Kimsenin Görmediği Mesai
Bir sohbet ağı kendi kendine ayakta durmaz. Kapıyı çalan istenmeyen misafirler, sabah ilk bakış, cevap bekleyen mesajlar ve kimsenin fark etmediği küçük işler üzerine.
Bir sohbet ağına dışarıdan bakan biri şunu görür: bir oda, birkaç kişi, akan satırlar. Her akşam açık, her sabah yerinde. Sanki kendi kendine çalışıyormuş gibi. Öyle değil, ama öyle görünmesi gerekiyor. Bu işin tuhaf tarafı da bu.
İyi gün, hiçbir şey olmayan gün
Yıllar içinde bir şey öğrendim: bu işte iyi geçen gün, kimsenin bir şey fark etmediği gündür. Kimse "bugün her şey çalışıyordu" demez. İnsan yalnızca bozulanı görür. Bir kapı açılmadığında, bir mesaj gitmediğinde, oda tuhaf bir şeyle dolduğunda fark edilir.
Bu yüzden emeğin büyük kısmı, bir şeyin olmamasına harcanıyor. Olmayan bir şeyi göstermenin de bir yolu yok.
Kapıyı çalanlar
Açık bir sohbet ağının kapısını her gün birileri çalıyor. Çoğu konuşmak için gelen insanlar. Bir kısmı ise insan bile değil: bir odaya girip reklam bırakan, bir bağlantı yapıştırıp kaçan, aynı cümleyi aynı anda onlarca odaya yazmak isteyen programlar. Bir kısmı da insan, ama niyeti konuşmak değil.
Bunları kapıda tutmak, gelen misafiri kapıda bekletmeden yapılmalı. İşin zor tarafı bu. Herkesi durdurup kimlik sormak kolay; kimseyi rahatsız etmeden yalnızca kötü niyetliyi ayırmak zor. Nasıl yaptığımızı burada anlatmayacağım, ama her gün bununla uğraşıldığını bilmeni isterim. Odada reklam görmüyorsan, birileri o reklamı senden önce görmüş demektir.
Sabah ilk bakış
Sohbet gece kapanmıyor, dolayısıyla dikkat de kapanamıyor. Gecenin dördünde biri odaya girip herkese sataşmaya başlayabilir. Sabah olunca "dün gece neler olmuş" diye bakmak bir alışkanlık hâline geliyor. Çoğu sabah hiçbir şey olmamış oluyor. Ama bakmazsan, olmuş olduğu sabahı kaçırırsın.
Bu nöbeti tek başıma tutmuyorum, bunu da söylemem lazım. Odalarda gönüllü olarak göz kulak olan insanlar var. Onlardan ayrıca bahsedeceğim; şimdilik şu kadarını söyleyeyim: gece rahat geçtiyse, bunun bir sebebi onlardır.
Cevap bekleyen mesajlar
Görünmeyen işin daha sakin bir yüzü de var. Şifresini unutan biri yazıyor. Yıllar önce kaydettiği nick'e nasıl döneceğini soran biri yazıyor. Sesli mesajın nasıl gönderildiğini soran biri yazıyor. Her biri küçük bir iş. Hepsi bir araya gelince bir günün azımsanmayacak bir parçası.
Bu mesajların her birine cevap vermeye çalışıyorum. Bazen hemen, bazen bir iki gün sonra. Çünkü bu mesajları yazanların çoğu yalnızca bir kez yazar. Cevap alamazsa ikinci kez yazmaz, sessizce gider. Bazen bir mesajın cevabı tek bir cümledir; bazen birinin hesabına yeniden kavuşması için yarım saat uğraşmak gerekir. İkisi de aynı özeni hak ediyor.
Sessiz kalmanın zorluğu
Bu işin bir de iç tarafı var. Bir sorunu çözdüğünde bunu kimseye anlatamazsın. Anlatsan, "demek böyle bir sorun varmış" diye endişelenenler olur. Anlatmasan, yaptığın iş hiç yapılmamış gibi kalır. Çoğu zaman ikincisini seçiyorum.
Bazen bir gece saatlerce bir şeyle uğraşıyorum ve sabah odaya giren hiç kimse bunun farkına varmıyor. İlk yıllarda bu beni biraz üzerdi. Şimdi tam tersine, işin doğru yapıldığının işareti olarak görüyorum. Kimse fark etmediyse kimse etkilenmedi demektir. Bu işte alabileceğin en güzel karşılık, sessizlik.
Arka odadaki düzen
Bir de kimsenin hiç sormadığı işler var. Her gece alınan yedekler. Dolup taşmaması gereken bir depo. Vakti gelmeden yenilenmesi gereken bir şey. Radyonun gece yarısından sonra da çalmaya devam etmesi. Bunların hiçbiri bir yazıya konu olacak kadar ilginç değil. Ama biri unutulursa, bir sabah herkes onu konuşur.
Buna bakım deniyor ve bakım kimsenin alkışlamadığı bir iştir. Bir apartmanın kapıcısını, kapının açılmadığı güne kadar kimse düşünmez. Kaloriferin yandığı, merdivenin temiz olduğu, ışığın çalıştığı günler birbirine benzer ve hiçbiri hatırlanmaz. Hatırlanan tek gün, bir şeyin aksadığı gündür.
Neden anlatıyorum
Bu yazıyı teşekkür beklemek için yazmadım, bunu açıkça söyleyeyim. Yazdım, çünkü bazen "ortada bir şey değişmiyor, ne yapıyorsunuz" diye soruluyor ve cevabı görünmüyor. Cevap şu: değişmemesi için uğraşıyoruz.
Bir sohbet ağı yirmi sekiz yıl ayakta kalıyorsa, bunun sebebi büyük kararlar değil. Her gün yapılan, kimsenin görmediği küçük işler. Bir oda temizse, biri onu temiz tutuyordur.
Bu akşam odaya girdiğinde her şey yerindeyse, işin görünmeyen kısmı yapılmış demektir. Görünmemesi de zaten bunun kanıtı.