Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun! 29 Ekim 1923Yazıyı oku →
Teknoloji

Beta Pictoris'in kedi kuyruğu: İki cüce gezegenin çarpışmasından kalan kapkara toz

63 ışık yılı ötedeki genç Beta Pictoris'te Webb'in kızılötesinde bulduğu toz kuyruğunu Hubble ilk kez görünür ışıkta yakaladı. Kuyruk, iki cüce gezegenin çarpışmasından kalan karbonlu tozdan oluşuyor.

29 Ekim 20268 dk okuma
Beta Pictoris'in kedi kuyruğu: İki cüce gezegenin çarpışmasından kalan kapkara toz

Gökbilimcilerin hesabına göre, bundan yalnızca 100-200 yıl kadar önce, 63 ışık yılı ötedeki genç bir yıldızın çevresinde iki buzlu cisim çarpıştı. Her birinin kütlesi en az Ceres kadardı. Çarpışmadan geriye, yıldızın toz diskinden yukarı doğru kıvrılan ince bir şerit kaldı. Gökbilimciler ona biçiminden ötürü “kedi kuyruğu” (Cat's Tail) adını verdi. Bu şerit 2024'te yalnız kızılötesinde görülebiliyordu. Hubble Uzay Teleskobu şimdi onu ilk kez görünür ışıkta da yakaladı ve şeridin neden bu kadar zor göründüğünü de ortaya koydu: Kuyruk neredeyse tamamen ışığı yutan, karbon zengini koyu tozdan oluşuyor.

Bulgunun önemi şurada: Gezegenler, küçük kaya ve buz parçalarının milyonlarca yıl boyunca birbirine çarpıp kaynaşmasıyla oluşur. Güneş Sistemi'nin bu çalkantılı gençlik dönemi çoktan geride kaldı. Onu ancak bugün kalan izlerden, kraterlerden ve göktaşlarından geriye doğru okuyabiliyoruz. Beta Pictoris ise bu süreci şu anda yaşayan, yakın ve elverişli bir açıdan görülen bir sistem. Orada büyük bir çarpışmanın taze enkazını izlemek, gezegen oluşumunu kitaptan değil sahadan öğrenmek gibi.

Ressam takımyıldızındaki bebek yıldız

Beta Pictoris, güney gökyüzündeki Ressam (Pictor) takımyıldızında, bizden 19,8 parsek yani yaklaşık 63 ışık yılı uzakta duran, Güneş'ten daha sıcak ve parlak bir yıldız. Yeni çalışmanın kullandığı yaş tahmini yaklaşık 18,5 milyon yıl. Güneş'in yaşı ise yaklaşık 4,6 milyar yıl. Güneş'i 46 yaşında bir insan sayarsak, Beta Pictoris iki aylık bir bebek kadar.

Bu yıldızın gökbilimdeki yeri eski. NASA'nın aktardığına göre Beta Pictoris, 1984'te çevresinde ışığı saçan parlak bir toz ve enkaz diski bulunan ilk yıldız oldu. Disk bize kenarından görünüyor; yani onu tepeden bir plak gibi değil, yan tutulmuş bir tabak gibi ince bir çizgi hâlinde izliyoruz. Diskin içinde dev gezegenler de var: Beta Pictoris b 2009'da doğrudan görüntülendi, ardından daha içerideki Beta Pictoris c bulundu. Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) ise 2026'da, Çok Büyük Teleskop'un (VLT) ERIS aygıtıyla üçüncü bir gezegeni, Jüpiter'in yaklaşık 2,4 katı kütleli olduğu tahmin edilen Beta Pictoris d'yi duyurdu.

ESO'nun VLT görüntüsünde Beta Pictoris d (okla gösterilen) ve solda parlak Beta Pictoris b; yatay bant kenarından görülen enkaz diski
ESO'nun VLT görüntüsünde Beta Pictoris d (okla gösterilen) ve solda parlak Beta Pictoris b; yatay bant kenarından görülen enkaz diski — ESO/B. Sutlieff, M. Bonse et al., CC BY 4.0 (Wikimedia Commons)

Enkaz diski nedir, nasıl görülür?

