Bahçe hortumu kalınlığında kablo: interneti taşıyan hattın sekiz katmanı

Okyanus dibinde kıtalar arası verinin yüzde 99'unu taşıyan kablo 17-21 milimetre. Sekiz katmanın altındaki cam lif, kıyıdan beslenen tekrarlayıcılar ve kopan kablonun neden ortalama 50 gün beklediği.

Bahçe hortumu kalınlığında kablo: interneti taşıyan hattın sekiz katmanı
Teknoloji 13 Ekim 2026 9 dk okuma 6 okunma

ABD'nin New Hampshire eyaletindeki Newington'da, Piscataqua Nehri'nin ağzına bakan yaklaşık 20 hektarlık bir arazide üretilen nesneyi elinize alsanız sıradan bir bahçe hortumundan ayırt etmeniz zor olurdu. Derin denize inen bölümünde çapı 17 ile 21 milimetre arasında. Göbeğinde ise saç telinden ince cam lifleri var ve kıtalar arası veri trafiğinin yüzde 99'undan fazlası bu liflerin içinden ışık darbeleri hâlinde geçiyor.

Tesis 1953'te Simplex Wire and Cable adıyla açılmış; bugün SubCom işletiyor. Portsmouth Herald'ın Ocak 2026'da yayımladığı habere göre fabrika yılda 58 bin kilometre denizaltı kablosu çıkarıyor, genişleme tamamlandığında hedef önce 77 bin, uzun vadede 100 bin kilometre. Şirketin sözcüsü Courtney McDaniel habere verdiği yanıtta talebin "hiper ölçekli veri sağlayıcıları ve diğer özel yatırımcılar" tarafından sürüklendiğini söylüyor. Aynı haberde küçük ama öğretici bir düzeltme de var: yerel yetkililerin aktardığı 500 milyon dolarlık yatırım rakamını şirket doğrulamamış, doğrusunu da açıklamamış.

Buradaki asıl merak konusu fabrikanın büyüklüğü değil. O hortumun içinde ne olduğu, neden bu kadar ince olmak zorunda olduğu ve koptuğunda ne olduğu. Çünkü en çarpıcı sayı üretim hattında değil, onarımda: Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) ile Uluslararası Kablo Koruma Komitesi'nin (ICPC) 2026'da yayımladığı Denizaltı Kablo Dayanıklılığı raporuna göre bir arızadan sonra onarıma başlamanın küresel ortalaması 50 gün.

Fabrikanın ölçeği ve bir kablonun yolculuğu

SubCom'un Newington tesisinde yaklaşık 800 kişi çalışıyor; şirket bunun küresel personelinin yarısından fazlası olduğunu söylüyor. Genişleme için 100 bin fit kareden (yaklaşık 9.300 metrekare) fazla üretim alanı ekleniyor, yeni ekstrüzyon ve güç iletkeni hatları kuruluyor, 75 ile 100 arası yeni kişi alınıyor. Şirketin kendi bildirdiğine göre 2025'te dünyada bir milyon kilometre denizaltı kablosu döşeyen ilk kuruluş olmuş; bu rakam şirket beyanıdır, bağımsız bir sayımdan gelmiyor.

Kablo fabrikadan çıkar çıkmaz denize gitmiyor. ITU raporu, sistemin üretimi bittikten sonra gemiye yüklenmesi ve döşemenin başlayacağı noktaya ulaşması aşamasının tek başına bir ile iki ay sürdüğünü yazıyor. Bu süreye kablonun gemi tanklarına sarılması ve tekrarlayıcılarla yedek parçaların birlikte yüklenmesi de dâhil. Sistem gemiye binmeden fabrikada uçtan uca sınanıyor, çünkü deniz dibine indikten sonra bir bileşeni değiştirmenin maliyeti bambaşka.

Neden ipince olmak zorunda

Denizaltı kablosunun kalınlığı sabit değil, güzergâh boyunca değişiyor. Balıkçılık ve kablo sektörlerinin ortak bilgilendirme projesi KIS-ORCA'nın yayımladığı ölçülere göre 2.000 metreden derin suda kullanılan hafif kablo 17-21 milimetre çapında. Zırh yalnızca 2.000 metreden sığ sulara girildiğinde ekleniyor ve zırhlı kablo 50 milimetreye kadar kalınlaşıyor. Aynı kaynağa göre zırhlı kabloların kopma dayanımı 20 tondan 70 tonun üzerine çıkabiliyor.

Mantık şu: derin denizde kabloyu tehdit eden tek şey döşeme sırasında kendi ağırlığı ve suyun basıncı. Sığ suda ise dip taraması yapan balıkçı takımları ve sürüklenen gemi demirleri var. Bu yüzden korumayı her yere değil, gerektiği yere koyuyorlar. İncelik aynı zamanda bir hacim problemi: bir geminin tankına ne kadar kablo sığacağı doğrudan kablonun çapına bağlı.

ITU raporu, sığ bölümlerde en etkili korumanın zırh değil gömme olduğunu belirtiyor. Kablo deniz tabanına gömülünce hem dış etkilerden korunuyor hem de yerinde sabitlendiği için sürtünmeyle aşınma riski ciddi biçimde düşüyor. İki yöntem kullanılıyor: pullukla açılan oluğa yatırmak ya da yüksek basınçlı su jetiyle tabanı akışkanlaştırıp kabloyu içine gömmek.

Katman katman: dıştan içe sekiz kat

Derin deniz kablosunun standart kesiti dıştan içe şöyle diziliyor:

  • Polietilen: en dışta, suyla ve dip sürtünmesiyle temas eden kılıf.
  • Mylar bant: polietileni alttaki metal katmandan ayıran ince polyester film.
  • Bükülü çelik teller: kablonun taşıyıcı iskeleti. Döşeme sırasındaki çekme yükünü cam lifler değil bu teller karşılıyor.
  • Alüminyum su bariyeri: suyun kablo boyunca ilerlemesini engelleyen sızdırmaz tabaka.
  • Polikarbonat: iç ve dış metal katmanları birbirinden yalıtan sert plastik.
  • Bakır ya da alüminyum tüp: iki iş birden yapıyor; hem cam lifleri saran basınç kabuğu hem de tekrarlayıcıları besleyen elektrik iletkeni.
  • Petrol jeli: tüpün içini dolduran, boşluk ve nem bırakmayan dolgu.
  • Optik lifler: en merkezde, veriyi taşıyan cam. Geri kalan yedi katmanın tek işi bunları korumak.

Dikkat çekici olan oran: sekiz katmanın yedisi veri taşımıyor, yalnızca koruyor. Bir denizaltı kablosu esasen cam lif için tasarlanmış bir zırh.

BölümSu derinliğiÇap
Hafif kablo (derin deniz)2.000 metreden derin17-21 mm
Zırhlı kablo (sığ su, kıyı yakını)2.000 metreden sığ50 mm'ye kadar
Zırhlı kablo kopma dayanımı-20 ton ile 70 tonun üzeri

Tablodaki ölçüler KIS-ORCA'nın yayımladığı kablo tasarım bilgilerinden derlendi.

Tekrarlayıcılar: kablonun içinden geçen elektrik hattı

Işık cam içinde ilerlerken zayıflıyor. Bu yüzden uzun hatlarda belirli aralıklarla tekrarlayıcı denen optik yükselteçler devreye giriyor: sinyali okuyup yeniden üretmiyor, doğrudan güçlendiriyorlar. Ama bir yükselteç elektrik ister ve okyanusun ortasında priz yok. Elektrik, kablonun kendi içindeki bakır ya da alüminyum tüpten, kıyıdaki istasyondan geliyor.

Denizaltı kablosu tekrarlayıcısı, Londra'daki Enderby's Wharf'ta sergileniyor
Denizaltı kablosu tekrarlayıcısı, Londra'daki Enderby's Wharf'ta sergileniyor — Stephen Craven, CC BY-SA 2.0 (Wikimedia Commons)

NEC'in teknik dergisinde yayımlanan güç besleme makalesine göre uzun mesafeli denizaltı sistemlerinde besleme gerilimi 15 bin volt mertebesine çıkıyor ve akım sabit tutuluyor. İşleyiş akıllı bir şekilde yedekli: iki uçtaki kıyı istasyonunun her biri toplam gerilimin yarısını, biri artı biri eksi kutupta veriyor. Bir uçtaki besleme ünitesi devreden çıkarsa diğer uç tek başına toplam gerilimi yükleniyor ve tekrarlayıcılara giden sabit akım kesilmiyor.

Aralıklar hakkında somut bir sayı, Meta'nın mühendislik bloğunda Eylül 2026'da tanıttığı Petal sisteminden geliyor: Fransa ile ABD arasındaki yaklaşık 7.000 kilometrelik hat için yaklaşık 100 tekrarlayıcı öngörülüyor. İki sayı birlikte okunduğunda ortalama 70 kilometrede bir yükselteç demek. Meta aynı yazıda tasarımın mevcut kıyı besleme donanımının sınırları içinde kalmak zorunda olduğunu, bu donanımın 18 kV'a kadar derecelendirildiğini belirtiyor.

Kapasite neden kalınlıkla değil lif sayısıyla büyüyor

Bir kablonun kapasitesini artırmanın en kolay yolu daha çok lif koymak gibi görünür. Sorun şu ki her lif çifti kendi yükseltecini, her yükselteç de kıyıdan gelen elektriği istiyor. Yani tavanı cam değil, kıyı besleme gücü koyuyor. Meta'nın kendi sistemlerinin kuşakları bu sıkışmayı iyi gösteriyor.

SistemLif çiftiTasarım kapasitesi
Marea8-
Amitié16-
Anjana240,5 Pbit/s
Petal (2029 hedefi)24 çift, çift çekirdekli lif1 Pbit/s

Bu tablonun verisi Meta'nın mühendislik bloğundaki Petal yazısından. Şirketin anlattığına göre Petal'de Sumitomo Electric'in geliştirdiği iki çekirdekli lif kullanılıyor; yani 24 lif çifti fiziksel olarak 48 çift gibi davranıyor. Kablo kalınlaşmıyor, besleme gücü de artmıyor, tek bir cam lifin içine iki ayrı ışık yolu açılıyor. Saniyede 1 petabit, yani 1.000 terabit, bugüne kadar tekrarlayıcılı bir sistemde ulaşılmış en yüksek tasarım kapasitesi olacak; sistemin 2029'da hizmete girmesi hedefleniyor.

Gemiden deniz dibine

Döşeme işini özel donanımlı kablo gemileri yapıyor. Gemi, kabloyu tanklarından açarak dibe bırakırken hızını, kablonun denize giriş açısını ve dipteki duruşunu birlikte yönetmek zorunda: fazla gergin bırakırsan kablo askıda kalıp aşınır, fazla gevşek bırakırsan boşa kablo harcanır. SubCom kendi kanalında yayımladığı canlandırmada bu akışı gösteriyor.

Kablo gemisi CS Decisive, 2025'te Güney Carolina'daki Charleston limanından ayrılıyor
Kablo gemisi CS Decisive, 2025'te Güney Carolina'daki Charleston limanından ayrılıyor — Pburka, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons)

Kablolar neden kopar

ITU ile ICPC'nin 2026 raporu, dünyada yılda yaklaşık 150 ile 200 arası kablo arızası yaşandığını yazıyor. Raporun özeti, bu olayların büyük bölümünün insan kaynaklı deniz faaliyetlerinden kaynaklandığını, başta ticari balıkçılığın ve sürüklenen gemi demirlerinin geldiğini belirtiyor. Bunlara doğal dip hareketleri ve bir başka yapısal kırılganlık ekleniyor: güzergâhların dünya üzerindeki birkaç dar geçişte yoğunlaşması.

Arızalar birkaç türe ayrılıyor. Kablo tamamen kopmuş olabilir, yalıtım zedelenip elektrik kaçağı oluşmuş olabilir ya da iletken bütünlüğü bozulmuş olabilir. Teşhis, lifin içine gönderilen ışığın geri dönüşünü ölçen reflektometre ile besleme donanımının elektriksel sınamalarıyla yapılıyor. Kıyı istasyonundaki bu ölçüm ne kadar isabetli olursa gemi denizde o kadar az arama yapıyor ve yanına doğru yedek parçayı alıyor.

Bir ayrıntı da derinlikle ilgili: rapora göre 5.000 metreden derin onarımlar çok ender, toplamın yüzde 5'inden azını oluşturuyor. Ama olduğunda hem uzun hem riskli sürüyor.

Asıl darboğaz onarım değil, onaracak gemiyi bulmak

Kabloyu dipten alıp eklemek, işin en kısa kısmı. ITU raporu ekleme aşamasının tipik olarak 1 ile 3 gün sürdüğünü, bunun da hava penceresine bağlı olduğunu söylüyor; gemi ekleme boyunca saatlerce aynı noktada durmak zorunda. Ardından bir uzaktan kumandalı araç kabloyu yerine yatırıp yeniden gömüyor.

Süreyi uzatan şey bu teknik adımlar değil. Rapora göre bekleyiş iki yerde birikiyor. Birincisi izinler ve yedek parçaların gümrük işlemleri; aynı anda birden fazla arıza varken sınırlı sayıda gemi için sıraya girmek de buraya ekleniyor. İkincisi coğrafya: geminin önceden konumlandırıldığı bölgelerde arıza yerine varış 1-3 gün sürerken, gemisiz bölgelerde yalnızca yolculuk 10 günü aşabiliyor.

Filonun durumu bu tabloyu açıklıyor. Rapora göre 2025 itibarıyla dünyada kablo onarımı yapabilecek teknik yeterliğe sahip gemi sayısı yaklaşık 70; ancak bunların çoğu ya ticari döşeme işlerinde meşgul ya da artık aktif hizmet için bakımlı tutulmayan eski tekneler. Rapor, mevcut talep karşısında küresel onarım filosunu doğrudan "yetersiz" diye tanımlıyor. Dağılım da dengesiz: Asya-Pasifik ile Kuzey Amerika/Avrupa/Kuzey Atlantik bölgelerinin her biri dünya filosunun yaklaşık yüzde 40'ını barındırıyor, geniş okyanus alanları ise neredeyse kapsama dışında. Yeni ve bu iş için özel yapılmış bir onarım gemisinin maliyeti 100 ile 150 milyon dolar arasında; rapor bunu filo yenilemenin önündeki temel engel olarak gösteriyor.

Bütün bunların toplamı o 50 günlük ortalama. Raporun verdiği karşılaştırma ise sorunun ne kadarının kâğıt işi olduğunu gösteriyor: onarım gemileri için önceden yetkilendirme düzenlemesi kuran Birleşik Krallık'ta onarıma başlama süresi ortalama 8 gün.

Türkiye'ye uğrayan kablolar

Telekom pazarı araştırma şirketi TeleGeography'nin herkese açık denizaltı kablo haritası verisine göre Türkiye'de altı iniş noktası ve bu noktalara bağlı altı sistem bulunuyor. İniş noktaları İstanbul, Marmaris, İğneada, Bozyazı, Samandağ ve Şile.

SistemUzunlukHizmete girişTürkiye'deki inişSahibi
Turcyos-1110 km1993BozyazıTürk Telekom
KAFOS538 km1997İğneada, İstanbulTürk Telekom International
MedNautilus7.000 km2001İstanbulSparkle
Turcyos-2213 km2011SamandağTürk Telekom
SeaMeWe-520.000 km2016Marmaris18 ortaklı konsorsiyum
Kardesa1.385 km2027 (planlanan)ŞileNeqsol Holding, Vodafone

Listenin yapısı öğretici. Uzun mesafeli yükü iki sistem taşıyor: 2001'de hizmete giren MedNautilus, İstanbul'u Girit, Atina, Katanya, Kıbrıs ve İsrail üzerinden Akdeniz ağına bağlıyor. 2016'da devreye giren SeaMeWe-5 ise Marmaris'ten geçerek Singapur'dan Fransa'ya kadar uzanan 20 bin kilometrelik hattın bir uğrak noktası yapıyor Türkiye'yi. Turcyos-1 ve Turcyos-2 kısa Kıbrıs bağlantıları; KAFOS ise Karadeniz'de Bulgaristan ve Romanya'ya giden 538 kilometrelik bir hat.

Planlanan Kardesa bu tabloya yeni bir yön ekliyor: Şile'den çıkıp Bulgaristan'ın Aheloy, Ukrayna'nın Odessa ve Gürcistan'ın Poti noktalarına bağlanarak Karadeniz'i bir geçiş güzergâhına dönüştürme fikri üzerine kurulu. TeleGeography verisinde hizmete giriş yılı 2027 olarak kayıtlı ve sistem hâlâ "planlanan" durumunda.

Bir uyarı gerekli: bu tablo Türkiye'nin uluslararası kapasitesinin tamamı değil. TeleGeography yalnızca denizaltı sistemlerini haritalıyor; kara sınırları üzerinden komşu ülkelere giden karasal fiber hatlar bu listede yok. Yani altı sistem, Türkiye'nin dünyaya bağlanma yollarının hepsini değil, denizden geçen kısmını anlatıyor.

Sırada ne var

İki eğri ters yönde gidiyor. Bir yanda cam tarafı hızlanıyor: lif çifti sayısı sekizden yirmi dörde çıktı, şimdi tek lifin içine iki çekirdek konuyor, tasarım kapasitesi bir kuşakta ikiye katlanıyor. Öte yanda o kabloları onaracak gemi sayısı 70 civarında ve rapor bu filonun yetersiz olduğunu söylüyor; yeni bir gemi 150 milyon dolara kadar çıkabiliyor ve kimin ödeyeceği belirsiz.

ITU raporunun kendi önerileri de tam buraya bakıyor: onarım varlıklarını artıracak teşvikler ve onarım gemilerine önceden izin veren ulusal düzenlemeler. Birleşik Krallık örneğindeki 8 güne karşı 50 gün farkı, çözümün bir kısmının pahalı demir-çelikte değil, izin süreçlerinde olduğunu gösteriyor. Açık soru şu: kapasite her kuşakta ikiye katlanırken, o kapasiteyi ayakta tutan filo aynı hızla yenilenecek mi?

Fotoğraf: Oona Räisänen (User:Mysid), Public domain, Wikimedia Commons

Haberi beğendin mi?
Paylaş WhatsApp X Facebook
Teknoloji Masası

Bu içerik, Yudum Teknoloji Masası editör ekibi tarafından derlenip yayına hazırlanmıştır. Güncel gelişmeler için haber akışını takip edebilirsiniz.

İlgili haberler

Yudum

1998'den beri, dünyanın her yerinden — sohbet, radyo, oyunlar ve daha fazlası.

Sohbete Katıl Ücretsiz üye ol

Yalnız 18 yaş ve üstü — Yudum üzerindeki canlı sohbet, sesli ve görüntülü görüşmeler yetişkinler içindir. Neden?

1998'den beri sohbetin adresi

Üye olmadan girebileceğin sohbet odaları, sesli ve görüntülü sohbet, kesintisiz canlı radyo, tarayıcıdan oynanan oyunlar ve her gün yenilenen içerik. Kurulum yok, ücret yok — tarayıcını aç ve katıl.