Ay'daki çukurun altında mağara var mı: NASA, GIMLI ekibini seçti
Marius Tepeleri'ndeki 40 metre derinliğindeki çukurun bir lav tüpüne açılıp açılmadığını ölçecek GIMLI, NASA'nın PRISM programına seçildi. Yöntem Apollo'dan beri Ay'da denenmedi.
Ay'ın görünen yüzünde, Oceanus Procellarum'un batısındaki Marius Tepeleri bölgesinde, kıvrımlı bir vadinin tam ortasında eliptik bir delik var. Arizona State Üniversitesi'nin yürüttüğü Lunar Reconnaissance Orbiter Camera (LROC) ekibinin Ay çukurları atlasına göre bu deliğin iç çapı 49-55 metre, huni biçimli üst kenarı 79-92 metre, derinliği ise stereo görüntülerden çıkarılan arazi modeliyle 40 metre. Tabanı atlas kaydında tek cümleyle anlatılıyor: çoğunlukla düz, kaya bloklarıyla kaplı.
Kimse bu tabanın kenarlarında ne olduğunu bilmiyor. Yörüngeden bakan bir kamera dikine iner, duvarın altındaki boşluğu göremez. İşte NASA'nın eylül sonunda duyurduğu üç yeni Ay yüzeyi araştırmasından biri, tam bu soruyu çözmek üzere seçildi.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Üç araştırma, bir tanesi yer altına bakıyor
NASA, Ay yüzeyine bilimsel yük gönderen PRISM (Payloads and Research Investigations on the Surface of the Moon) programı kapsamında üç yük takımını seçtiğini açıkladı. Yükler, ajansın ticari Ay taşımacılığı girişimi CLPS üzerinden, özel şirketlerin sağladığı iniş araçlarıyla gidecek.
| Araştırma | Baş araştırmacı ve kurum |
|---|---|
| LEMS-SP (Lunar Environment Monitoring Station – South Pole) | Mehdi Benna, Maryland Üniversitesi Baltimore County |
| GIMLI (Geophysical Instruments for Marius Lunar pit Investigation) | Nathaniel "Than" Putzig, Planetary Science Institute |
| DISCO (Depth Imager with Spectral and Color Optics) | Ariel Deutsch, NASA Ames Araştırma Merkezi |
Veriler NASA'nın 29-30 Eylül 2026 tarihli duyurusundan. NASA Bilim Misyonları Direktörlüğü yardımcı yöneticisi Nicky Fox duyuruda, "bilim Ay yüzeyine ilk gidiyor ki gelecekteki astronot ekiplerimize hayati bilgiyi sağlayabilsin" diyor. Ortadaki satır, yani GIMLI, Marius Tepeleri çukurunun altında bir lav tüpü olup olmadığını ölçmeye gidiyor.
Delik 2009'da bir Japon kamerasının gözüne çarptı
Çukurun hikâyesi, Ay'ın altındaki boşluk fikrinin yarım yüzyıllık teorik geçmişiyle, ancak nispeten yeni bir gözlemle başlıyor. 2009'da Japonya'nın Kaguya sondasındaki Arazi Kamerası'nın 10 metre/piksel çözünürlüklü görüntülerinde Marius Tepeleri'ndeki bu delik fark edildi; Junichi Haruyama ve arkadaşları Geophysical Research Letters'da bunun bir lav tüpünün çökmüş çatısı, yani bir "çatı penceresi" olabileceğini öne sürdü. Deliğin çevresinde volkanik malzemenin dışarı püskürdüğüne dair birikinti de, altta bir fay ya da dayk olduğunu düşündürecek komşu çöküntüler de yoktu. Aynı yıl yola çıkan NASA'nın Lunar Reconnaissance Orbiter'ı deliği çok daha ince çözünürlükte görüntüledi.
