Newcastle'ın vampir tavşanı: katedral arkasındaki sivri dişli heykelin çözülmeyen sırrı
Newcastle'da St Nicholas Katedrali'nin arkasında, 1901 yapımı bir binanın kapısı üstünde kara, sivri dişli bir tavşan oturuyor. Kimin, neden koyduğu bilinmiyor; resmî kayıtlar bile yalnız olasılık sıralıyor.

Newcastle upon Tyne'da St Nicholas Katedrali'nin arka avlusunu geçip Dean Street'e inen merdivene yaklaşanlar, bir kapının tam tepesinden kendilerine bakan bir yaratıkla göz göze gelir. Kapkara bir tavşan: iri, beyaz gözleri yuvalarından fırlamış, ağzından sivri dişler sarkıyor, pençelerinin ucu kırmızıya boyanmış. Kentliler ona "Vampire Rabbit", yani vampir tavşan diyor.
Heykel 1901'den beri orada. Ama kimin, neden oraya koyduğu bilinmiyor. Kentin tarihî çevre kaydı bile tek bir açıklama vermek yerine birbiriyle yarışan birkaç olasılığı alt alta yazıyor. Bu yüzden vampir tavşan bir süs ayrıntısından fazlası: belgelerin sustuğu yerde efsanenin nasıl büyüdüğünü, sonra da nasıl "resmî" bilgiye dönüştüğünü gösteren küçük bir örnek.
1901 yapımı bir iş hanının arka kapısı
Tavşanın oturduğu yapının adı Cathedral Buildings. Historic England'ın koruma listesindeki kayda göre bina dükkân ve büro olarak yapıldı; cephedeki kartuşta 1901 tarihi var, tasarım Oliver, Leeson and Wood adlı mimarlık bürosuna ait. Kayıt üslubu "serbest Jacobean" diye tanımlıyor: 17. yüzyıl başı İngiliz mimarisinden ödünç alınmış, bol süslü bir dil. Pembe ve krem renge boyalı bina, 30 Mart 1987'de II. derece korunan yapılar listesine girdi.

