipler'de olduğunu bulduk."

Bültende aktarılan sonuca göre peçeli baykuşlar Avrasya'dan Amerika'ya Pliyosen ile erken Pleyistosen dönemleri arasında, yani 5 milyon yıldan daha kısa bir süre önce, büyük olasılıkla Atlantik'i aşarak geldi. Bu da geçişin buzul çağlarından hemen önce ya da buzul çağları sırasında gerçekleştiği anlamına geliyor. Steadman, Batı Yarımküre'nin hiçbir yerinde Pleyistosen öncesine ait peçeli baykuş fosili bulunmadığını hatırlatıyor ve "Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir ama bence buraya da Batı Hint Adaları'na da en erken Pliyosen'de ya da Pleyistosen'de geldiler" diyor.

Okyanusu aşan bir baykuş fikri Steadman'ı şaşırtmamış: "Baykuşlar iyi yayılan kuşlardır, peçeli baykuşlar ise muhtemelen en iyileridir."

Galapagos'a iki ayrı yolculuk

Çalışmanın en beklenmedik sonucu Galapagos Adaları'yla ilgili. Makalenin özetinde, Galapagos'un birbirinden bağımsız iki ayrı peçeli baykuş göçü aldığı belirtiliyor. Bültene göre ilk dalga Karayipler'den geldi ve kıtaları neredeyse atlayarak adalara ulaştı. Bu soy bugün Isabela ve Santa Cruz adalarına özgü görünüyor. Floreana Adası'nda ise artık yok. İkinci ve daha yeni dalga büyük olasılıkla Güney Amerika'dan uçtu ve San Cristóbal Adası'na yerleşti.

Karayipler'den gelen Galapagos baykuşu şu an Amerika peçeli baykuşunun bir alt türü sayılıyor. Yazarlar, bulguların bu kuşun ayrı bir tür olarak tanınması için yeterli olduğunu savunuyor. ZME Science'ın aktardığına göre önerilen ad Tyto punctatissima. Galapagos peçeli baykuşu bilim dünyasına aslında çok eskiden tanıtılmıştı: punctatissima adıyla Charles Darwin'in Beagle yolculuğunun zooloji ciltlerinde, Elizabeth Gould'un çizdiği bir levhada yer alıyordu.

Galapagos peçeli baykuşu, Darwin'in Beagle yolculuğunun zooloji kitabında Elizabeth Gould'un çizimiyle
Galapagos peçeli baykuşu, Darwin'in Beagle yolculuğunun zooloji kitabında Elizabeth Gould'un çizimiyle — Darwin, Charles, 1809-1882; Owen, Richard, 1804-1892; Gould, John, 1804-1881; Waterhouse, G. R. (George Robert), 1810-1888; Bell, Thomas, 1792-1880; Gould, Elizabeth 1804-1841 (Illustrator), Public domain (Wikimedia Commons)

Steadman, Küçük Antiller'de yaşayan ve pek az bilinen bir Karayip peçeli baykuşu alt türü için de aynı şeyin geçerli olabileceğini düşünüyor: "Onunla ilgili çok az kayıt var, çünkü yalnızca oraya özgü sayılmıyor ve bilim insanlarının ilgisi çok az. Artık bunların genetik olarak farklı olduğunu bildiğimize göre, onları incelemek isteyenleri bekleyen harika projeler var."

Bir metrelik baykuş ve Bahama efsanesi

Karayipler bir zamanlar peçeli baykuşlar için gerçek bir cennetti. Bültene göre bölgede yaşamış en az dokuz peçeli baykuş türü bugün artık yok. Bunların arasında devler de vardı. Çalışmanın yazarlarından Jessica Oswald, "Tyto pollens Küba'da ve Bahamalar'da yaşıyordu ve devasaydı, boyu yaklaşık bir metreydi" diyor. Oswald'a göre insanlar bu türle ya da başka bir dev Tyto türüyle bir noktada karşılaştı. Küçük Antiller'deki bir arkeolojik alanda da dev bir baykuş türünün izlerine rastlanmış.