Lav tüpü kısaca şu: akan bazalt lavın yüzeyi soğuyup katılaşır, içeride sıcak lav akmaya devam eder, kaynak kesilince geriye içi boş bir tünel kalır. Dünya'da İzlanda'dan Hawaii'ye, Hatay'daki örneğe kadar bilinen bir yapı. Ay'da ise çekim ivmesi Dünya'nın altıda biri olduğu için aynı yapıların çok daha geniş açıklıklarla ayakta kalabileceği hesaplanıyor.

Mağaranın değeri konforda değil, hayatta kalmada
Ay yüzeyi insan için üç ayrı sorun üretiyor. Birincisi atmosfer ve manyetik kalkan olmadığı için kozmik ışınlar ve güneş parçacıkları doğrudan iniyor. İkincisi sıcaklık: yüzey gündüz 127 santigrat dereceye ısınıyor, 14 günlük gecede eksi 173 dereceye düşüyor. Üçüncüsü mikro-göktaşı yağmuru, yine hiçbir şeyin yavaşlatmadığı bir çarpma akışı.
Çukurların bu üçünü birden hafiflettiğine dair ilk ölçüm 2022'de geldi. UCLA'dan Tyler Horvath, David Paige ve Colorado Boulder Üniversitesi'nden Paul Hayne, LRO üzerindeki Diviner ısıl radyometresinin verisiyle Mare Tranquillitatis çukurunu inceledi ve kalıcı gölgede kalan bölümlerin Ay günü boyunca neredeyse sabit, 17 santigrat derece civarında kaldığını buldu. Nedeni, çukurun üst kenarındaki geniş çıkıntı: gündüz ısının içeri girmesini, gece de kaçmasını engelliyor.
Daha önce, 2014'te LROC görüntülerinde 200'den fazla çukuru otomatik bir algoritmayla tarayan Arizona State Üniversitesi'nden Robert Wagner, NASA'nın duyurusunda şunu söylemişti: "Bir çukura, ideal olarak bir çıkıntının birkaç on metre altına yerleştirilmiş bir yaşam modülü astronotlar için çok güvenli bir yer olur: radyasyon yok, mikro-göktaşı yok, muhtemelen çok az toz ve vahşi gündüz-gece sıcaklık salınımı yok."
NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nin Bilimsel Görselleştirme Stüdyosu'nun hazırladığı ve "NASA | Peeking Into Lunar Pits" adıyla NASA Goddard kanalında yayımladığı görselleştirme, çukurların yer altında genişlediği varsayımını canlandırıyor. Dikkat: bu bir animasyon, ölçüm değil.
GIMLI yüzeyi delmeyecek, dinleyecek
GIMLI'nin yöntemi jeofizik: çukurun kenarında gezinen bir aracın altındaki boşluğu üç farklı fizikle aramak.
- Yere nüfuz eden radar: yüzeye radyo dalgası gönderip yer altı katmanlarından dönen yansımaları okur. Donanımı Norveç Uzay Ajansı sağlıyor; Oslo Üniversitesi de ekipte.
- Aktif kaynaklı sismik: kasıtlı olarak küçük bir titreşim üretip yer altından dönen dalgaları sensörlerle kaydetmek. Yer altındaki boşluk, dalgaları kayanın geçirdiğinden farklı geçirir.
- Gravimetre: yerçekimi alanındaki minik azalmaları ölçer. Altta kaya değil boşluk varsa kütle eksilir, ölçüm düşer.
- Kameralar: arazi ve çukur duvarlarının görüntüsü.
Donanımın büyük bölümünü, Blue Origin'e bağlı Honeybee Robotics yapacak. Ekipte Boise State Üniversitesi, Johns Hopkins Üniversitesi ve Lunar and Planetary Institute'ten ortak araştırmacılar var.
Baş araştırmacı Than Putzig, kurum bülteninde yöntemin kendisine dikkat çekiyor: "Gezegen bilimine kasıtlı aktif kaynaklı sismik yöntemleri geri kazandırmak uzun zamandır içimde olan bir istekti; çünkü Apollo astronotlarının Ay'da ilk sismik ölçümleri yapmasından bu yana esasen hiç yapılmadı." Putzig, üç yöntemin birlikte kullanılmasının "Marius Tepeleri çukurundan uzağa doğru uzanan bir lav tüpünün beklenen tespiti dâhil" yer altı özelliklerini çok daha iyi anlamayı sağlayacağını söylüyor.
