Ortaçağ Trondheim'ında koku önlemi solucanı yaydı
Norveç'te Trondheim'ın ortaçağ atık düzeni kokuyu şehirden uzaklaştırdı ama latrin atığı gübreye karışınca yuvarlak solucan yayıldı. Bulgu ve sınırı.

Ortaçağ şehrinde pis kokunun hastalık getirdiğine inanılıyordu. Norveç'teki Trondheim'da yöneticiler de buna göre davrandı ve kokan latrin atığını şehir merkezinden çıkarttı. Niyet temizlikti. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (NTNU) Üniversite Müzesi'nden araştırmacılara göre sonuç tersi oldu: nüfusun neredeyse tamamı yuvarlak solucan (Ascaris) ile enfekte hale geldi.
Bulgu, 1000-1600 yılları arasında Trondheim'daki sağlık ve hijyen uygulamalarını inceleyen MedHeal600 (Ortaçağ Kent Sağlığı) projesinden çıktı. Sağlık hizmetinin bireyin sorunundan kamunun sorumluluğuna dönüşmesini izleyen bu çalışma, iyi niyetli bir önlemin beklenmedik bir yan etkiyle nasıl sonuçlanabildiğini gösteriyor. Aşağıda bulguyu, dayandığı yöntemi ve neyin henüz kesin olmadığını anlatıyorum.
Önlem neydi, neden alındı?
Yüksek Ortaçağ'da (1130-1350) yaygın görüş, kötü kokunun hastalığa yol açtığıydı. Bu görüşe miazma kuramı deniyor. Projeden Elisabeth Forrestad Swensen, doktora çalışmasında Trondheim'ın su ve atık yönetimini inceledi. Haberdeki anlatıma göre şehir yönetimi, kokan latrin atığının şehir merkezinin dışındaki çukurlara taşınmasını emretti.
Daha önce, şehir sınırları içindeki atık çukurlarında koku odun talaşı ve odun yongasıyla bastırılıyordu. Bu malzeme yapı işlerinin yan ürünüydü. Makaleye göre 13. yüzyılın sonlarına doğru yapı faaliyeti azalınca talaş kıtlaştı. Haber, bunu 1257'de Endonezya'da yaşanan yanardağ patlamasının iklim üzerindeki etkisine bağlıyor. Talaş azalıp koku artınca atık şehir dışına çıkarıldı.
Neden ters tepti?
Swensen'in aktardığı mekanizma şöyle: Şehir dışına taşınan latrin atığı gübreye karıştırıldı. Yuvarlak solucan gübrede özellikle iyi gelişiyor. Gübre, şehrin gıda yetiştirilen tarım arazilerine serpildi ve parazit gıda zincirine girdi. Swensen'in sözleriyle, latrinlerin içeriğinin analizi "nüfusun neredeyse tamamının yuvarlak solucanla enfekte olduğunu" ortaya koyuyor.
Swensen önlemler hakkında şunu söylüyor: Önlemler "açık, olumlu niyetlerle alındı; ancak hepsi pratikte aynı derecede etkili olmadı".
| Dönem | Gelişme |
|---|---|
| 1130-1350 | Yüksek Ortaçağ: kokan latrin atığının şehir dışına taşınması kararı |
| 1257 | Endonezya'daki yanardağ patlaması; haberde, 13. yüzyıl sonu talaş kıtlığının kaynağı olarak anılıyor |
| 1274-1276 | Magnus Kanunu ve şehir yasası: sağlık ve atık yönetimi kamunun sorumluluğu sayılmaya başlandı |
| 1349 | Veba Norveç'e ulaştı |
Tablodaki veriler, NTNU'dan Idun Haugan'ın kaleme aldığı habere dayanıyor.
İki mezarlık, iki ayrı hayat
Projenin ikinci kolu iskeletlere baktı. Araştırmacılar, biri şehrin merkezinde Trondheim Halk Kütüphanesi'nin altında, diğeri çeperde SpareBank 1 binasının altında olan iki ortaçağ mezarlığından çıkan kalıntıları karşılaştırdı. Haberdeki anlatıma göre merkezdeki tüccarların beslenmesi çeşitliydi ve deniz ürünlerini de içeriyordu. Çeperde yaşayan zanaatkârların beslenmesi daha tekdüzeydi, çocuk ölümleri daha sıktı. Makale, çocukluk ve ergenlikte fizyolojik stres izlerinin yarıdan çok fazla kişide görüldüğünü de aktarıyor. Haberin görsel altyazısı ise nüfusun yüzde 60-70'inin bağışıklığı zayıflatacak kadar yetersiz beslendiğini belirtiyor.
Yani yuvarlak solucan enfeksiyonu, yoksulluk ve yetersiz beslenmeyle birlikte okunmalı. Ancak bu üçünün birbirini nasıl etkilediği, haberde ayrıntılı verilmiyor.
Sınırlar: neler bilmiyoruz?
- Enfeksiyon kanıtı iskeletlerden değil, latrin içeriğinin analizinden geliyor. "Nüfusun neredeyse tamamı" ifadesi bu çalışmanın yorumu. Her bireyin enfekte olduğu tek tek gösterilmedi.
- Bu yazı için temel alınan kaynak, üniversitenin tanıtım haberi. Swensen'in doktora tezindeki ham sayılar, örnek adedi ve yöntem ayrıntıları haberde yok. Bu yüzden enfeksiyon oranını bir rakamla veremiyorum.
- Haber, atığın şehir dışına çıkarılmasının sonradan bulaşma riskini azalttığını söylüyor. Yani aynı uygulama farklı aşamalarda farklı sonuç doğurmuş olabilir. Bunun ayrıntısı elimizdeki metinde açılmıyor.
Geniş resim: kasvetli bir yüzyıl mı?
Proje, ortaçağ sonunun "çöküş" olarak anlatılmasını da sorguluyor. Erik Opsahl'a göre geç Ortaçağ'ın "özellikle kötü bir şöhreti var ve Kara Ölüm uzun bir gerilemenin sorumlusu sayılmış". Norveç'in nüfusu 1340 dolayında yaklaşık 500 bin iken 16. yüzyıl başında yaklaşık 200 bine düşmüştü. Axel Christophersen ise toplumun bu hastalıkları tanıdığını ve yetkililerin yayılmayı sınırlamak için önlem aldığını vurguluyor. Ona göre 13. yüzyılın ikinci yarısında Trondheim'a göç de durgunlaşmış görünüyor.
Bu çalışma, projenin ortak ürünü olan "Health in Medieval Urban Trondheim: From Individual to Communal Responsibility AD 1000-1600" kitabında geniş biçimde ele alınıyor. Kitabın editörleri Opsahl, Christophersen ve James Barrett.
Açık soru
Latrin atığıyla gübrenin bu kadar yaygın karıştığı bir düzende, ortaçağ yöneticileri bulaşma yolunu fark edebilir miydi? Elimizdeki kaynaklar bunu yanıtlamıyor. Soruya cevap, tezin ve kitabın ayrıntılı verilerinde saklı olabilir; o veriler yayımlandıkça bulgunun gücü de daha net ölçülebilecek.
Fotoğraf: CDC/ Dr. Mae Melvin, Public domain, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/ortacag-trondheim-latrin-gubre-yuvarlak-solucan.html — Yazdırma tarihi:



