Soyu tükenmiş dev Tyto pollens'in sanatsal canlandırması, ölçek için yanında bir peçeli baykuş
Soyu tükenmiş dev Tyto pollens'in sanatsal canlandırması, ölçek için yanında bir peçeli baykuş — HannahMoss, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Bu karşılaşmanın izi belki de folklorda yaşıyor. Bahamalar'da anlatılan efsaneye göre adaların ormanlarında "chickcharney" adlı, baykuşa benzeyen cüce bir yaratık dolaşır. Ona saygı gösteren şans bulur, saygısızlık eden ise başına iş açar. Oswald halk arasındaki inanışı şöyle aktarıyor: "Tarlada tek bir ayakkabı görürseniz, bu chickcharney'nin gelip o kişiyi alıp götürdüğü anlamına gelir." Araştırmacılar, efsanenin kaynağının Tyto pollens olabileceğini düşünüyor. Ama bu, kesin bir bulgu değil, makul bir yorum.

Avları gidince onlar da gitti

Bu dev baykuşların neden yok olduğu sorusunda araştırmacıların cevabı av hayvanlarına bakıyor. Bültene göre bu kuşların yiyecek için avlanmış olması pek olası değil. Daha çok, besin kaynakları tükenince ortadan kalktılar. Karayip baykuşlarının menüsünde bir zamanlar bölgede çok çeşitli ve bol olan "hutia" adlı iri kemirgenler vardı. Steadman'a göre en büyük iki üç dev baykuş türü, genç bir yer tembelini bile rahatlıkla kaldırabilirdi. Adalardaki maymunlar, kemirgenler ve sıradan bir peçeli baykuş için fazla büyük olan başka hayvanlar da onların menüsündeydi.

Bu av hayvanlarının çoğu, insanların adalara gelişinden sonra yok oldu. Makalenin özetinde de Karayip Tyto türlerinin neredeyse tamamının, onların avı olan memelilerle birlikte tükendiği vurgulanıyor. Oswald'ın sözleriyle Karayipler bugün hâlâ Batı Yarımküre'nin en zengin peçeli baykuş çeşitliliğine sahip, ama bu "eskiden orada olanın çok küçük bir yüzdesi."

Hispaniola'da yeni bir sayfa

Hikâye bitmiş de değil. Bültene göre Hispaniola adasında modern Amerika peçeli baykuşu ilk kez 1900'lerin ortasında görüldü. Adanın eski dev baykuşu, büyük olasılıkla insanların yok ettiği 10 hutia türü gibi iri avlarla besleniyordu. Yeni gelen ise daha küçük avlarla yetinir görünüyor. Bunların arasında, insanlarla birlikte okyanusu aşıp adaya yerleşen istilacı sıçanlar da olabilir.

Sırada ne var?

Çalışmanın yazarları, sonucun yalnızca baykuşları ilgilendirmediğini düşünüyor. Makalenin özetine göre bulgular, adaların hem bazı kıta soyları için bir çeşitlilik kaynağı, hem de dış etkilere karşı kırılgan, benzersiz soyları saklayan birer "müze" olabileceğini gösteriyor. Ancak bu tablonun büyük kısmı, artık yaşamayan türlerin kemiklerinden ve müze çekmecelerindeki örneklerden kuruldu. Geçişin tam olarak ne zaman ve kaç kez yaşandığı, fosil kaydındaki boşluklar nedeniyle hâlâ geniş bir zaman aralığı içinde duruyor.

Açık kalan en büyük sorulardan biri ise şu: Bugün Karayipler'de ve Galapagos'ta yaşayan, genetik olarak farklı olduğu artık bilinen küçük baykuş toplulukları, ataları gibi sessizce kaybolmadan önce yeterince ilgi görecek mi? Catesby'nin geminin üzerinde gördüğü yorgun baykuşun torunları, bu kez okyanusu değil, kendi adalarındaki değişimi atlatmak zorunda.

Fotoğraf: Dannymoore1973Minor edits made by Subsidiary account, CC0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

49,7955,5266,44İstanbul16°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiAdını sen seçseydin ne olurdu?Adını sana sormadan koydular. Altı soruda kendi seçimini yapıyorsun — anlamıyla birlikte.
Günün burcuAkrepBugün duygusal enerjiniz yüksek ve içsel sezgileriniz sizi yönlendirecek. Aşk hayatınızda sıcak ve…

Günün sorusu

Çanakkale Boğazı hangi iki denizi birbirine bağlar?

Haftanın düellosu
Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →