Atacama'da çiçekli çöl: yağmuru bekleyen tohum bankası uyandı
Dünyanın en kurak çölünde yamaçlar mor ve sarıya boyandı. Toprağın altında yıllarca uykuda bekleyen tohumları uyandıran şey, Pasifik'teki El Niño döngüsü ve olağandışı bir yağış mevsimi.
Şili'nin kuzeyinde, Santiago'nun yaklaşık 800 kilometre kuzeyindeki topraklarda yılın çoğu boyunca gözün takılacağı bir renk yoktur: taş, kum, tuz ve gri. Bu yıl aynı yamaçlar mor, sarı ve beyaz lekelerle kaplandı. Şili'nin orman kurumu CONAF'ta Atacama biyoçeşitliliğinden sorumlu olan Cesar Pizarro'nun AFP'ye aktardığına göre çiçeklenmenin yaklaşık 15 bin hektara yayılması ve en yoğun haline ekim ayında ulaşması bekleniyor.
Şililer bu manzaraya desierto florido, yani "çiçekli çöl" diyor. Kulağa bir turizm sloganı gibi geliyor ama aslında gezegenin en kurak yerinde on yıllarca süren bir bekleyişin karşılığı. Toprağın altında yatan tohumlar, yeterli yağmuru görene kadar hiçbir şey yapmıyor. Görünce de haftalar içinde bütün bir bitki örtüsü yoktan var oluyor.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Önce kuraklığın nasıl kurulduğunu anlamak gerekiyor
Atacama'nın kuraklığı tek bir nedene değil, üst üste binen üç ayrı engele dayanıyor.
- Çifte yağmur gölgesi: Çöl, doğuda And Dağları ile batıda Şili Kıyı Sıradağları arasında sıkışmış durumda. Yağmur gölgesi, nemli havanın bir dağ sırasını aşarken nemini yamaçta bırakıp karşı tarafa kupkuru inmesi demek. Atacama bunu iki yönden birden yaşıyor: Atlantik'ten gelen nem And Dağları'na, Pasifik'ten gelen nem kıyı sıradağlarına takılıyor.
- Humboldt akıntısı: Şili kıyısı boyunca güneyden kuzeye akan bu soğuk su kütlesi, üstündeki havayı soğutuyor. Soğuyan hava hem az nem taşıyor hem de yükselemiyor. Yağmur bulutu ise ancak yükselen havadan doğar. Yani okyanus hemen orada, ama yağmur üretecek makine çalışmıyor.
- Camanchaca: Soğuk denizin üstünde biriken yoğun kıyı sisi. Kara içine doğru sürüklenip bitkilerin ve likenlerin üzerinde yoğuşuyor. Kimi kıyı türü ömrünü bu sisten damlayan suyla sürdürüyor — ama sis, toprağın derinine inecek bir ıslaklık bırakmıyor.
Sonuçta çölün büyük bölümünde yıllık ortalama yağış 15 milimetre dolayında kalıyor; bazı ölçüm noktaları kayıtlara hiç yağmur geçirmemiş durumda. Karşılaştırma için: bu, İstanbul'un ortalama yıllık yağışının yüzde biri bile değil.
Toprak bir tohum bankası gibi çalışıyor
Çiçekli çölün asıl kahramanı çiçek değil, tohum. Bitkiler burada "ne zaman yağarsa" stratejisi izliyor: tohumlar sert bir kabuk ve kimyasal engellerle uykuda tutuluyor, toprakta yıllarca bozulmadan bekliyor. Botanikçiler bu birikime toprak tohum bankası diyor — bir bölgenin toprağında saklı duran, henüz çimlenmemiş tohum stoğu.
Şili Papalık Katolik Üniversitesi'nin (UC Chile) yayımladığı değerlendirmede, Ziraat ve Orman Mühendisliği Fakültesi'nden ve çöl bitkilerini otuz yıldır çalışan Ana María Mujica, tohumların "5, 7, hatta 10 yıl uykuda ya da latent halde" kalabildiğini söylüyor. Aynı derlemede Biyolojik Bilimler Fakültesi'nden María Fernanda Pérez, olgunun doğrudan yağış olaylarına bağlı olduğunu belirtiyor.
Eşik şaşırtıcı biçimde düşük: UC Chile'nin aktardığına göre çiçeklenmenin başlaması için yaklaşık 15 milimetre yağış yeterli olabiliyor; 2017'deki olayda ölçülen miktar 50 milimetre dolayındaydı. Yani çölün yıllık normalini bir defada alması, toprak altındaki stoğu harekete geçirmeye yetiyor. Bu yılki durum ise başka bir ölçekte: Pizarro'nun aktardığına göre mevsimlik yağış bazı bölgelerde 180 milimetreyi aştı ve bu, daha önce kaydedilmiş bir değer değil.

Peki neden bu yıl: El Niño nasıl işliyor
Çiçeklenme takvimini belirleyen şey Pasifik Okyanusu'nun ta kendisi. ENSO (El Niño-Güney Salınımı), tropik Pasifik'te deniz suyu sıcaklığı ile atmosfer basıncının birlikte gidip geldiği döngünün adı. Normal yıllarda ekvator boyunca esen alize rüzgârları sıcak yüzey suyunu batıya, Asya tarafına doğru yığar; Güney Amerika kıyısında ise derinden soğuk su yükselir.
