Hayvanların Kökeni 200 Milyon Yıl Daha Eskiye Geri Çekildi: Yeni Araştırma Ne Anlama Geliyor?
Oxford Üniversitesi öncülüğündeki bir çalışma, hayvanların evrimleştiği zamanı 800‑700 milyon yıl öncesine, yani mevcut tahminlerin yaklaşık 200 milyon yıl öncesine kaydırıyor.
Hayvanların dünyaya ne zaman adım attığı sorusu, bilim insanları için uzun yıllardır bir muamma olmuştur. Şimdi, Oxford Üniversitesi'nden bir ekip, hayvanların evrimsel tarihini 200 milyon yıl daha geriye çekerek, bu soruya yeni bir bakış açısı sunuyor. 2 Ekim 2023 tarihinde Science Advances dergisinde yayımlanan çalışma, hayvanların Neoproterozoik Dönem'in derinliklerinde, yani 800‑700 milyon yıl önce ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyor. Bu bulgu, hayvanların fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkmasıyla bilinen Kambriyen Patlaması'ndan çok daha önce bir zaman dilimine işaret ediyor.
Çalışmanın temelini, fosil kayıtlarının tarihsel sınırlandırması oluşturuyor. Bilim insanları, Çin'deki 590 milyon yıllık Weng'an Biota gibi olağanüstü korunmuş Ediakarân fosil yataklarını, hayvanların ortaya çıkmadığına dair bir kanıt olarak kullanmıştı. Çünkü bu yataklarda hayvan olarak tanımlanabilecek hiçbir mikrofosil bulunmuyordu ve bu durum, hayvanların Weng'an döneminden sonra evrimleştiği varsayımını güçlendiriyordu. Ancak yeni araştırma, Moğolistan'daki Kheseen Biota adlı, Weng'an'dan 40 milyon yıl daha genç bir yatak üzerinde yoğunlaştı. Kheseen Biota’da da aynı derecede mükemmel korunmuş mikrofosiller bulunmasına rağmen hayvan izleri hâlâ yok.
Oxford ve uluslararası ortakları (University of California Berkeley, ETH Zürich, Yale University) 140’dan fazla örnek üzerinde taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanarak yeni mikrofosil türleri tanımladı. Bu fosiller arasında acritarklar ve iç hücreli embriyo benzeri yapılar yer alıyor, fakat hiçbiri kesinlikle hayvan olarak sınıflandırılamıyor. Senior yazar Ross Anderson, "Kheseen Biota, Weng'an'ın hayvan fosili eksikliğini açıklamak için kullanılan argümanı çökertiyor; aynı kalitede koruma koşulları olmasına rağmen hayvan fosilleri hâlâ yok" diyerek, hayvanların o dönemde farklı ekosistemlerde yaşamış olabileceği ya da fosilleşme koşullarının hayvan kalıntılarını saklamadığı ihtimalini vurguladı.
Bu bulgular, hayvanların kökenine dair tarihsel sınırlandırmayı yeniden şekillendirdi. Araştırmacılar, 850‑730 milyon yıl öncesine tarihlenen Svanbergfjellet (Norveç), Bitter Springs (Avustralya) ve Chuar Group (Arizona, ABD) gibi daha eski fosil yataklarını inceleyerek moleküler saat analizleri gerçekleştirdi. Bu analizlerde, genetik farklılıklar ve fosil tarihleri birleştirilerek hayvanların ortak atalarının 800‑700 milyon yıl önce yaşadığı sonucuna varıldı. Bu tarih, daha önceki tahminlerin çok gerisinde kalıyor.
Hayvanların bu kadar eski bir dönemde var olduğuna dair başka kanıtlar da mevcut. Örneğin, 650 milyon yıl öncesine tarihlenen kimyasal fosiller (biyomarkerlar), sünger benzeri organizmaların varlığını işaret ediyor. Bu da, hayvanların makroskobik fosil izleriyle kayda değer bir gecikme yaşadığını, yani yumuşak gövdeli organizmaların fosilleşmesinin zor olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak, hayvanların evrimsel tarihine dair mevcut anlayış, fosil kayıtlarının eksikliği ve fosilleşme koşullarının sınırlı olması nedeniyle büyük ölçüde yeniden gözden geçirilmek zorunda.
Bu yeni perspektif, evrimsel biyoloji ve jeoloji alanlarında bir dönüm noktası olabilir. Hayvanların kökeni üzerine yapılan tartışmalar, artık sadece Kambriyen Patlaması'na odaklanmak yerine, Neoproterozoik Dönem'in karmaşık iklim olayları ve "Snowball Earth" gibi küresel buzulama dönemleriyle de ilişkilendirilecek. Bilim insanları, bu erken dönem ekosistemlerinin nasıl işlediğini ve hayvanların bu zorlu koşullarda nasıl hayatta kalabildiğini anlamak için yeni saha çalışmaları ve moleküler analizler planlıyor.