Genç yıldızların çevresinde önce gaz ve tozdan oluşan bir doğum diski bulunur. Gaz dağıldıktan sonra geriye kalan toz kuşağına enkaz diski denir. Buradaki ince tozun ömrü kısadır: Yıldız ışığının basıncı en küçük taneleri dışarı iter, bir kısmı da zamanla yıldıza doğru sürüklenir. Bu nedenle bir yıldızın çevresinde bugün toz görüyorsak, birilerinin onu sürekli yeniden üretiyor olması gerekir. Bu üretimi yapan da gezegen oluşumundan artakalan cisimlerin, gezegenimsilerin, birbirine çarpıp öğütülmesidir.

Böyle bir diski görmenin iki yolu var. Birincisi saçılan ışık: Toz taneleri yıldızın görünür ışığını bir sis gibi her yöne yansıtır. Yıldızın kendisi bu sönük parıltıyı bastıracak kadar parlak olduğu için teleskop, koronagraf denen bir maskeyle yıldızın görüntüsünü örter. Hubble'ın STIS aygıtı bunu yapıyor. İkinci yol ısıl ışıma: Taneler yıldız ışığını soğurup ısınır ve orta kızılötesinde kendi ışıklarını yayar. James Webb Uzay Teleskobu'nun MIRI aygıtı bu ışımayı görür. Kedi kuyruğunun hikâyesi tam olarak bu iki yolun farkında saklı. Koyu bir tane az ışık yansıtır ama çok ışık soğurur. Yani görünür ışıkta silik kalırken kızılötesinde parlar.

Webb'in 2024'te bulduğu kıvrım

Kuyruğu ilk fark eden, İspanya'daki Astrobiyoloji Merkezi'nden (Centro de Astrobiología) Isabel Rebollido'nun yürüttüğü ekip oldu. Ekip, Webb'in NIRCam ve MIRI aygıtlarıyla aldığı görüntüleri Ocak 2024'te New Orleans'taki Amerikan Astronomi Derneği'nin 243. toplantısında sundu. Görüntülerde ana diskin yanında, ona yaklaşık 5 derece eğik duran ve daha sıcak olan ikinci bir disk ile bu ikinci diskin güneybatı ucundan dışarı kıvrılan bir toz kolu vardı. Kol yalnız MIRI verisinde görünüyordu. NASA'nın açıklamasına göre yapı yaklaşık 16 milyar kilometreye yayılıyordu ve içindeki toz miktarı, büyük bir asteroit kuşağı cisminin öğütülüp dağıtılmasına denk geliyordu. Ekibin modeli, yaklaşık yüz yıl önceki bir çarpışmaya işaret ediyordu.

Rebollido, NASA'nın duyurusunda bu dalga boyu aralığında daha önce yerden de gözlem yapıldığını, ama o gözlemlerin bugün Webb'le elde edilen duyarlılığa ve ayrıntıya sahip olmadığını belirtmişti. Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü'nün (STScI) yayımladığı animasyon, kuyruğun bir çarpışmayla nasıl oluşmuş olabileceğini canlandırıyor:

Hubble'ın 14 yıllık bakışı

Yeni çalışmayı Arizona Üniversitesi Ay ve Gezegen Laboratuvarı'nda doktora öğrencisi olan Arin Avsar yönetti. Ekipte Arizona'dan Kevin Wagner ve Daniel Apai'nin yanında kuyruğu ilk bulan Rebollido da var. Makale The Astrophysical Journal Letters'ta yayımlanmak üzere kabul edildi. Ekip, Hubble'ın STIS koronagrafıyla 2012 ile 2025 arasında altı ayrı dönemde alınmış görüntüleri birleştirdi. Toplam pozlama süresi 10 bin saniyeyi aşıyor. Bu derinlik gerekliydi, çünkü kuyruğun görünür ışıktaki parıltısı, Webb'in 15,5 mikronda gördüğü parıltının yalnızca binde 1 ile 4'ü kadar.