El Niño evresinde bu rüzgârlar zayıflar, hatta yön değiştirir. Sıcak su kütlesi doğuya, Şili ve Peru kıyılarına doğru yayılır. Isınan yüzey, üstündeki havayı yükseltir; Humboldt'un kurduğu "yükselme yok, yağmur yok" düzeni geçici olarak bozulur. Aynı anda üst atmosferdeki akım kuşakları güneye kayar ve normalde çölün epey güneyinde kalan yağış sistemleri Atacama'nın üzerine düşer. Pizarro'ya göre bu yılki El Niño'nun kırk yılın en güçlüsü olması bekleniyor.
Buradaki ikilik de görmezden gelinemiyor. Aynı yağmurlar temmuz ayında Şili'nin kuzeyinde ağır maddi zarara yol açtı; yaklaşık 4 bin konut yıkıldı ya da ciddi biçimde hasar gördü. Pizarro'nun sözleri bu gerilimi özetliyor: "Birçok yerde yol açtığı etkiler konusunda büyük endişe olsa da, aynı zamanda yaşam da üretiyor."
Ne açıyor, ne kadar sürüyor
CONAF'ın aktardığı sayıya göre olayda yaklaşık 200 bitki türü rol alıyor. En bilinenleri arasında yerel adıyla pata de guanaco (guanako ayağı) diye anılan Cistanthe cinsi, kıyı çölüne büyük ölçüde özgü olan Nolana'lar ve añañuca adı verilen soğanlı türler var. UC Chile'nin derlemesinde bölge florasının bütünü için 1.893 tür sayısı veriliyor; bunların yüzde 58'i yalnızca Şili'de bulunuyor.
Çiçeklenme sanıldığı kadar düzenli de değil. Aynı kaynağa göre Copiapó ve Huasco çevresinde kırk yıl içinde yaklaşık 15 çiçeklenme olayı kaydedilmiş — yani ortalama iki-üç yılda bir, ama düzensiz aralıklarla ve çok farklı şiddetlerde. "Her beş yılda bir olur" gibi temiz bir kural yok; olgunun kendisi Pasifik'in kaprisine bağlı.
Pizarro'nun vurguladığı ayrım da önemli: "Yağmur yağınca çiçek açan birkaç çöl var, ama buradaki alan genişliği ve tür çeşitliliği benzersiz." Kaliforniya'nın superbloom'u ya da Namib'in yağmur sonrası yeşillenmesi de benzer mantıkla çalışır; Atacama'yı ayıran, hem kapladığı alan hem de tohum bankasının derinliği.
Görmeye gelen kalabalık ve ticareti yapılan kaktüs
Çiçeklenen çöl aynı zamanda bir baskı kaynağı. UC Chile'nin derlemesinde sayılan tehditler arasında yol dışına çıkan araçlar, toprağın sıkışması ve aşınması, madencilik ve otlatma var. Bölgeye özgü Copiapoa kaktüsleri ise ayrı bir sorunla karşı karşıya: dar bir alanda yaşıyorlar ve yasa dışı ticarete konu oluyorlar. Aynı kaynağa göre Avrupa ve Asya pazarlarında bir bitki 500 ila 1.500 dolar arasında alıcı buluyor. Yavaş büyüyen, on yıllarla ölçülen ömürlere sahip bir tür için bu, yerine konması neredeyse imkânsız bir kayıp.
Pizarro'nun deyişiyle çiçekli çöl Şili için "bir gurur kaynağı ve mirasın parçası". Mirasın korunması, ziyaretin nasıl yapıldığına bağlı: CONAF çiçeklenme dönemlerinde belirli patikalar ve kapalı alanlar tanımlıyor, çünkü ezilen bir çimlenme alanı yalnız o yılın çiçeğini değil, gelecek on yılın tohum stoğunu da götürüyor.
Cevabı bilinmeyen kısım
En merak edilen soru da en belirsiz olanı: iklim değişikliği bu olguya ne yapacak? İki yönlü bir ihtimal var. Güçlü El Niño olayları sıklaşır ya da şiddetlenirse çiçeklenme daha sık görülebilir; buna karşılık bölgenin genel kuruma eğilimi, aradaki uzun kurak dönemleri daha da sertleştirip tohum bankasını tüketebilir. Bir tohum sonsuza kadar beklemiyor; canlılığı zamanla düşüyor.
Bu nedenle bu yılki çiçeklenme, bilim açısından bir manzaradan fazlası. Kaç türün çıktığı, hangi yamaçlarda çimlenmenin daha yoğun olduğu, kaç yıl önceki tohumların uyandığı, toprağın altındaki hafızanın ne kadar dolu olduğunu gösterecek. Ekimde çiçekler solduktan sonra geriye kalan asıl soru şu: bu tohum bankası bir sonraki yağmuru beklemeye kaç tohumla devam edecek?
Fotoğraf: Pato Novoa from Valparaíso, Chile, CC BY 2.0, Wikimedia Commons