Gemisi çürümüş bir batık: Kekova'daki 4.700 yıllık yük nasıl tarihlendi?

Kekova açıklarındaki batıktan geriye gemi kalmadı, yalnız yükü duruyor. Araştırmacılar yaşı amforaların biçiminden okudu. Bu yöntem ne söyler, nerede susar?

Gemisi çürümüş bir batık: Kekova'daki 4.700 yıllık yük nasıl tarihlendi?
Kültür 15 Ekim 2026 6 dk okuma 4 okunma

Deniz dibinde, yer yer kumlu yer yer kayalık bir yamaçta duran pişmiş toprak bir kabın gövdesinde dokuz ayrı işaret ve iki küçük delik var. İçinde, binlerce yıl boyunca yerinden kıpırdamamış parlak ve yapışkan bir kalıntı kalmış. Antalya'nın Demre ilçesine bağlı Kekova çevresindeki bu buluntu kümesi, araştırmacıların "batık" dediği şeyin neredeyse tamamı: gemiden geriye tek bir tahta parçası kalmadı.

Buluntu 14 Ekim'de resmî bir duyuruyla kamuoyuna açıklandığında başlıklara "dünyanın bilinen en eski batığı" diye geçti. Yaş aralığı 4.400 ile 4.700 yıl, yani Erken Tunç Çağı. Doğruysa bu yük, Bodrum'daki ünlü Uluburun gemisinden bin yıldan fazla, bugüne dek rekoru elinde tutan Yunanistan'daki Dokos batığından da birkaç yüzyıl eski demektir.

Asıl ilginç soru da burada başlıyor. Ortada gemi yoksa, bir geminin yaşı nasıl söylenir?

Önce bir dergi makalesi, sonra duyuru

Haber duyurudan önce, akademik literatürde sessizce yayımlanmıştı. Akdeniz Üniversitesi'nden Hakan Öniz ve Ceyda Öztosun'un ön raporu, Journal of Maritime Archaeology dergisinde 24 Temmuz 2026'da çıktı: "Antalya'nın Kekova Bölgesindeki Erken Tunç Çağı Batığı Üzerine Ön Rapor".

Rapora göre batık, Akdeniz Üniversitesi'nin 2024'te Kekova bölgesinde yürüttüğü bir araştırma sırasında belgelendi. Ekip alanı ortofoto yöntemiyle, yani üst üste bindirilen yüzlerce fotoğraftan ölçülebilir tek bir harita üreterek kaydetti; ardından incelenmek üzere iki amfora çıkardı, biri 2024'te biri 2025'te. Ekim ayındaki duyuruda ise deniz tabanında yaklaşık 30 metre derinlikte dağılmış 30'dan fazla seramik depolama kabı ve üç taş çapadan söz edildi. 2026 kazıları Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında, Öniz'in bilimsel sorumluluğunda sürüyor.

Tarih, geminin değil çömleğin biçiminden geliyor

Ahşap aksam korunmadığı için ekip radyokarbon tarihlendirmesi yapamadı. Radyokarbon, bir zamanlar yaşamış bir dokudaki karbon-14'ün bozunmasını saydığı için odun, kemik ya da tohum ister; taş ve pişmiş toprak bu yöntemin konusu değil.

Geriye tipoloji kalıyor: kabın biçimini, kulplarını, dibini, bezemesini tarihi bilinen örneklerle eşleştirmek. Bir fotoğrafın yılını, karedeki otomobil modellerinden ve giysi kesimlerinden tahmin etmeye benzer. Kekova'daki amforalar yan kulplu ve düz dipli; gövdenin ortasında çepeçevre bir hat var. Rapor bu formu Levant kıyısının Erken Tunç Çağı tiplerine bağlıyor. Benzer kaplar Mısır'da Giza, Sakkara ve Abusir'de, ayrıca Troya ve Girit'te bulunmuş. Kil analizleri ise üretim yerinin büyük olasılıkla Ürdün Vadisi'ndeki atölyeler olduğuna işaret ediyor.

Yöntemin sınırı da açık. Tipoloji bir yıl değil, bir aralık verir; dahası kap, taşındığı gemiden eski olabilir. Bir küp onlarca yıl elden ele dolaşıp sonunda bir tekneye yüklenebilir. Dolayısıyla "4.700 yıllık batık" ifadesi, kesin konuşmak gerekirse, batığın değil yükün yaşı. Ön rapor da geminin kendisi için yalnız şu kadarını söylüyor: Erken Tunç Çağı'nda doğudan batıya giderken batan küçük bir tekne.

Üç taş çapa, belirsiz bir aidiyet

Haberlerde çapalar çoğu zaman doğrudan batığın parçası gibi anlatıldı, ama ön rapor bunu söylemiyor. Alanın çevresinde, birbirinden farklı uzaklıklarda iki üç delikli ve bir tek delikli taş çapa bulundu. Makalenin ifadesiyle, bunlardan hangisinin, hatta herhangi birinin batığa ait olup olmadığı henüz bilinmiyor.

Yine de çapaların biçimi bir yön gösteriyor. Üç delikli örnekler Tunç Çağı'nın Minos, Kıbrıs, Anadolu ve Levant bağlamlarındaki çapaları andırıyor; tek delikli olan ise Anadolu ve Levant kıyılarında görülen tipe yakın. Bunlar bir rotanın değil, bir bölgenin ortak denizcilik alışkanlığının izi.