Projenin yardımcı baş araştırmacısı, PSI'den Gareth Morgan ise bilimsel kazancı başka yere koyuyor: "Önemli boyutta bir lav tüpünü doğrulamak, Ay'da volkanizmanın nasıl işlediğine dair bize bir kavrayış kazandırır." Yani asıl ödül bir astronot barınağı değil, Ay'ın volkanik geçmişinin kaydı.
Kanıt şu an nerede duruyor
Burada açık söylemek gerekiyor: Marius Tepeleri çukurunun bir mağaraya açıldığı kanıtlanmış değil. Elde dolaylı iki iz var.
Birincisi 2017'de Kaku ve arkadaşlarının Geophysical Research Letters'da yayımladığı çalışma. Ekip, aynı Kaguya sondasının Ay Radar Sondalayıcısı verisinde çukurun çevresindeki bölgeyi taradı; benzer yankı desenlerinin çoğunu, GRAIL görevinin yerçekimi verisinin kütle eksikliği işaret ettiği yerlerde buldu. Sonuç, çukurdan batıya doğru uzanan, yaklaşık 50 kilometre uzunluğunda sağlam bir lav tüpü yorumuydu. Yorum, ölçüm değil: yörüngeden gelen radar yankısı birden fazla biçimde okunabilir.
İkincisi, başka bir çukurda elde edilen daha güçlü bir sonuç. 2024 Temmuz'unda Nature Astronomy'de yayımlanan çalışmada Trento Üniversitesi'nden Leonardo Carrer ve ekibi, LRO üzerindeki Mini-RF radarının 2010'da topladığı veriyi yeni sinyal işleme teknikleriyle yeniden çözümledi ve Mare Tranquillitatis çukurunun altında onlarca metre uzunluğunda, erişilebilir bir mağara kanalı bulunduğuna dair radar kanıtı sundu. Carrer'in ifadesiyle, "gözlemlerimizin en olası açıklaması içi boş bir lav tüpü." Aynı ekipten Lorenzo Bruzzone ise bulgunun ağırlığını şöyle anlatıyor: "Bu mağaralar 50 yıldan fazla süredir teorik olarak öne sürülüyordu, ama varlıklarını ilk kez gösterdik." Çalışmaya Padova Üniversitesi ve Johns Hopkins Uygulamalı Fizik Laboratuvarı da katkı verdi.
Yani bir Ay çukurunun altında mağara kanalı olduğu yörünge radarıyla gösterildi; ama Mare Tranquillitatis'teki durum Marius Tepeleri'ndeki çukur için otomatik olarak geçerli değil. GIMLI'nin farkı ölçümün yerinden yapılacak olması: yörüngeden 100 kilometre yukarıdan değil, deliğin kenarından.
Sırada ne var
Takvim ve maliyet henüz kamuya açılmadı. NASA duyurusunda GIMLI'nin hangi CLPS sağlayıcısıyla, hangi yılda gideceği belirtilmiyor; bütçe rakamı da ne NASA bülteninde ne kurum bülteninde yer alıyor. Dolayısıyla "şu tarihte inecek" diyen bir okumaya şüpheyle bakmak gerekir.
Açık kalan soru şu: çukurun tabanından yana doğru giden bir tünel varsa, girişi insanın ya da bir aracın geçebileceği kadar açık mı, yoksa çökmüş kaya bloklarıyla kapalı mı? GIMLI'nin radarı ve sismiği boşluğun nerede başladığını söyleyebilir, ama içine girilebilir olup olmadığını söylemek için bir gün o tabana inen bir araç gerekecek.
Fotoğraf: NASA/Lunar Reconnaissance Orbiter Camera (LROC) Science Operations Center (SOC) team at Arizona State University, Public domain, Wikimedia Commons