Isaac Newton, genellikle hareket yasaları, kütle çekimi ve optik alanındaki dehasıyla hatırlansa da, hayatının kritik bir dönemini İngiltere'nin para krizini çözmekle geçirdi. 1696'da Darphane (Royal Mint) Warden'ı olarak göreve başlayan Newton, sahte para üreticileriyle mücadele ederken aynı zamanda altın ve gümüş arasındaki fiyat dengesizliğini inceleyerek ülkenin para sisteminde köklü bir değişime zemin hazırladı.
17. yüzyılın sonlarında İngiltere, dolaşımdaki paraların büyük bir kısmının sahte ya da değer kaybetmiş olması nedeniyle ciddi bir para sıkıntısı yaşıyordu. 1662'den önce elle basılan gümüş paraların kenarlarından metal kesmek kolay olduğu için, sahteciler bu parçaları eritip külçe hâlinde Avrupa'ya satıyor, geri kalan hafifletilmiş paraları ise eski değerleri üzerinden kullanıyordu. Sonuç olarak, 1695 yılına gelindiğinde gümüş paralar hızla dolaşımdan çekiliyor, ülke büyük bir gümüş eksikliğiyle karşı karşıya kalıyordu.
Bu sorunu çözmek amacıyla hükümet 1696'da "Büyük Yeniden Para Basımı"nı başlattı. Aynı yıl Newton, Cambridge'den Londra'ya taşınarak Darphane'nin üretim sürecini denetlemeye başladı. Matematik ve kimya bilgisini kullanarak ağırlık, saflık ve damga standartlarını sıkı bir şekilde kontrol etti; üç yıl içinde eski gümüş paraların büyük bir kısmını topladı ve yeniden bastı. Ancak sahtecilik sorununu büyük ölçüde kontrol altına almasının ardından, Newton'un karşısına daha büyük bir ekonomik problem çıktı: İngiltere'nin gümüşünün hâlâ ülkeyi terk etmesi.
Newton, sorunun kökenine inmek için yabancı madeni paraları ve farklı ülkelerdeki altın‑gümüş oranlarını inceledi. Hesapları, İngiltere'de altının gümüşe göre pahalı olduğunu gösteriyordu; bu da tüccarların gümüşü doğuya, özellikle Hindistan ve Çin'e ihraç etmelerini daha karlı hâle getiriyordu. Aynı dönemde, Brezilya'nın Minas Gerais bölgesinde büyük altın yataklarının keşfi ve Portekiz'in bu altını Avrupa'ya, özellikle İngiltere'ye yönlendirmesi, ülkenin para dengesini tersine çevirdi. Portekiz, İngiltere'den yünlü kumaşlar alıyor, ticaret açığını Brezilya altınıyla kapatıyordu. Böylece, gümüş dışarı akarken altın ülkeye giriyordu ve Royal Mint bu altını para sistemine dahil etmeye başladı.
1717'de Hazine, Newton'dan İngiltere'deki altın ve gümüş paralarının durumunu raporlamasını istedi. Newton, 21 Eylül 1717'de hazırladığı raporda altının gümüşe göre aşırı değer kazandığını ve bir guinea'nin 21 şilin 6 peni değerinde olduğunu belirtti. Farklı ülkelerdeki oranları karşılaştırarak guinea'nin değerinin düşürülmesini önerdi; aynı yıl kraliyet bildirisi guinea'nin değerini 21 şilinle sınırladı. Newton'un amacı, altın‑gümüş dengesizliğini azaltarak gümüşün dışarı akışını yavaşlatmaktı. Ancak yeni oran da gümüşün dışarıda hâlâ daha değerli kalmasını engelleyemedi ve tüccarlar gümüş ihracatına devam etti. Sonuçta, İngiltere'nin para sistemi yavaş yavaş altının ağırlık kazandığı bir yapıya dönüştü ve 1717 sonrası süreçte ülke adım adım altın standardına kaydı.
Newton'un bu ekonomik müdahalesi, önceden planlanmış bir stratejinin ürünü olmaktan çok, mevcut piyasa koşullarının bilimsel bir analizle ortaya konmasıyla şekillendi. Altın standardına geçiş, İngiltere'nin para birimini daha istikrarlı bir temele oturtmuş, ancak bu dönüşüm uzun yıllar süren bir süreç olarak devam etti.