Uluburun batığından çıkarılan taş ağırlık çapası
Uluburun batığından çıkarılan taş ağırlık çapası — Zunkir, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Kekova'nın çapaları henüz müze vitrinine girmedi; yukarıdaki örnek, aynı kıyıların yaklaşık bin yıl sonrasına ait Uluburun gemisinden.

Küplerin içindeki parlak kalıntı

Çıkarılan kapların bir kısmında parlak, akışkan bir kalıntı duruyor. Malzemeyi inceleyenler arasında Macquarie Üniversitesi'nde Avustralya Mısırbilim Merkezi'nin direktörü, Tunç Çağı ticareti ve dış ilişkileri üzerine çalışan arkeolog Karin Sowada da var. Sowada'nın Gizmodo'da aktarılan sözlerine göre kapların içinde "bu malzemenin çoğu hâlâ duruyordu".

Kalıntının ne olduğu uzmanlık gerektiren analizlerle belirlenecek. Şimdilik masadaki ihtimaller zeytinyağı, şarap ve ağaç reçinesi. Bir uyarı da var: kaplar boşaltılıp yeniden kullanılmış olabilir, yani içeride kalan madde tek bir yükten değil, üst üste birkaç kullanımdan geliyor olabilir.

Dokuz işaret ve denizde tereyağı ihtimali

Alandaki en tuhaf parça, gövdesinde dokuz işaret ve iki delik taşıyan kap. Araştırmacılar bunun ticari bir taşıma küpü değil, peynir ya da tereyağı yapımında kullanılan bir yayık olabileceğini düşünüyor. Doğru çıkarsa, günler süren yolculuklarda mürettebatın taze gıda ürettiği, hatta tekneye keçi aldığı anlamına gelebilir.

Bu bir hipotez; kanıtı, kalıntı analizinde süt yağına özgü izlerin çıkıp çıkmamasına bağlı. Çıkarılan ikinci amfora ise tipik bir taşıma kabı: üst kısmında sivri bir aletle çizilmiş iki paralel çizgi, ortada bir zikzak bezeme var. Rapora göre bu tipten başka bir örnek alanda henüz bulunmadı.

Dört batık, dört farklı tarihlendirme hikâyesi

Aşağıdaki tablo, bölgenin en eski dört batığının yaşının hangi kanıta dayandığını karşılaştırıyor. Veriler Kekova için ön rapordan ve duyurudan, diğerleri için kazı literatüründen derlendi.

BatıkTarihNasıl tarihlendiBulunuşuDerinlik
KekovaYaklaşık 4.400-4.700 yıl önceAmfora tipolojisi ve kil analizi; ahşap olmadığı için radyokarbon yok2024, Akdeniz Üniversitesi araştırmasıYaklaşık 30 metre
Dokos (Yunanistan)MÖ 2200 civarıKiklad seramiği23 Ağustos 1975, Peter Throckmorton15-30 metre
UluburunMÖ 1320 civarıAğaç halkaları ve radyokarbon; ahşap korunmuş1982, sünger avcısı Mehmed Çakır44-52 metre
Gelidonya BurnuMÖ 1200 civarıMiken seramiği ve maden külçeleri1954'te görüldü, 1960'ta kazıldıYaklaşık 27 metre

Uluburun'un lüksü: takvime yakın bir tarih

Karşılaştırma, Kekova'nın neden bu kadar temkinli anlatılması gerektiğini gösteriyor. Uluburun'da gemi gövdesinin bir bölümü korunduğu için ekip hem ağaç halkalarını okuyabildi hem radyokarbon ölçtü; sonuç, batma tarihini birkaç on yıla sıkıştıran bir aralık oldu. O gemiden on ton bakır külçe, kalay külçeleri, yaklaşık 175 cam külçe ve 149 Kenan küpü çıktı; kazı 1984-1994 arasında on bir sezon ve 22 binden fazla dalış sürdü.

Gelidonya Burnu ise yöntemin doğduğu yer sayılıyor: 1960'ta bir batığın tümüyle, deniz dibinde arkeolojik kurallarla kazıldığı ilk çalışma oradaydı. Dokos'ta da gemi çürümüştü; yaşı, 500'ü aşkın pişmiş toprak kabın biçiminden okunmuştu. Yani Kekova'nın durumu istisna değil, kuralın kendisi: Akdeniz'de Tunç Çağı'ndan geriye genellikle yük kalır, tekne kalmaz.

Sırada ne var

Ön rapor, alanın daha derin ve kumlu noktalarında kazı yapılmasını öngörüyor; kum altında korunmuş bir ahşap parçası çıkarsa tarih tipolojiden çıkıp doğrudan ölçüme geçer. Kalıntı analizleri kapların ne taşıdığını, belki yayık ihtimalini netleştirecek. Çapaların batığa ait olup olmadığı da açık bir soru.

Bir soru daha duruyor ortada. Dokos'ta yüzlerce kap vardı, Kekova'da şimdilik birkaç düzine. Bu gerçekten küçük bir tekne mi, yoksa yükün büyük kısmı hâlâ kumun altında mı? Cevap, "dünyanın en eski batığı" sıralamasının önümüzdeki sezonlarda ne kadar sağlam duracağını da belirleyecek.

Fotoğraf: Alexkom000, CC BY 4.0, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Kültür Masası

Bu içerik, Yudum Kültür Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.