Köpekler de 'bouba'yı yuvarlak, 'kiki'yi sivri buluyor: 70 köpekle ölçüldü
Parma Üniversitesi ekibi 70 köpeği iki ekran ve iki hoparlörün arasına oturttu. Köpekler 'bouba' duyduğunda yuvarlak biçime, 'kiki' duyduğunda sivri biçime yöneldi. Dile özgü sanılan bir eşleşme.
İtalya'nın Parma kentinde, sessiz bir odanın ortasında bir köpek duruyor. Sağında ve solunda birer ekran, ekranların yanında birer hoparlör var. Hoparlörlerden insan sesiyle iki uydurma kelime çıkıyor: “bouba” ve “kiki”. Ekranlardan birinde yuvarlak hatlı, amip gibi bir biçim, ötekinde köşeli, yıldıza benzer bir biçim duruyor. Köpek kimseden komut almıyor, ödül de yok. Yalnızca başını çeviriyor. Ve hangi tarafa çevirdiği, duyduğu kelimeye göre değişiyor.
Bu deneyin sonucu 14 Ekim 2026'da Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlandı. Eleonora Biffi, Giulia Pedretti, Simona Normando, Teddy Lazebnik, Maria Loconsole ve Paola Valsecchi imzalı “Hearing shapes: the Bouba–Kiki effect in adult domestic dogs” başlıklı çalışma, yüz yıla yakın süre insana özgü sayılan bir zihinsel eşleşmenin evcil köpeklerde de görüldüğünü bildiriyor.
Neden önemli: bouba–kiki etkisi uzun süre dil yeteneğinin bir yan ürünü olarak okundu. Eğer kelimelerin sesiyle biçimler arasındaki bu bağ dil bilmeyen bir türde de varsa, açıklamanın dilden değil, beynin duyuları birleştirme biçiminden gelmesi gerekiyor.
İki ekran, iki hoparlör, bir GoPro
Ekip toplam 70 evcil köpekle, birbirinin neredeyse aynısı iki deney yaptı: ilkinde 51, ikincisinde 19 köpek. Köpekler sahipleriyle birlikte odaya alındı. Yaklaşık 15 dakika boyunca yuvarlak ve sivri biçimler iki ekran arasında yer değiştirdi; aynı anda hoparlörlerden “bouba” ya da “kiki” duyuldu. Köpeğin nereye baktığını kestirmek için bir GoPro kamera kayıt aldı ve kafa yönü yazılımla, yapay zekâ destekli biçimde çözümlendi.
Makalenin özetindeki ifade net: köpekler “bouba” çalarken belirgin biçimde daha çok yuvarlak biçime baktı; “kiki” çalarken sivri biçime baktı ve onu araştırdı.
İkinci deneyin varlık nedeni ise klasik bir tuzağı kapatmak. Köpekler sahiplerinin en küçük işaretini okumakta ustadır; sahip kelimeyi duyup farkında olmadan doğru ekrana bakarsa, ölçülen şey köpeğin sezgisi değil sahibinin bedeni olur. Bu yüzden ikinci turda sahiplere kulaklık takıldı ve içinden rock müziği çalındı — kelimeleri duyamadılar. Eşleşme yine çıktı.

Yüz yıl önce bir Gestalt kitabında başladı
Bu testin kökeni 1920'lere uzanıyor. Gestalt psikolojisinin kurucularından Wolfgang Köhler, okuruna iki biçim gösterip hangisinin “baluba”, hangisinin “takete” olduğunu sordu; kitabının sonraki baskısında kelime çifti “maluma” ve “takete” oldu. Bugün kullandığımız “bouba” ve “kiki” adlarını ise 21. yüzyılda yaygınlaştıran isimler V. S. Ramachandran ile Edward Hubbard oldu. Bu tarihçeyi 2021'de Philosophical Transactions of the Royal Society B'de yayımlanan geniş bir karşılaştırma çalışmasında Aleksandra Ćwiek ve arkadaşları derliyor.
Yukarıdaki videoda QI kanalı testi insanlar üzerinde kısaca gösteriyor: biçimler ekranda belirir ve izleyicinin içinden hangisinin “kiki” olduğunu söylemesi neredeyse kendiliğinden olur.
Türkçe konuşanlar bu testte ayrıksı çıktı
Ćwiek ve arkadaşlarının çalışması, etkinin ne kadar evrensel olduğunu ölçmek için 9 dil ailesinden 25 dili ve 10 ayrı yazı sistemini kapsadı; 917 kişinin verisi değerlendirildi. Diller arasında ortalama eşleşme oranı %72 çıktı (%95 güvenilirlik aralığı %56–82). 25 dilin 17'sinde etki güvenilir biçimde %50'nin üzerindeydi.
İlginç olan şu: betimleyici ortalamaları %50'nin altında kalan yalnızca üç dil vardı — Romence, Mandarin Çincesi ve Türkçe. Türkçe örneklemi 38 kişiydi. Yazarlar bunun nedenini bilmediklerini açıkça yazıyor; olası etkenler arasında ilgili ses birimlerinin dilde bulunmaması, dilin ses dizilim kuralları ya da “bouba” veya “kiki”ye benzeyen anlamlı kelimelerin varlığını sayıyorlar. Yani Türkçede bu testin sonucu, İngilizce ya da Almanca kadar temiz değil; bu da bulgunun “herkeste aynı” diye sunulmasını zorlaştırıyor.