Hubble'ın STIS aygıtıyla 1997 ve 2012'de çekilmiş görüntülerde kenarından görülen Beta Pictoris diski; yıldızın ışığı koronagrafla örtülmüş
Hubble'ın STIS aygıtıyla 1997 ve 2012'de çekilmiş görüntülerde kenarından görülen Beta Pictoris diski; yıldızın ışığı koronagrafla örtülmüş — NASA, ESA, and D. Apai and G. Schneider (University of Arizona), CC BY 4.0 (Wikimedia Commons)

Avsar, Universe Today'e yaptığı açıklamada kuyruğun büyük cisimler arasındaki bir çarpışmanın ardından kaldığının düşünüldüğünü söyledi ve bir benzetme ekledi: “Plüton gibi bir şey düşünün.” Kuyruğun görünür ışıkta bugüne dek gizlenebilmesini de bileşimine bağladı: Avsar'a göre tozun neredeyse tamamı “organik refrakter” denen, ağırlıkla karbona dayalı bir maddeden oluşuyor. Uzun karbon zincirleri görünür ışığı yuttuğu için taneler oldukça kara. Burada “organik” sözcüğü canlılıkla değil, karbon temelli bileşiklerle ilgili. “Refrakter” ise kolay buharlaşmayan, ısıya dayanıklı anlamına geliyor.

Modellere göre tanelerin yüzde 85-99'u bu karbonlu maddeden, yalnızca yüzde 1-15'i silikattan oluşuyor. Gözeneklilik de 0,55 ile 0,93 arasında; yani bir tanenin hacminin yarısından fazlası, hatta onda dokuzu boşluk. Bunu sıkıştırılmış bir kar tanesine ya da süngere benzetebiliriz. Çalışmanın ortak yazarı Kevin Wagner, Universe Today'e bu süngerimsi yapının olası bir açıklamasını verdi: Çarpışmadaki hızlar o kadar yüksek olmuş olabilir ki karbon taneleri buharlaşıp gaza dönmüş, sonra soğurken yeniden yoğuşmuş ve bu yüzden bu kadar gözenekli kalmış.

Peki kuyruk neden neredeyse yalnızca karbonlu tozdan oluşuyor, kayaç tozu nerede? Makaledeki olası açıklamalardan biri ışık basıncı. Çok gözenekli ve koyu taneler yıldız ışığının itişine karşı o kadar hafif ki, bu itiş yıldızın kütleçekimini aşıyor ve taneleri açık yörüngelerle dışarı savuruyor. NASA'nın 2024 animasyonundaki anlatım da buna dayanıyor: En küçük ve en kabarık taneler daha hızlı uzaklaşıyor, iriler geride kalıyor ve böylece bir iz oluşuyor. Ekip bunu kesin bir sonuç olarak değil, mümkün mekanizmalardan biri olarak sunuyor.

Çarpışanlar Charon ve Makemake boyutunda

Kuyruğun parlaklığından ve tozun özelliklerinden yola çıkan ekip, çarpışan cisimlerin her birinin en az 1-3 × 10²¹ kilogram kütlede olması gerektiğini hesaplıyor. Bu, cüce gezegen Ceres'in kütlesinin bir ila üç katı, Ay'ın kütlesinin ise yüzde birkaçı demek. Cüce gezegenler için tipik kabul edilen santimetreküp başına 1,5 gramlık yoğunlukla bu kütle, 600-800 kilometrelik bir yarıçapa karşılık geliyor. Kuiper Kuşağı'ndan tanıdık örnekler Plüton'un uydusu Charon ve cüce gezegen Makemake. Kuyruğu açıklamak için gereken karbonlu toz ise 10¹⁹ kilogram mertebesinde.

