Jane Austen'ın balo salonunun altından Roma banliyösü çıktı
Bath'taki Assembly Rooms'un döşemesi onarım için kaldırılınca altından Roma dönemine ait hendekler ve günlük hayat nesneleri çıktı. Kentin kuzeyi haritada boştu.
Bath'ın kuzeyinde, 1771'de açılan bir balo salonunun döşemesi onarım için kaldırıldığında altından beklenmedik bir şey çıktı: toprağa kazılmış bir hendek ağı ve içinde, yüzyıllardır kimsenin dokunmadığı kırık çanak parçaları, cam kap kalıntıları, hayvan kemikleri. Üstünde bir zamanlar menüet dans edilen zemin, Roma döneminden kalma sıradan bir mahalleyi kapak gibi örtmüş.
Bath Assembly Rooms — Jane Austen'ın Bath'ta geçen romanlarına sahne olan, bugün National Trust'ın işlettiği yapı — 20 milyon sterlinlik kapsamlı bir onarımdan geçiyor ve 2027'de yeniden açılması bekleniyor. Onarım sırasında arkeolojik çalışmayı yürüten Wessex Archaeology ekibi, binanın altında Roma dönemine ait buluntulara ulaştı. Bulgular, İngiltere'nin en ünlü Roma kentinin haritasında yıllardır boş duran bir bölgeyi doldurmaya aday.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Neden tam da burası boştu?
Bath, Roma döneminde Aquae Sulis adını taşıyordu — kabaca “Sulis'in suları” demek. Kentin çekirdeği bilinir: sıcak kaynağın üzerine kurulan hamam yapıları ve tapınak alanı, surlarla çevrili yaklaşık 9 hektarlık küçük bir çekirdek. Ama o çekirdeğin dışında kimin, nasıl yaşadığı büyük ölçüde karanlıkta kalmıştı.
Sebep arkeolojik değil, mimari: Bath'ın kuzeyi baştan aşağı 18. yüzyıl Georgian yapılarıyla kaplı ve bu yapılar koruma altında. Yani modern bir inşaat kazısının toprağı açıp altındakini görünür kılması neredeyse hiç olmuyor. Assembly Rooms onarımı, bu kapalı kapıyı aralayan ender fırsatlardan biri oldu.
İşin ilginç yanı, binayı yapanların Roma katmanını farkında olmadan korumuş olması. Georgian ustalar derin temel kazmak yerine zemindeki kalın kil tabakasının taşıma gücüne güvenmiş. Sonuç: iki yüzyıldan fazla süredir hendekler olduğu gibi duruyordu.
Hendeklerden çıkanlar
PA ajansına konuşan Wessex Archaeology'den Marek Lewcun'un aktardığına göre buluntular günlük hayata ait, gösterişsiz nesneler:
- Yaklaşık 60 parça Roma seramiği
- Cam kap kırıkları
- Hayvan kemikleri — yani mutfak artığı
- Çatı kiremidi parçaları
- Roma sikkeleri
- Bir kireçtaşı tessera — mozaik döşemeyi oluşturan küçük taş küplerden biri; yakınlarda mozaikli bir zemin bulunduğuna işaret edebilir
- Kemikten bir iğne; saç tokası ya da giysi tutturucusu olarak kullanılmış olabilir
- Bir miğfer parçası
Lewcun bulguyu şöyle özetliyor: “Bilgimizde bir boşluk vardı, bu onu doldurmaya yardım ediyor.” Ona göre burada yaşayanlar kentin görkemli merkezindeki tapınak görevlileri değil, “sıradan insanlar”dı: çanak çömlek ve ekmek satan dükkânların müşterileri. Lewcun, bu yerleşiklerin zamanla “Roma imparatorluğunun dört bir yanından gelenlerle kaynaştığını” söylüyor.
Burada temkinli olmakta fayda var. Bir miğfer parçası tek başına orada bir birlik yaşadığını kanıtlamaz; nesneler taşınır, kırılır, çöp hendeğine atılır. Hendeklerin kendisinin de ne işe yaradığı — tarla sınırı mı, su tahliyesi mi, avlu ayırıcı mı — kaynaklarda kesinleştirilmiş değil. Bulgunun asıl ağırlığı tek bir nesnede değil, malzemenin bütününde: burada uzun süre yaşanmış.
