Beaufort Denizi'nde 500 metre derinde yedi yıl: Arktik'in ses haritası
Alaska'nın kuzeyinde 500 metre derinde asılı bir hidrofon yedi yıl aralıksız dinledi. Sonuç: Arktik'in su altı sesini mevsime göre buz mu dalga mı kuruyor, ilk kez ölçüldü.
Ekim 2014. Alaska'nın kuzey kıyısından açılan bir araştırma gemisi, 72 derece kuzey enlemine geldiğinde suya basınca dayanıklı bir kapsül bırakıyor. Kapsül, deniz tabanının bin metre aşağıda olduğu bir noktada zincire bağlı duruyor; dibe inmiyor, yüzeyin 500 metre altında asılı kalıyor. İçinde tek bir mikrofon var — havanın değil, suyun mikrofonu: hidrofon. O gün oraya bırakılan kutu, yedi yıl boyunca aralıksız kayıt aldı.
Bu kaydın çözümlemesi bu yıl yayımlandı. Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'ndan Siobhan Niklasson ve arkadaşları, Beaufort Denizi'ndeki yedi yıllık sürekli dinleme verisini The Journal of the Acoustical Society of America dergisinde (cilt 159, sayı 6, sayfa 5038-5052) anlattı. Ortaya çıkan şey bir keşif değil, bir taban çizgisi: Arktik Okyanusu'nun su altında normalde nasıl ses çıkardığının ölçülmüş kaydı.
-
Yemek tarifleri
Malzeme listesi, adım adım yapılış, süre ve porsiyon bilgisiyle. Çorbadan tatlıya kategoriye göre gez ya da aradığını doğrudan ara.
Tariflere bak → -
Nasıl yapılır rehberleri
Telefon ayarlarından resmî işlemlere, hesap güvenliğinden günlük hayattaki küçük sorunlara: numaralı adımlar ve tahmini süreyle anlatılmış rehberler.
Rehberleri gör → -
Program arşivi
Tarayıcılar, güvenlik araçları, ofis ve medya yazılımları. Her kayıtta ne işe yaradığı, sürümü ve indirme bağlantısı.
Programlara göz at → -
Sesli ve görüntülü sohbet
Odalarda grup görüntülü sohbet, birebir sesli arama ve canlı yayın. Tarayıcıdan çalışır — eklenti, uygulama ya da kurulum gerekmez.
Odalara gir →
Laboratuvarın 23 Eylül 2026 tarihli duyurusunda Niklasson, işin mantığını tek cümleyle özetliyor: “Olağandışı bir şeyi güvenilir biçimde saptayabilmeniz için önce neyin olağan olduğunu anlamanız gerekir. Arktik'ten gelen uzun süreli, kesintisiz akustik kayıtlar son derece nadir.” Denizin altında ses, havadakinden çok daha uzağa gider; bu yüzden tek bir hidrofon, yüzlerce kilometre ötedeki bir olayı duyabilir. Ama duyduğu şeyin sıra dışı olduğunu ancak sıradan olanı bilen biri anlayabilir.
Kutu nerede duruyor, ne dinliyor
Hidrofon, NOAA ile Ulusal Park Servisi'nin ortak yürüttüğü Okyanus Gürültüsü Referans İstasyonları ağının bir parçası. Ağın ilk istasyonu Haziran 2014'te denize indirildi, izleyen iki yılda on bir istasyon daha eklendi. Hepsi aynı tasarım: basınca dayanıklı bir gövde, kalibre edilmiş yönsüz bir hidrofon, frekansa göre ayarlanmış bir ön yükselteç ve 16 bitlik bir kayıt sistemi. Amaç, farklı denizlerdeki ses seviyelerini birbiriyle karşılaştırılabilir kılmak — herkesin kendi cihazıyla ölçtüğü dağınık verilerden değil, aynı ölçekten okumak.
Bu yazıdaki istasyon bilgileri NOAA Pasifik Deniz Çevresi Laboratuvarı'nın (PMEL) yayımladığı istasyon çizelgesinden, inceleme bandı ise makalenin kendisinden alındı.
| İstasyon | NRS01, Alaska Arktik'i |
|---|---|
| Konum | 72,44 derece kuzey — 156,55 derece batı |
| Su derinliği | 1.000 metre |
| Cihazın derinliği | 500 metre |
| İlk yerleştirme | Ekim 2014 |
| Ağın kapsamı | ABD sularında 12 istasyon (ilk yerleştirme Haziran 2014) |
| İncelenen frekans bandı | 1-125 Hz |
1-125 Hz dar bir aralık gibi görünebilir; insan kulağının duyduğu alanın en alt ucu. Ama makaleye göre bölgesel yer sarsıntılarının ve benzeri olayların izi tam da bu bantta aranıyor. Yani bu çalışma balina sesleri için değil, yerkürenin ve insanın çıkardığı alçak frekanslı gürültü için yapıldı.

Buz, bu denizin ses düzeneğini kuran parça
Makalenin en net bulgusu şu: deniz buzu, Arktik Okyanusu'nun akustik ortamında anahtar öğe. Yazarların ifadesiyle buz, incelenen bütün frekanslarda ortam ses seviyesini ya doğrudan belirliyor ya da ona katkıda bulunuyor. Ve mevsim değişince ses kaynağı da değişiyor.
Buzun az olduğu aylarda baskın ses, rüzgâr ve deniz yüzeyindeki dalgalar. Yüzey açıkta olduğu için dalga kırılması suyun altına sürekli bir uğultu yolluyor. Buzla kaplı aylarda ise kaynak değişiyor: rüzgârın ittiği buzun kendisi gürültü üretiyor. Buz kütleleri birbirine biniyor, sürtüyor, çatlıyor, kırılıyor — her biri suya ayrı bir ses veriyor.
Buradaki ince ayrım önemli: buzla kaplı bir deniz sessiz bir deniz değil. Buz, yüzeyi dalgadan koruyarak bir ses kaynağını susturuyor, ama yerine bir başkasını koyuyor.

Bu seslerin nasıl olduğunu merak edenler için NOAA'nın Pasifik Deniz Çevresi Laboratuvarı'nın yayımladığı “Sounds of the Arctic Sea Ice Pack” başlıklı kayıt var. Videoda, hareket hâlindeki buz kütlesinin su altında çıkardığı inleme ve ıslık benzeri sesler dinleniyor.
İnsanın kattığı ses
Kayıtta doğa kadar belirgin olan bir başka kaynak daha var: sismik araştırmalar. Deniz tabanının altındaki katmanları görüntülemek için gemiler basınçlı hava kaynakları kullanıyor; kısaca hava topu denen bu düzenek suya düzenli aralıklarla güçlü bir basınç darbesi salıyor. Makaleye göre bu darbeler buzun az olduğu dönemlerde kayıtta belirgin biçimde görünüyor.
Daha ilginci, sesin ne kadar zayıfladığını belirleyen ikinci etken: yalnızca uzaklık değil, sesin yol boyunca geçtiği deniz tabanının karmaşıklığı. Taban engebeli olduğunda ses seviyesi daha hızlı düşüyor. Yani Arktik'te iki nokta arasındaki akustik mesafe, haritadaki mesafeyle aynı şey değil.
Gemi trafiği de tabloya giriyor. NOAA'nın 2021 tarihli Arktik Karnesi'nde, Washington Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı'ndan K. M. Stafford'ın hazırladığı bölüme göre Kuzeybatı Geçidi'nden geçen gemi sayısı 2013 ile 2019 arasında yüzde 44 arttı. Buz çekildikçe daha önce kapalı olan sular açılıyor; açılan her rota suya yeni bir ses ekliyor.
Neden bir laboratuvar buz sesi dinler
Çalışmanın desteği, işin amacını da açıklıyor: fon, ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi'nin nükleer yayılmanın önlenmesine dönük araştırma programından ve Los Alamos'un kendi araştırma fonundan geldi. Su altı akustiği, uzak bölgelerde olup biteni uzaktan izlemenin birkaç yolundan biri. Yer sarsıntıları, su altı patlamaları, gemi hareketleri — hepsi suya iz bırakıyor.
Ama makalenin tartışma bölümünün asıl uyarısı teknik: mevsimlik gürültü farkı, olay saptamayı doğrudan etkiliyor. Kışın buz gürültüsünün yükseldiği bir bantta, yazın rahatça görülebilecek bir sinyal arka planın içinde kaybolabilir. Yani “bu istasyon ne kadar küçük bir olayı duyar?” sorusunun tek bir cevabı yok; cevap takvime bağlı.
Bulgunun sınırını da yazmak gerek. Bu bir tek nokta ölçümü: Beaufort Denizi'nde tek bir hidrofon, tek bir derinlik, 1-125 Hz arası tek bir bant. Arktik Okyanusu'nun tamamı için değil, o noktadaki taban çizgisi için geçerli. Yazarların kendileri de sonuçları “Alaska Arktik'i” başlığı altında sunuyor.
Türkiye nerede duruyor
Türkiye'nin kutup programı Arktik'te düzenli olarak sahada. TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü'nün yürüttüğü 6. Ulusal Arktik Bilimsel Araştırma Seferi Temmuz 2026'da tamamlandı; kurumun duyurusuna göre sefere 12 araştırmacı katıldı ve 12 ayrı proje yürütüldü. Duyuruda sayılan alanlar oşinografi, biyoloji, kimya, atmosfer çalışmaları, meteoroloji, jeodezi ve uydu sistemleri.
Bu listede su altı akustiği yok. Bu bir eksiklik değil, bir tercih meselesi — ama Arktik'te uzun süreli ses kaydının ne kadar az olduğu düşünülürse, kulak vermeye hazır bir alanın orada boş durduğu da söylenebilir.
Sırada ne var
Asıl merak edilen soru, bu yedi yıllık kaydın kendisinden çok onun ne zaman eskiyeceği. Eğer deniz buzu çekilmeyi sürdürürse, kışın baskın olan “rüzgârın ittiği buz gürültüsü” yerini yavaş yavaş dalga uğultusuna bırakacak. O durumda bugün ölçülen taban çizgisi bir sabit değil, kayan bir çizgi olur.
Ve burada yanıtı henüz olmayan bir soru duruyor: tek bir noktada asılı duran bir kutunun yedi yılda topladığı veri, bütün bir okyanusun değiştiğini gösterecek kadar güçlü mü, yoksa bu iş için Arktik'e çok daha fazla kulak mı gerekiyor?
Fotoğraf: Luke Jones (Accretion Disc on Flickr) https://www.flickr.com/photos/befuddledsenses/, CC BY 2.0, Wikimedia Commons