Kuyruğun uzunluğu da dikkat çekici. Gökbilimde uzaklık için astronomik birim (AU) kullanılır: Bir AU, Dünya ile Güneş arasındaki ortalama uzaklık, yaklaşık 150 milyon kilometre. Plüton Güneş'ten ortalama 40 AU kadar uzakta. Rebollido ekibinin Webb verisine dayanan modeli kuyruğun ucunu yıldızdan 1000 AU'dan daha uzağa yerleştiriyor. Hubble'ın görünür ışıkta seçebildiği bölüm ise gökyüzü düzlemine izdüşümde yaklaşık 230 AU'ya kadar uzanıyor.

ÖzellikDeğer
YıldızBeta Pictoris, 19,8 parsek (yaklaşık 63 ışık yılı)
Yaş tahminiYaklaşık 18,5 milyon yıl
Hubble gözlemleriSTIS koronagrafı, 2012-2025 arası altı dönem
Görünür ışık / kızılötesi oranıBinde 1-4
Toz bileşimiYüzde 85-99 organik refrakter, yüzde 1-15 silikat
Gözeneklilik0,55-0,93
Çarpışan her cismin kütlesiEn az 1-3 × 10²¹ kg (alt sınır)
Tahmini yarıçap600-800 km
Çarpışmanın zamanıYaklaşık 100-200 yıl önce

Tablodaki değerler Avsar ve arkadaşlarının makalesinden derlendi.

Diskin dış halesi 500 AU'ya kadar izlendi

Derin Hubble görüntüleri kuyruğun ötesinde de bir şey gösterdi. Beta Pictoris'in diski, Hubble'ın STIS aygıtıyla ilk kez gökyüzü düzleminde 500 AU'ya kadar izlendi. Diskin dış halesinde, yaklaşık 130 AU'dan başlayarak bir bükülme ve iki yan arasında parlaklık farkı görülüyor. Yazarlar bunun gezegenlerle disk arasındaki kütleçekimi etkileşiminden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Bu tür izler, diskin içinde henüz görülmemiş başka cisimlerin varlığına da işaret edebildiği için önem taşıyor.

Bilinmeyenler: geometri, kütle ve yaş

Çalışmanın sınırları açıkça yazılmış. Kuyruğun uzaydaki gerçek yönelimi bilinmiyor: Ekip, kuyruğun gökyüzü düzlemine yakın durma olasılığını dışlayamıyor. Bu da tanelerin ışığı hangi açıyla saçtığını, dolayısıyla bileşim hesabını belirsizleştiriyor. Cisimlerin kütlesi bir alt sınır olarak verilmiş, gerçek değer daha büyük olabilir. Işık basıncının tozu ayrıştırdığı fikri de bir olasılık. Yazarlar, sistemdeki üç gezegeni ve ışık basıncını birlikte hesaba katan kuramsal modellere ve daha derin gözlemlere ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Açık kalan en ilginç soru belki de zamanla ilgili. Kuyruk gerçekten bir iki yüzyıllıksa, gökbilimin ölçeğinde neredeyse dün oluşmuş demektir. Yıldız ışığı onu dağıtmayı sürdürdükçe, Webb ve Hubble gibi teleskopların gelecek yıllarda alacağı görüntüler, bir çarpışma bulutunun biçim değiştirmesini insan ömrü içinde izleme fırsatı verebilir.

Fotoğraf: NASA, ESA, CSA, STScI, C. Stark and K. Lawson (NASA GSFC), J. Kammerer (ESO), and M. Perrin (STScI)., CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

49,7955,5266,44İstanbul16°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiSohbet kişiliğin ne?Odaya girdiğinde ilk on saniyede ne yaptığın, yıllardır aynı. Altı soruda söylüyoruz.
Günün burcuAkrepBugün Akrep’in duygusal enerjisi yükseliyor ve etrafınızdaki insanlara karşı daha şefkatli bir tutum…

Günün sorusu

"Mona Lisa" tablosunu kim yaptı?

Haftanın düellosu
Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →