Eskiden Kalabalıktık
Yıllar içinde ayrılanlar, geri dönenler ve "eskiden kalabalıktık" cümlesinin içinde saklı olanlar. Suçlamadan, merakla soruyorum: o kalabalık nereye gitti?
Eskiden burada olan biri uğradığında konuşma çoğu zaman aynı cümleyle başlıyor: "Eskiden ne kalabalıktık." Söyleyen haklı. Bir zamanlar akşam saatlerinde odaya girdiğinde yandaki liste aşağı doğru uzar, satırlar okuyamayacağın hızda akardı. Bugün öyle değil.
Bu cümleyi yıllardır duyuyorum ve her seferinde içimde iki şey birden kıpırdıyor. Biri hafif bir sızı. Öteki merak: o kalabalık nereye gitti?
Kalabalığın içinde ne vardı
Önce dürüst bir şey söyleyeyim: o kalabalığın hepsi konuşmuyordu. Listede yüz isim varsa belki yirmisi yazıyordu. Geri kalanı bilgisayarını açık bırakıp işe gitmiş, yemeğe kalkmış, uyumuş insanlardı. Nick'leri odada dururdu, sahipleri başka yerde. Liste dolu görünürdü, oda o kadar dolu değildi.
Bunu küçümsemek için söylemiyorum. O açık bırakılmış nick'ler de bir şeydi; "buradayım, döneceğim" demenin bir yoluydu. Ama "eskiden kalabalıktık" derken hatırladığımız şeyin bir kısmının sandalyeler olduğunu, oturanlar olmadığını bilmek gerekiyor. Hafıza, boş sandalyeleri de dolu hatırlar.
Her dönemin bir kapısı
Gidenlerin çoğu bir gün kapıyı çarpıp çıkmadı. Her dönem kendi kapısını açtı ve insanlar o kapıdan yavaş yavaş geçti. Önce anlık mesajlaşma programları geldi; arkadaşlarla birebir konuşmak için bir odaya gerek kalmadı. Sonra sosyal ağlar, sonra telefondaki grup sohbetleri. Her biri sohbet odasının bir işini aldı: biri tanışmayı, biri haberleşmeyi, biri arkadaş grubunu. Kimi oyunlara geçti, kimi forumlara, kimi de internette konuşmayı tümden bıraktı.
Bir de hayat var tabii. Öğrenciyken her gece gelen biri işe girdi, evlendi, çocuğu oldu. Gece ikide sohbet eden yirmi yaşındaki genç şimdi gece ikide bebeğini uyutuyor. Bunu kimse bir ağın kaybı diye sayamaz. Bu sadece zamanın kendisi.
Aklımdaki liste
Kafamda yazılı olmayan bir liste var. Yıllar içinde her gece gelip sonra bir gün gelmeyen insanların listesi. Adlarını burada yazmayacağım, ama bazen birini hatırlıyorum: her sabah odaya "günaydın" yazan biri, hiçbir tartışmada taraf tutmayan biri, her gün aynı şarkıyı isteyen biri. Gittiklerinde veda etmediler. Bir gün yalnızca gelmediler.
Sohbet ağlarında vedalaşma pek olmaz. İnsanlar kapıyı kapatmaz, aralık bırakır. Bu yüzden gidenlerin çoğunun gerçekten gittiğini bile bilmiyoruz. Belki bir gün dönecekler, belki bir yerde hâlâ bu odayı düşünüyorlar. Bilmemek, insanın içinde bir kapıyı açık tutuyor.
Dönenler
En sevdiğim anlardan biri, yıllardır görmediğim bir nick'in odaya girmesi. İlk cümle genellikle bir sorudur: "Hâlâ açık mısınız?" Sonra birkaç tanıdık ad sorulur. Kimi şifresini hatırlamaz, kimi nick'inin hâlâ kendisine ait olup olmadığını merak eder.
Dönenlerin bir kısmı kalıyor. Kimi bir gece oturup yine kayboluyor. Bunu da anlıyorum. İnsan bazen eski mahallesinden geçer, sokağa bir bakar, sonra yoluna devam eder. Bakmaya gelmiş olması bile bir şey. Ben de o bakışı fark ediyorum; kısa sürse de odaya eski bir ses girmiş gibi oluyor ve o akşam herkes biraz daha uzun kalıyor.
Suçlamak kolay
"İnsanlar sosyal medyaya kaçtı" demek kolay. Gidenleri vefasızlıkla suçlamak da kolay. İkisi de bir şey açıklamıyor. İnsanlar gittikleri yerde bir şey buldular; kolaylık, arkadaşları ya da sadece alışkanlık. Bizim işimiz onlara kırılmak değil, o bulduklarını anlamak.
Kendi payımızı da biliyorum. Bir yer her girişinde tanıdık gelmezse, kapıda bir şey sürekli değişiyorsa, insan bir gün yorulur. Burayı bugün daha sakin, daha düzenli tutmaya çalışmamın sebeplerinden biri de bu. Dönmek isteyen biri kapıyı aynı yerde bulabilmeli.
Merak ediyorum
Bu yazıyı bir sitem için değil, bir soru için yazıyorum. Eskiden burada olup artık gelmeyen biri bunu okuyorsa, gerçekten merak ediyorum: nereye gittin? Orada ne buldun? Burada ne eksikti?
Cevabın bir şeyi düzeltmemize yarayabilir. Belki de yaramaz; bazı şeyler sadece değişir. Ama sormadan bilemem. İletişim sayfasından yazabilir ya da bir akşam sohbete uğrayıp söyleyebilirsin.
Az ama dolu
Bugün oda eskisi kadar kalabalık değil. Ama içindekiler gerçekten orada. Yazan biri cevapsız kalmıyor, gelen biri fark ediliyor. Bunu küçümsemiyorum; yıllar bana kalabalığın değil, karşılığın bir odayı yaşattığını öğretti.
Eskiden kalabalıktık, doğru. Şimdi daha azız. Ama kapı her akşam aynı saatte açılıyor ve içeride seni hatırlayan biri hâlâ olabilir.