Sulis, Minerva ve suya atılan dilekler
Aquae Sulis'in merkezinde bir kaplıca kültü vardı. Sulis yerli Britanya tanrıçasıydı; Romalılar onu kendi tanrıçaları Minerva ile özdeşleştirip Sulis Minerva adını kullandılar. Bu, Roma'nın alışıldık yöntemiydi: yerel tanrıyı silmek yerine kendi panteonundaki en yakın karşılığıyla eşleştirmek.

Tapınağın kutsal kaynağından bugüne kalan en çarpıcı malzeme, kurşun levhalara kazınmış yaklaşık 130 adet defixio, yani “beddua tableti”. İnsanlar çalınan bir pelerinin ya da bir avuç sikkenin hesabını tanrıçadan soruyor, kaybettikleri eşyanın peşine düşmesini istiyordu. Bu koleksiyon 2014'te UNESCO'nun Birleşik Krallık Dünya Belleği listesine alındı. Tabletler, arkeolojinin nadiren yakaladığı bir şeyi veriyor: sıradan insanın kendi cümleleri.
Roma kentinin çeperinde yaşamak
Roma kentleri sur içiyle bitmezdi. Surdan çıkan ana yolların iki yanında dükkânlar, atölyeler, hanlar ve evler şerit halinde uzar; buna arkeolojide “şerit yerleşim” denir. Bath'ta bu şerit, kuzeye giden yol boyunca — bugünkü Walcot yönünde — uzanıyordu. Assembly Rooms tam da bu koridorun üzerinde duruyor.
Bir başka kural daha vardı: ölüler kent içine gömülmezdi. Roma hukuku mezarlıkları sur dışına, çoğunlukla da yol kenarlarına iterdi. Bu yüzden bir Roma kentine yaklaşan yolcunun gördüğü ilk şey genellikle mezar anıtları olurdu. Aquae Sulis'te de mezarlıklar kuzey yolu boyunca, yerleşim şeridinin ötesinde yer alıyordu.
Pamukkale'den tanıdık bir düzen
Aynı düzeni Anadolu'da çok daha büyük ölçekte görmek mümkün. Denizli'deki Hierapolis de bir kaplıca kentiydi; sıcak sularının en az MÖ 2. yüzyıldan beri şifa amacıyla kullanıldığı biliniyor. Orada da yeraltından yükselen buhar ve gaz kutsal sayılmış, Ploutonion adı verilen kapı bir kült merkezine dönüşmüştü. Ve orada da mezarlık kent dışındaydı: Hierapolis nekropolü, kuzeyde Tripolis ve Sardes'e, güneyde Laodikeia ve Kolossai'ye giden yollar boyunca 2 kilometreden uzun bir şerit halinde uzanıyor, yaklaşık 1.200 mezar barındırıyor. Hierapolis-Pamukkale 1988'de UNESCO Dünya Mirası listesine girdi.
İki kenti karşılaştırmak, Bath'ın ölçeğini yerli yerine oturtuyor.
| Aquae Sulis (Bath) | Sur içi yaklaşık 9,3 hektar; tapınak ve hamam çekirdeği; kutsal kaynaktan ~130 beddua tableti |
|---|---|
| Hierapolis (Pamukkale) | Kaplıca kullanımı en az MÖ 2. yüzyıla uzanıyor; kent dışında 2 km'yi aşan nekropol, ~1.200 mezar |
Verilerin kaynağı: Aquae Sulis için Wessex Archaeology açıklaması ve kent üzerine yayımlanmış derlemeler; Hierapolis için UNESCO Dünya Mirası kaydı.
Sırada ne var
Wessex Archaeology ekibi, benzer kalıntıların komşu Georgian binaların ve sokakların altında da durduğunu düşünüyor. Ama o kalıntılara ulaşmanın tek yolu, yine bir onarım projesinin zemini açması. Yani Bath'ın Roma dönemi haritası, ancak 18. yüzyıl binalarının bakım takvimi izin verdikçe tamamlanacak — arkeolojinin belki de en yavaş çalışan takvimi.
Buluntular şimdi National Trust'a devrediliyor; 2027'deki yeniden açılışta sergilenmeleri planlanıyor. Asıl merak edilen soru ise elde kalıyor: tapınağa şifa ya da adalet aramaya gelen hacılarla, onların yolunun kenarında ekmek ve çanak satarak yaşayan bu insanlar birbirine ne kadar karışmıştı? Kentin görkemli yüzü çoktan kazıldı; sıradan yüzü hâlâ balo salonlarının altında bekliyor.
Fotoğraf: Diliff, CC BY 2.5, Wikimedia Commons