Dilin değil, fiziğin izi mi?
Köpek bulgusu yalnız değil. Şubat 2026'da Science dergisinde Maria Loconsole, Silvia Benavides-Varela ve Lucia Regolin, yumurtadan laboratuvarda çıkarılmış civcivlerin de aynı eşleşmeyi gösterdiğini bildirdi: 3 günlük ve 1 günlük civcivler “kiki” duyduğunda sivri biçime, “bouba” duyduğunda yuvarlak biçime yaklaştı. Civcivlerin test öncesi deneyimi tümüyle denetlendiği için, bu eşleşmenin öğrenilmesine zaman olmadığı söyleniyor. Köpek çalışmasının ortak yazarlarından biri de Loconsole.
Buna karşılık dil eğitimi almış bonobo Kanzi üzerinde yapılan bir sınamada etki çıkmadı. Margiotoudi ve arkadaşlarının 2022'de yine Proceedings of the Royal Society B'de yayımladığı çalışmada Kanzi, duyduğu İngilizce kelimeleri resimlerle %87 doğrulukla eşleştirdi; ama yuvarlak sesli uydurma kelimeyi duyduğunda yuvarlak biçime, keskin sesli olanı duyduğunda köşeli biçime yönelmedi.
Üçüncü bir açıklama hattı ise olayı dilden tamamen koparıyor. Mathilde Fort ve Jean-Luc Schwartz, 2022'de Scientific Reports'ta, yuvarlak nesnelerin bir yüzeye çarparken ya da yuvarlanırken aynı boydaki köşeli nesnelere göre matematiksel olarak daha alçak frekanslı ve daha sürekli sesler ürettiğini savundu. Kurdukları model, yayımlanmış 10 deneyin sonuçlarını ortalama %60 açıklama gücüyle öngördü; katılımcılar yalnızca çarpma seslerini dinleyerek nesnenin biçimini kestirebildi. Bu okumada bouba–kiki, doğuştan gelen bir dil kıvılcımı değil, çevredeki ses–biçim düzenliliğinin öğrenilmiş izi oluyor.
Öğrenme payını destekleyen bir bulgu da görme tarafından geldi. Piller, Senna ve Ernst'in 2023'te Scientific Reports'ta bildirdiğine göre, doğuştan katarakt nedeniyle görmeyen ve sonradan ameliyat edilen 23 hastada (ortalama yaş 11,2) etki ameliyatın ilk 6 ayında hiç görünmedi; 6 ayı geçenlerde ise kontrol grubundan ayırt edilemez hale geldi. Yani etkinin oluşması için görsel deneyim gerekiyor, ama bu deneyimin bebeklikte başlaması şart değil.
Hangi türde ne bulundu
| Tür | Bulgu | Çalışma |
|---|---|---|
| İnsan (25 dil, 917 kişi) | Ortalama %72 eşleşme; 3 dilde %50 altı | Ćwiek ve ark., 2021 |
| Evcil köpek (70) | “Bouba”da yuvarlağa, “kiki”de sivriye yönelme | Biffi ve ark., 2026 |
| Civciv (1 ve 3 günlük) | Aynı yönde kendiliğinden eşleşme | Loconsole ve ark., 2026 |
| Bonobo (Kanzi) | Resim–kelime eşleşmesi var, ses–biçim eşleşmesi yok | Margiotoudi ve ark., 2022 |
Tablodaki veriler, adı geçen dört çalışmanın kendi bildirdiği sonuçlarına dayanıyor.
Bulgunun sınırı
Köpek çalışmasının kendi içindeki en dikkat çekici ayrıntı bir tutarsızlık. İlk deneydeki köpeklerde, hangi kelime çalarsa çalsın sivri biçime doğru genel bir eğilim vardı; bu eğilim sahiplerin kulaklık taktığı ikinci deneyde kayboldu. Yazarlar bunun sahip etkisinden gelmesini olası görmüyor, çünkü insanlar genelde köşeli değil yuvarlak biçimleri yeğliyor. Onların gündeme getirdiği başka bir olasılık, köpeklerin kurttan kalan köşeli yüz hatlarının insan bebeğinin yuvarlak yüz hatlarıyla karşıtlık kurması ve bunun ters yönlü bir eğilim yaratması.
Dahası, ölçülen şey bakış değil kafa yönü; 19 köpeklik ikinci örneklem küçük; ve “daha çok bakmak” ile “kelimenin biçimini anlamak” aynı şey değil. Makalenin kendi özeti de bu sınırı kabul ediyor: bu bilişsel sürecin işlevini ve nasıl geliştiğini anlamak için daha fazla çalışma gerekiyor.
Asıl açık soru şu: evcil köpek on binlerce yıl insan konuşmasının içinde yaşadı. Bu eşleşme, bu uzun ortaklıktan mı geliyor, yoksa civcivlerde de görüldüğü gibi omurgalı beyninin çok daha eski bir ortak ayarı mı? İkisini ayırmanın yolu, insan konuşmasına hiç maruz kalmamış canlıları aynı odaya oturtmaktan geçiyor. Ve Türkçe konuşanların testteki ayrıksı sonucu hâlâ açıklanmış değil — belki de asıl ilginç soru orada.
Fotoğraf: Dirk Vorderstraße, CC BY 2.0, Wikimedia Commons