Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun! 29 Ekim 1923Yazıyı oku →
Kültür

Londra'nın Ölüler Treni: Tabutların Bile Birinci, İkinci ve Üçüncü Sınıf Bilet Aldığı Hat

1854-1941 arasında Waterloo'dan Brookwood Mezarlığı'na cenaze taşıyan Necropolis demiryolu, kolera yıllarında dolup taşan kilise avlularına çözümdü; trende ölüler bile sınıflara ayrıldı.

29 Ekim 20266 dk okuma
Londra'nın Ölüler Treni: Tabutların Bile Birinci, İkinci ve Üçüncü Sınıf Bilet Aldığı Hat

Viktorya dönemi Londra'sında bazı cenazeler bir bilet gişesinde başlardı. Yas tutanlar Waterloo'nun yanı başındaki özel bir istasyona gelir, kendilerine gidiş-dönüş bileti alırdı. Tabutun da bileti vardı, ama tek yön. JSTOR Daily'de bu hattı anlatan Amelia Soth'un kuru mizahıyla, tabut biletleri "doğal olarak" yalnız gidişti.

Bu, London Necropolis Railway'di: 13 Kasım 1854'te sefere başlayan ve Londra'nın ölülerini kentin yaklaşık 37 kilometre güneybatısındaki Brookwood Mezarlığı'na taşıyan özel cenaze treni. Adındaki "necropolis", Yunanca "ölüler kenti" demek. Hat 1941'e kadar, 87 yıl çalıştı.

Bugün tuhaf bir merak gibi görünse de bu tren, sanayi kentinin en eski sorularından birine verilmiş ciddi bir yanıttı: Milyonlarca insan aynı yerde yaşıyorsa, ölüler nereye gömülecek? Yanıtın biçimi de dönemin toplumunu ele veriyor; çünkü trende yaşayanlar gibi ölüler de birinci, ikinci ve üçüncü sınıfa ayrılıyordu.

Yeni mezar kazmak, eskisini kesmek demekti

Sorun nüfustan doğdu. Londra 1801'de bir milyonun biraz altındaydı; 1851'e gelindiğinde nüfus iki buçuk milyona yaklaşmıştı. Gömü alanı ise neredeyse yerinde saymıştı: yaklaşık 200 ayrı yere dağılmış, toplamı 120 hektar civarında bir toprak. 1842'de hazırlanan resmî bir rapor, kilise avlularında mevcut bir mezarı kesmeden yenisini kazmanın imkânsız hâle geldiğini kaydediyordu.

JSTOR Daily'nin aktardığına göre mezarcılar bir çukura sığabildiği kadar ceset sıkıştırıyor, kimi zaman bedenleri "satır ve kazmalarla" parçalayarak yer açıyordu. Mezarlar o kadar sık yeniden açılıyordu ki üzerlerinde ot bitmiyordu. Enon Şapeli adlı küçük bir ibadethane, döşeme tahtalarının hemen altındaki tabutlardan gelen kokuyla kötü bir ün kazanmıştı.

1832'den itibaren art arda gelen kolera salgınları durumu çirkin bir manzaradan gerçek bir halk sağlığı sorununa çevirdi. 1848-49 salgını Londra'da 14.601 kişinin ölümüne yol açtı ve kentin gömü düzenini tümüyle çökertti. Ardından 1852'de çıkarılan bir yasa, kentin yapılaşmış bölgelerinde yeni gömüleri yasakladı. Ölüler artık şehrin dışına çıkmak zorundaydı.

Kentin dışında bir ölüler kenti

Çözümü Richard Broun ve Richard Sprye adlı iki girişimci tasarladı: Londra'dan uzakta, alışılmadık büyüklükte tek bir mezarlık kurmak ve ölüleri oraya o yıllarda hızla yayılan demiryoluyla göndermek. 1852'de özel bir yasayla yetki alan London Necropolis and National Mausoleum Company, Surrey'deki Brookwood'da toplam 2.200 akre (yaklaşık 890 hektar) arazi satın aldı; ilk mezarlık için bunun 400 akresi ayrıldı. Brookwood, Kasım 1854'te kutsanıp açıldığında dünyanın en büyük mezarlığıydı.

Broun'un hesabına göre arazi, tek kat gömüyle 5.830.500 mezar alabilirdi. Şirket yılda 10 bin ile 50 bin arasında ceset taşımayı planlıyordu. Tren, Waterloo'dan çıkan London and South Western Railway hattını kullanıyordu; o yıllarda güzergâh neredeyse tamamen park ve kır arazisinden geçiyordu; yas yolculuğu için sakin bir manzara.

Herkes ikna olmamıştı. JSTOR Daily'ye göre Londra Piskoposu, ölülerin kâr amaçlı bir şirketin elinde olmasını uygunsuz buluyor, kentin bütün ölülerinin hayatta nasıl insanlar olduklarına bakılmaksızın aynı trende yolculuk etmesinden rahatsızlık duyuyor ve lokomotif gürültüsünün cenazenin ağırbaşlılığına yakışmayacağını düşünüyordu.

Ölüye de sınıf

Şirketin bu kaygılara yanıtı, treni Viktorya toplumunun düzenine göre bölmek oldu. Hattın tarihçisi John M. Clarke'ın çalışmalarına dayanan kayıtlara göre trende hem Anglikan Kilisesi'ne bağlı olanlar hem de Nonkonformistler (resmî kiliseye bağlı olmayan Protestan topluluklar) için ayrı kısımlar, her kısmın içinde de birinci, ikinci ve üçüncü sınıf bölmeler vardı. Cenaze vagonlarının yarısı Anglikan, yarısı Nonkonformist tabutlara ayrılmıştı. Soth'a göre amaç, zenginle yoksulun "ölümden sonra birbirine karışmasını" önlemekti.

İşin ironik yanı, trendeki ayrımın büyük ölçüde göstermelik olmasıydı. Aynı kayıtlara göre farklı sınıf ve mezheplere ayrılmış bölmeler tasarım bakımından birbirine çok benziyordu; asıl fark kapılarındaki süslemelerdeydi. Gerçek ayrım toprağa girerken başlıyordu: üçüncü sınıf cenazelerde mezar başına kalıcı bir anıt dikme hakkı tanınmıyordu. Mezarlıkta da İngiliz geleneğine uygun olarak Anglikanlar güneyde, Nonkonformistler ve öteki inançlardan olanlar kuzeyde gömülüyor, her bölümün kendi istasyonu bulunuyordu.

Aşağıdaki tablo, Clarke kaynaklı kayıtlardaki 1854 tarifesini ve olağan sefer saatini gösteriyor:

Tabut, birinci sınıf (tek yön)1 sterlin
Tabut, ikinci sınıf (tek yön)5 şilin
Tabut, üçüncü sınıf (tek yön)2 şilin 6 peni
Yas tutan, birinci sınıf (gidiş-dönüş)6 şilin
Yas tutan, ikinci sınıf (gidiş-dönüş)3 şilin 6 peni
Yas tutan, üçüncü sınıf (gidiş-dönüş)2 şilin
Londra'dan kalkış11.35 (pazar günleri 11.20)

Trenle gelen kalabalıklar, kılık değiştiren golfçüler

Hattın en kalabalık günlerinden biri 3 Şubat 1891'di. İngiltere'nin en tanınmış ateist sözcülerinden Charles Bradlaugh'un cenazesi için beş binden fazla kişi üç özel trenle Brookwood'a gitti. Kayıtlara göre kalabalığın içinde o sırada Londra'da hukuk okuyan 21 yaşındaki Mohandas Gandhi de vardı.

Her yolcu yas tutmuyordu. Ucuz yas biletleri, mezarlığın yakınındaki golf sahasına gitmek isteyenlerin de ilgisini çekiyordu; kayıtlar, cenazeye gidiyormuş gibi davranıp trene binen golfçülerden söz eder. Mezarlık istasyonlarındaki büfelerin içki satma ruhsatı da vardı.

Beklenen kalabalık hiç gelmedi

Şirketin büyük hesabı tutmadı. Yılda on binlerce ceset beklenirken 1941'e gelindiğinde Brookwood'da yapılan toplam defin sayısı 200 bini ancak biraz aşmıştı; bu, yılda ortalama 2.300 kadar cenaze demekti. Broun'un milyonlarca mezar alabilecek arazisinin büyük kısmı hiç kullanılmadı.

Londra'daki istasyon da yer değiştirdi: 8 Şubat 1902'de Westminster Bridge Road'un karşı yakasında yeni ve daha gösterişli bir terminal açıldı. Bu bina, 16'yı 17 Nisan 1941'e bağlayan gece Londra'ya yönelik hava bombardımanında ağır hasar gördü ve hat 11 Mayıs 1941'de resmen kapandı. Son tabut seferi birkaç gün önce, 11 Nisan 1941'de yapılmıştı. Tarihçiler bu son seferdeki tabutlardan birini Irish soyadlı, Chelsea'deki emekli askerler yurdunda yaşamış bir adamla eşleştiriyor; ancak aynı trende kimliği belirlenemeyen ikinci bir tabut da bulunduğu için hattın "son yolcusunun" kim olduğu kesin değil.

Westminster Bridge Road'daki Necropolis istasyonu, Nisan 1941'deki hava bombardımanının ardından
Westminster Bridge Road'daki Necropolis istasyonu, Nisan 1941'deki hava bombardımanının ardından — Unknown authorUnknown author, Public domain (Wikimedia Commons)

Bugün geriye kalanlar

Londra'daki ikinci terminalin şirket ofislerinin bulunduğu bölümü, 121 Westminster Bridge Road adresinde hâlâ ayakta. Brookwood ise bugün yaklaşık 89 hektarlık alanı ve 235 bin civarındaki defin kaydıyla Birleşik Krallık'ın en büyük mezarlığı; İngiltere'nin tarihî park ve bahçeler sicilinde en üst dereceyle korunuyor. Mezarlık içindeki eski güney istasyonunun peronu duruyor; istasyonun bulunduğu alanda bugün Aziz Edward adına kurulmuş bir Ortodoks manastırı var. 1862'de açılan Zerdüşt bölümü ise Avrupa'daki tek Zerdüşt mezarlığı olarak anılıyor.

İstanbul'dan Brookwood'a uzanan iki iz

Brookwood, yalnız bir sağlık önlemi değil, ölüme bakışta bir değişimin de ürünüydü. JSTOR Daily'nin mimarlık tarihçisi James Stevens Curl'ün çalışmalarına dayanarak anlattığına göre mezarlık, 1804'te Paris'te açılan Père Lachaise'in öncülük ettiği "bahçe mezarlığı" akımının parçasıydı. Bu yeni mezarlıklar, kilise avlusunun sıkışıklığı yerine dinlenme ve yenilenme duygusu veren kırsal manzaralar olarak tasarlanıyordu. Akımın İngiltere'deki önde gelen kuramcılarından John Claudius Loudon, ilham kaynakları arasında İstanbul'un ve İran'ın çok daha eski, park gibi mezarlıklarını sayıyordu. Soth'un aktardığı bir ziyaretçi, böyle bir mezarlık için "Bu güzel mezarlığa bir bakış insanda neredeyse ölme isteği uyandırıyor" diye yazmıştı; Orta Çağ kilise avlularının kokusundan sonra ciddi bir dönüşüm.

İkinci iz daha yakın tarihten. 1932'de Baf'ta doğan, 1958'de İngiltere'ye yerleşen Kıbrıslı Türk iş insanı Ramadan Güney, Birleşik Krallık Türk İslam Vakfı'nın başkanıyken topluluğun üyeleri için uygun bir defin yeri arayışıyla 1985'te Brookwood Mezarlığı'nı satın aldı. Mezarlıkta bugün Türk ve Müslüman bölümleri bulunuyor. Güney 2006'da öldü ve 10 Kasım 2006'da Brookwood'daki aile mezarına defnedildi.

Tren gitti, soru kaldı

Cenaze treni çoktan tarihe karıştı, ama onu doğuran sıkışıklık sürüyor. JSTOR Daily'nin aktardığına göre bugün Londra'daki City of London Cemetery and Crematorium eski mezarları dikkatle yeniden kullanmaya başladı; kimi zaman mezar taşları ters çevrilip arka yüzüne yeni adlar kazınıyor. Viktorya Londra'sı ölüleri kentin dışına taşıyarak yer açmıştı. Bugünün büyük kentleri için açık soru, kentin dışında da yer kalmadığında ölülere hangi yeni biçimde yer bulunacağı.

Fotoğraf: Unkown photographer, Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
PaylaşWhatsAppXFacebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

49,7955,5266,44İstanbul16°

Yudum Dünyası

Kaf Dağı'nın eteğinde bir köy var.

Karakterini yarat, meydanda dolaş, buradakilerle yüz yüze tanış. Tarayıcında, ücretsiz.

  • 🧑 Karakterini yarat
  • 🎲 Kahvede bir el at
  • 🏠 Grubunla ev kur
Günün testiSohbet kişiliğin ne?Odaya girdiğinde ilk on saniyede ne yaptığın, yıllardır aynı. Altı soruda söylüyoruz.
Günün burcuAkrepBugün Akrep’in duygusal enerjisi yükseliyor ve etrafınızdaki insanlara karşı daha şefkatli bir tutum…

Günün sorusu

"Mona Lisa" tablosunu kim yaptı?

Haftanın düellosu

Bu bölümde

Yudum DünyasıKaf Dağı'nın eteğinde bir köy seni bekliyor.Ücretsiz katıl →