Asıl ilginç olan binanın katedrale bakan arka yüzü. Liste kaydı burada barok havalı bir kapı çerçevesinden ve üstündeki büyük yuvarlak pencereden söz ediyor, ardından tek cümle ekliyor: pencerenin üstündeki pervazın tepesinde büyük, yontulmuş bir "hare" duruyor. Resmî metinde ne vampir geçiyor ne diş. Figür teknik olarak gargoyl de sayılmaz. Gargoyl, çatıdaki yağmur suyunu duvardan uzağa atan oluk ağzıdır; Atlas Obscura'nın da kullandığı "grotesk" ise yalnız süs için yontulan tuhaf figürlerin adı.
Tavşan mı, yabani tavşan mı?
İngilizcede "rabbit" ile "hare" ayrı hayvanlardır; Türkçede ikisine de çoğu zaman tavşan deriz. Hare, yani yabani tavşan daha iri, kulakları ve arka bacakları daha uzundur. Ayrım burada önemli, çünkü koruma kaydı hayvanı açıkça "hare" diye anıyor. Tyne and Wear tarihî çevre kaydının aktardığına göre Christopher Goulding de figürün aslında yabani tavşan olduğunu ve mimarların "estetik bir şakası" sayılması gerektiğini öne sürmüş.
Rakip açıklamalar ve dayanakları
Tarihî çevre kaydının ve Atlas Obscura'nın derlediği açıklamalar şöyle sıralanabilir:
- Bir hekime gönderme. Sir George Hare Philipson Newcastle Kraliyet Hastanesi'nde çalışan bir hekimdi; 1876'dan 1918'deki ölümüne dek Durham Üniversitesi'nde tıp profesörlüğü yaptı, 1900'de şövalye unvanı aldı. Kayda göre Durham Üniversitesi mason locasının kurucusuydu; mimarlardan William H. Wood'un da bölgede tanınmış bir mason olmuş olabileceği belirtiliyor. Göbek adındaki "Hare" ile masonik imgelerde yabani tavşanın yer alması, figürün iki dost arasında bir espri olabileceği fikrini doğurmuş. Kaydın dili temkinli: "olabilir".
- Thomas Bewick'e gönderme. Ağaç baskı ustası Thomas Bewick'in atölyesi katedral avlusundaydı; bugün o atölyenin yerine yapılan binanın bir nişinde Bewick'in bronz büstü duruyor. Bewick'in gravürlerinde yabani tavşan sık görülür. Newcastle Üniversitesi'nin Co-Curate arşivindeki bina sayfası tavşanın bu gravürlerden esinlendiğinin düşünüldüğünü yazıyor.
- Bahar ve Paskalya. Kayda göre yabani tavşan Britanya'daki ortaçağ kilise oymalarında sık görülür ve Hristiyan geleneğinde baharı, Paskalya'yı temsil eder. Kayıt bir ayrıntı daha ekliyor: Doğu Avrupa'nın Noel hikâyelerinde Aziz Nikolaos, aralarında tavşanın da bulunduğu orman hayvanlarıyla birlikte anlatılır. Katedralin adı da St Nicholas.
- Mezarlık bekçisi. Atlas Obscura'nın aktardığı yerel anlatıya göre bir dönem katedral mezarlığından gizlice ceset çıkaranlar varmış; bir gece kapının üstünde beliren dişli yaratık onları korkutup kaçırmış. Aynı kaynak bir de kulakları yanlışlıkla ters yerleştirilmiş bir yabani tavşan yorumunu anıyor.
Bu dört açıklamadan hiçbiri belgeyle kanıtlanmış değil; okuduğumuz kaynakların hiçbiri mimarların kendi ağzından bir açıklamaya dayanmıyor. En bilinen hikâye ise en zayıf dayanaklı olanı. Britanya'da yasa dışı ceset ticaretine tepki olarak çıkan 1832 Anatomi Yasası, hekimlere bağışlanan bedenler üzerinde çalışma izni vermişti; tavşan bundan 69 yıl sonra yontuldu. Hare Philipson ve Bewick yorumları ise en azından gerçek kişilere ve gerçek bir komşuluğa yaslanıyor.
Taş renginden kara boyaya
Atlas Obscura'ya göre tavşan başlangıçta çevresindeki taşla aynı kum rengindeydi. Geograph fotoğraf arşivinde Mike Quinn'in notu, 1988'de beyaza boyandığını ve kulaklarının o zaman bu kadar uzun olmadığını söylüyor. Tarihî çevre kaydı figürü koyu griye boyalı diye tarif ediyor ve 2008'de siyaha boyandığını not ediyor. Bugün görülen kara gövde, kırmızı dişler ve kırmızı pençeler, lakabı besleyen görüntünün kendisi; kayıt da "vampir" adını hayvanın iri köpek dişlerine ve "çılgın yüz ifadesine" bağlıyor.
Efsane panoya yazılınca
Tavşanın hemen yanındaki duvara bir bilgi panosu asılmış. Panodaki metin, Atlas Obscura'daki tanıtım yazısıyla neredeyse kelimesi kelimesine aynı: mezarlık hikâyesi, ters kulaklar, bahar yorumu hepsi orada. Aynı metin Philipson'ın adını "Phipson" diye yazıyor ve onu "katedralin mimarının" dostu olarak tanıtıyor; oysa sözü edilen mimar ortaçağdan kalma katedrali değil, 1901 yapımı Cathedral Buildings'i çizen büroydu. İnternette dolaşan bir tanıtım metni böylece taşın yanına, yerinde okunan bilgi olarak yerleşmiş oluyor.

Bir video denemesinin peşine düştüğü soru
Video denemeleri hazırlayan Peter Austin, YouTube kanalında yayımladığı görüntüde tavşanın izini kentin tarihî yapıları ve yerel halk anlatıları üzerinden sürüyor. Austin daha önce ortaçağ el yazmalarının kenarlarında neden bu kadar çok eli kılıçlı, mızraklı tavşan çizildiğini de incelemişti.
Açık kalan soru
Tavşanı çözebilecek asıl belge, Oliver, Leeson and Wood bürosunun çizimleri, yazışmaları ya da yontucuya verilen sipariş olurdu. Böyle bir belgenin bir arşivde durup durmadığı, okuduğumuz kaynaklarda anılmıyor. O ortaya çıkana dek Amen Corner'daki kara figür iki şeyi aynı anda temsil etmeye devam edecek: 1901'de bir mimarın kimseye anlatmadığı esprisini ve 125 yılda o boşluğu dolduran hikâyeleri.
Fotoğraf: David Medcalf, CC BY-SA 2.0, Wikimedia Commons
Kaynak: Yudum — https://www.yudum.net/haber/newcastle-vampir-tavsan-heykeli-katedral-sirri.html — Yazdırma tarihi:
















